11. Hukuk Dairesi 2023/568 E. , 2024/4093 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/24 Esas, 2022/1651 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/942 E., 2020/928 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Denizli ilinde petrol ve madeni yağ ticareti yaptığını, davalı şirketin taşeron firması olan ... Elektrik İnş. Taah. Gıda Teks.Tur. San ve Tic. Ltd. Şti. (... Şirketi) ile alışverişine başmadan önce, 10.05.2016 tarihinde, davalı şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde çalışanı... ile opet istasyonunun müdürü olan ...'nin mail adresine "ödeme garantörlüğü sözleşmesi" gönderildiğini, gönderilen bu mailden davalı şirketin Genel Müdürü ve Koordinatörü elektrik mühendisi .....'ın bilgilendirildiğini, ... şirketine müvekkili şirket tarafından 160.064,49 TL değerinde akaryakıt satışı yapıldığını, fakat akaryakıt bedellerinin şirket tarafından ödenmediğini, davalı tarafından müvekkili şirkete gönderilen mailin açık ve net olduğunu, müvekkili şirkete hitaben yazılan 10.05.2016 tarihli yazıda; "...Şirketimiz bünyesinde Denizli Merkez 1.Bölge YG/AG Elektrik tesisi yapım işinde taşeron firma olarak çalışan ... Elektrik İnş.Taah.Gıda Teks.Tur.San.ve Tic.Ltd.Şti.ve .... Kayalı firmalarına şirketinizce akaryakıt verilmesinde tarafımızca herhangi bir sakınca yoktur, ilgili kişi ve kurumların size olan carilerin tahsiline herhangi bir sıkıtı çıkması durumunda sorumluluk şirketimize aittir. İlgili kurumlar için aksi belirtilinceye kadar ödeme garantörlüğü bizdedir" denildiğini, ... şirketinin müvekkili şirkete olan borcunun ödenmesi konusunda defalarca görüşüldüğü, fakat sonuç alınmadığını, davalı şirkete Denizli 3. Noterliğinin 07.06.2017 tarih 14523 yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı şirket vekili Kayseri 8. Noterliğinin 13.06.2017 tarih ve 23031 yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde; müvekkili şirketi borcu ödeme zorunda bırakan herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığının belirtildiğini, davalı şirketin Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2017/3906 takip sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete gönderdiği yazının garanti sözleşmesi olduğunu, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde ve icra takibine itirazında, imza inkarında bulunmadığını, bu nedenlerle davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından dava dışı ... şirketine kesildiği iddia olunan faturalar bedeli toplamı 160.064,49 TL nin ödenmemiş olması gerekçe gösterilmek suretiyle, müvekkili aleyhine garantör olduğu iddiasıyla, Denizli 2. Noterliğinin 07.06.2017 tarih ve 14523 yevmiye numarası ile haksız ve hukuka aykırı biçimde keşide olunan ödeme ihtarına cevaben, cevap metni ile itirazların bildirildiğini, ihtara cevap metninin davacı vekiline 20.06.2017 tarihinde tebliğ olunduğunu, ihtar ve ihtara cevap sonrası, davacı tarafından, müvekkili şirketle birlikte dava dışı ... Şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin dayanağı olarak, dava dışı ... Şirketinin alıcı sıfatıyla yer aldığını, müvekkili şirket tarafından tanzim olunan 10.05.2016 tarihli garantörlük beyanı dilekçesi belge gösterilmek suretiyle takip başlatıldığını, başlatılan takibe karşı itiraz ettiklerini, iyi niyet çerçevesinde tanzim olunan belgede; "Şirketimiz bünyesinde Denizli Merkez 1. Bölge YG/AG Elektrik Tesisi yapım işinde taşeron olarak çalışan ... Elektrik İnş. Taah. Gıda Teks. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Zülgarneyn Kayalı firmalarına akaryakıt verilmesinde herhangi sakınca yoktur. İlgili kişi ve kurumların size olan carilerinin tahsilinde herhangi bir sıkıntı çıkması durumunda sorumluluk şirketimize aittir. İlgili kurumlar için aksi belirtilinceye kadar ödeme garantörlüğü bizdedir." ibareleri yer aldığını, dava konusu belgede, müvekkili şirketin, dava dışı ... Şirketine davacı şirketle aralarında aktolunacak akaryakıt alışveriş sözleşmelerinden doğan borçlarını tahsilde sıkıntı çıkması halinde sorumlu olacağı yönündeki beyanı sebebiyle, garanti beyanının asli unsur olmaktan çıktığını, feri nitelik, yani kefalet amacına yönelik verildiğini, belgede, müvekkilinin bağımsız bir borcu değil, dava dışı ... Şirketinin akaryakıt alışverişinden doğabilecek borçlarını tahsilde herhangi sıkıntı çıkması durumundaki sorumluluğunu yüklenmiş olmakla, bir garanti sözleşmesinin varlığından söz edilemez olduğunu, müvekkilinin, davaya konu belgeyi imzalamakta menfaati bulunmadığını, zira, müvekkili şirketle aralarında herhangi organik bağ bulunmayan, dava dışı ... Şirketinin satın alacağı akaryakıtı hangi maksatla tasarruf edeceğine dair kasıt bulunmadığını, akaryakıt üzerinde ... Şirketinin serbestçe tasarruf edebilme yetkisi bulunduğunu, 10.05.2016 tarihli belgedeki teminatın gerçekte garanti olmadığının açıkça anlaşıldığını belirterek davanın reddine, davacı tarafın takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davacı şirkete gönderilen 10.05.2016 tarihli "Şirketimiz bünyesinde Denizli Merkez 1.Bölge YG/AG Elektrik tesisi yapım işinde taşeron firma olarak çalışan ... Elektrik İnş.Taah.Gıda Teks.Tur.San.ve Tic.Ltd.Şti.ve Zulgarneyin Kayalı firmalarına şirketinizce akaryakıt verilmesinde tarafımızca herhangi bir sakınca yoktur, ilgili kişi ve kurumların size olan carilerin tahsiline herhangi bir sıkıtı çıkması durumunda sorumluluk şirketimize aittir. İlgili kurumlar için aksi belirtilinceye kadar ödeme garantörlüğü bizdedir" yazı içeriği kefalet sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ise de yazı içeriğinin garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu kanaatine varıldığını, zira somut olayda dava dışı ... Şirketinin davalı şirketin alt yüklenicisi olup, dava dışı şirkete akaryakıt verilmesinde davalı tarafın menfaati bulunup, yazı içeriği garanti sözleşmesinin garanti alanı belli bir hareket tarzına yöneltme amacı olması, garanti alanın hareket tarzından doğacak tehlikenin üstlenilmesi ve garanti sözleşmesinin tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması, bağımsız yükümlülük altına girme gibi bütün özelliklerini taşıdığı, garanti sözleşmesinin geçerli olması için herhangi bir şekil kuralının mevcut olmadığını, buna göre davalının taraflar arasındaki sözleşmenin kefalet sözleşmesi olduğu yönündeki savunmalarının kabul görmediğini, alınan bilirkişi raporları ile davacı şirket kayıtlarında kayıtlı olan alacağın dava dışı şirket tarafından Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı Pamukkale Vergi Dairesi Müdürlüğüne sunulan BA beyannamelerinde de kayıtlı olduğu, bu nedenle davacı şirketin teslim ettiğini iddia ettiği akaryakıtın dava dışı şirket tarafından teslim alındığının BA formları ile kanıtlandığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının dava dışı 3 üncü kişiden alacağının bulunduğunu ispatlayamadığını, dava dilekçesinin deliller bölümünde yer almadığı halde ve taraflarının muvaffakaatinin de olmadığı itirazlarının dikkate alınmaksızın delil listesinde yer almayan delillerin mahkemece inceleme konusunun yapıldığını, davacı tarafça TTK'ya veya VUK'a göre tanzimi zorunlu olmayan mizana göre inceleme yapılarak rapor hazırlanmasının hatalı olduğunu, dava dışı ...... Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarının incelenmeksizin sadece davacı ticari defterlerine göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ara kararının aksine BA-BS formlarına göre inceleme yapılarak ödeme gerçekleşip gerçekleşmediği veya sair yollar ile borcun sonlanıp sonlanmadığı bu formlara göre anlaşılması mümkün olmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda da bu hususun belirtildiğini, dava konusu belgenin ise Garanti sözleşmesi hükümlerine ilişkin kriterler birlikte değerlendirildiğinde 10.05.2016 tarihli belgedeki teminatın gerçekten garanti olmadığının açıkça anlaşılabileceğini, bu haliyle bunun kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu var sayılabilecek olsa bile TBK 583 üncü maddesinde yer aldığı üzere kefalet süresi ve sorumlu olduğu miktarın yazılı olmaması sebebiyle geçerli bir kefalet niteliği de taşımadığını, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı şirket arasında alacak-borç ilişkisi bulunduğunu ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın bu hususu ispatlayamadığını, davacı tarafın delil listesinde yer almayan delillerin müvekkilin muvafakati olmamasına rağmen inceleme konusu yapıldığını, davacı ile 3 üncü şahıs arasında alacak borç ilişkisi bulunup bulunmadığının ancak usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerin incelenmesi ile mümkün olduğunu, alım veya satım karşılığında ödeme gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve/veya sair yollarla borcun sonlanıp sonlanmadığının BA/BS formlarından anlaşılmasının mümkün olmadığını, alacağın ispatlanamamış olmasında rağmen aksi yönde yapılan değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında tanzim olunan belgede garanti sözleşmesinin unsurlarının bulunmadığını, kefalet sözleşmesi olarak değerlendirilse dahi kefalet süresinin ve kefilin belirtilmemiş olması sebebiyle belgenin kefale sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, Yargıtay kararının da bu yönde olduğunu, ayrıca istinaf mahkemesince ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı gerçekleştirilen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, işin esası hakkında hüküm verilmemiş olmasına rağmen nispi istinaf karar harcına hükmolunmasının hukuka aykırı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 68 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, davalı tarafından davacıya gönderilen e-posta nedeniyle dava dışı ... şirketinin borcundan davalının sorumlu olduğundan bahisle davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davalı tarafından davacıya gönderilen e-postanın garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu bu nedenle davalının dava dışı ... şirketinin borçlarından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2.Garanti sözleşmesi, ''başkasının fiilini taahhüt'' olarak sadece belli bir garanti sözleşmesi türü niteliğinde olup Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 110 uncu maddesinde ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 128 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu sözleşmeler herhangi bir şekle tabi tutulmadığı gibi, verilen garantinin belli bir limite bağlanmış olması da öngörülmemiştir.Yine garanti akdinde teminat veren kişi, borçluya ait defileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkına sahip olmadığı gibi kendisine borcu ödedikten sonra asıl borçluya tanınmış değildir. Bir tür üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğini taşıyan garanti sözleşmesindeki bağımsızlık ilkesi gereğince teminat verenin sorumluluğu asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına da bağlı değildir. Garanti veren bağımsız bir borç altına girmekte olup, bu yükümlülüğün bir başka borç ile ilgisi yoktur. Buna göre, asıl borçlu gibi yükümlülük altına girme amacını taşıyan sözleşme kefalet, asıl borçlunun borcunu aşabilecek, bir başka deyimle, lehine taahhüt altına girilen alacaklının hiçbir şekilde zarara uğramayacağını temine yönelik sözleşme ise, garanti sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Kefalet ilişkisinde kefalet verenin bu ilişkide bir yararlanma amacı olmadığı halde; garanti sözleşmesinde ilke olarak, böyle bir teminat verenin bu ilişkide yararı olduğudur. Teminatın objektif olarak belli bir sonucun gerçekleşmesi amacına yönelik olarak verilmesi halinde, garanti sözleşmesinin amaçlandığı kabul edilecektir.
3.Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Kanun'un 581 ve 603 maddeleri arasında düzenlenmiş olup anılan Kanunun 581 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca bu sözleşmelerin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına ve ayrıca sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısı ile yazılmasına bağlı olacağı düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince, adi kefalette kefilin sorumluluğu asıl borçlu aleyhine girişilecek takibin sonuçsuz kalması koşuluna bağlıdır. Kefil kefaletten doğan borcunu ödedikten sonra ödeme nispetinde alacaklının haklarına halef olup asıl borçluya rücu edebilmektedir. Ayrıca bu sözleşmelerde kefilin sorumluluğu asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlıdır.
4.Garanti veren kişinin sorumluluğu, kefalet veren kimsenin sorumluluğundan çok daha ağır koşullara tabi tutulmuştur. Bu nedenle sözleşmenin niteliğinin tespit ve yorumunda teminat veren kimsenin iradesi de bu yönden titizlikle değerlendirilmelidir. İşte bu nedenledir ki, doktrinde ve uygulamada her iki sözleşmenin birbirinden ayırt edilebilmesi için çeşitli kıstaslar belirlenmiştir. Bu kıstaslardan ilk grubu yardımcı olarak belirlenen kıstaslar oluşturur ki, bunlar ana hatları itibariyle; sözleşmede kullanılan deyimler, üstlenilen rizikonun niteliği, borçlu yerine ifa veya tazminat ödeme yükümlülüğü, para borcunun tekeffülü veya bir fiilin tekeffülü gibi kıstaslardır. Bunlar, aşağıda belirtilecek ana kıstasların yanında kullanılması mümkün olan fer’i nitelikteki kıstaslardır. Yine doktrin ve uygulamada belirlenmiş olan ana kıstaslara gelince; bunlardan ilki, asli-fer’i yükümlülük kıstasıdır. Kefalet sözleşmesini garanti sözleşmesinden ayırt eden en bariz nitelik, kefaletin fer’i olmasına karşılık garanti sözleşmesinin bağımsız ve asli niteliğidir. Garanti sözleşmesi ile garanti veren bağımsız bir borç altına girmekte olup, bu yükümlülüğün bir başka borç ile ilgisi bulunmamaktadır. Garanti alanın üçüncü kişilerle ilişkisi, üçüncü kişinin bir yükümlülük altında bulunması, garanti sözleşmesinin niteliğine tamamen yabancıdır. Kefalette ise, asıl olan bir başka borcun (temel ilişki) olması ve verilen teminat ile o borcun ödenmesinin sağlanmasıdır. Ayrıca kişisel teminat içeren bir sözleşmede bir başka borç ilişkisine yollamada bulunulması da fer’ilik karinesini teşkil eder. Ana kıstaslardan ikincisini, teminat verenin yükümlülüğünün kapsam ve niteliği teşkil eder. Buna göre, asıl borçlu gibi yükümlülük altına girme amacını taşıyan sözleşme kefalet, asıl borçlunun borcunu aşabilecek, bir başka deyimle, lehine taahhüt altına girilen alacaklının hiçbir şekilde zarara uğramayacağını temine yönelik sözleşme ise garanti sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Ana kıstaslardan bir diğeri ise, menfaat kıstası olup, bu kıstasa göre somut bir olayda teminat verenin şahsi bir menfaatinin bulunup bulunmadığına bakılacaktır. Kefalet ilişkisinde kefalet verenin genellikle bu ilişkide bir menfaat sağlama amacı olmadığı hâlde, garanti sözleşmesinde ilke olarak, garanti verenin bu ilişkiden bir menfaati olduğu kabul edilir. Ancak, menfaat her zaman açık olarak kendini göstermeyebilir. Kefalet sözleşmesinde kefil ile borçlu arasında gizli bir menfaat söz konusu olabileceği gibi hiçbir menfaate dayanmaksızın garanti sözleşmesi yapılabilmesi de mümkündür. O hâlde bu kıstas tek başına kesin bir ayırıma imkan vermemekte olup, menfaat kıstası diğer özelliklerle birlikte bulunursa bir garanti sözleşmesine işaret sayılabilir. Nihayet, ana kıstaslardan bir diğeri de kişiye yönelik teminat verme kıstasıdır. Bu kıstasa göre teminatın bir kişi göz önünde tutularak verilmesi halinde kefalet sözleşmesine işaret olunacaktır. Zira kefil, borç altına girerken alacağın her ne şekilde olursa olsun ödeneceğini değil, fakat bu borçlu tarafından ödeneceğini temin etmektedir. Başka bir deyişle kefilin ilgisi borçlunun şahsına yönelik olup, sonuç ikinci planda kalmaktadır. Garanti sözleşmesinde ise kişiye yönelik bir teminat verilmemekte, objektif olarak belli bir sonucun gerçekleşmesi amacına yönelik olarak teminat verilmektedir. Böylece teminatın bir kişi göz önünde tutularak verilmesi kefalet sözleşmesine, bir sonucun gerçekleşmesi için verilmesi ise garanti sözleşmesine işaret sayılacaktır. Her olayda diğer vakıalarla birlikte bu özelliğin de araştırılması gerekir (Bütün bu açıklamalar için bkz. Reisoğlu, Seza: Türk Kefalet Hukuku, Ankara, 2013, s. 121 vd.; Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri C. II, Ankara, 1987, s. 818 vd.; Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2017, s. 766 vd.; Özen, Burak: Kefalet Sözleşmesi, İstanbul, 2017, s. 23 vd.; Gümüş, Mustafa Alper: Borçlar Hukuku Özel Hükümler C. II, İstanbul, 2014, s. 509 vd.). (Yargıtay Hukuk Kurulu, 23.05.2019, 2017/11-1731 E., 2019/608 K.)
5.Somut olayda; davalı tarafından davacıya gönderilen 10.05.2016 tarihli e-postada ''Şirketimiz bünyesinde Denizli Merkez 1.Bölge YG/AG Elektrik tesisi yapım işinde taşeron firma olarak çalışan ... Elektrik İnş.Tur.San.ve Tic.Ltd.Şti. Ve ...in Kayalı firmalarına şirketinizce akaryakıt verilmesinde tarafımızca herhangi bir sakınca yoktur, ilgili kişi ve kurumların size olan carilerin tahsilinde herhangi bir sıkıntı çıkması durumunda sorumluluk şirketimize aittir. İlgili kurumlar için aksş belirtilinceye kadar ödeme garantörlüğü bizdedir.'' ifadeleri yer almaktadır. Yukarıda belirtilen kıstaslara göre, davalı taraf dava dışı ... şirketinin davacıdan alacağı akaryakıt bedelini ödememesi durumuna yönelik teminat vermiştir. O halde borçlu ile davacı arasındaki akaryakıt satış sözleşmesinden doğacak borçlar için davalı tarafından teminat verildiği gözetildiğinde, buradaki teminat beyanı, bağımsızlığını ve asli niteliğini kaybederek feri nitelik yani asıl borca bağlı hale gelmiştir. Bu haliyle davalı tarafından verilen teminat ile teminatın kefalete yönelik olduğu intibaı borçluya verilmiş bulunmaktadır. Keza, teminat veren sözleşme ile bağımsız bir borcu değil, asıl borçlunun sorumluluğunu yüklenmiş olduğundan ikinci ana kıstas bakımından da bir garanti sözleşmesinin varlığından söz edilemeyecektir. Diğer bir ana kıstas olan, teminat veren kimsenin bu sözleşmeyi yapmakta menfaati olup olmadığının da incelenmesi gerekir. Her ne kadar dosya kapsamından elektrik tesisi yapım işinde davalının dava konusu sözleşmeyi yapmakta menfaatinin olduğu kabul edilse dahi bu kıstas tek başına kesin bir ayırıma imkan vermemektedir. Bu durumda menfaat kıstası diğer kıstaslarla birlikte değerlendirildiğinde dava konusu sözleşmenin garanti sözleşmesi olduğunu göstermemektedir. Teminat verme kıstasına ilişkin olarak; dava konusu yazının amacının borçlu ... şirketine yönelik olduğu ve borcun bu borçlu tarafından ödeneceğinin temin edildiği açıkça anlaşılmaktadır. Zira verilen teminat, asıl borçlunun davacıdan aldığı her türlü akaryakıt borçlarını karşılamaya yöneliktir. Başka bir deyişle bağımsız ve objektif bir sonucun gerçekleşmesine yönelik teminat verilmiş değildir. O halde, tüm ana kıstasların uygulanması sonucu davalının teminatının garanti sözleşmesi amacı ile değil kefalet amacı ile verildiği sonucu ortaya çıkmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin 1 inci fıkrası gereğince de davalının bu iradesinin bir kefalet amacına yönelik olduğunun kabulü gerekir.
6.Bu durumda, dava konusu sözleşmenin kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi gereğince kefilin sorumlu olduğu miktarın sözleşmede belirtilmemiş olması karşısında kefalet sözleşmesinin bu hali ile geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece, anılan hususlar karşısında bu sözleşmeye dayalı olarak davacının dava dışı ... şirketinin borucunu davalıdan talep edemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi en İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!