11. Hukuk Dairesi 2023/5600 E. , 2024/3395 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/413 Esas, 2023/101 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iki adet fatura ile davalıya 192.371,38 TL'lik akaryakıt sattığını, davalının borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirketlerin davacı aleyhine yaptıkları icra takiplerinin kesinleştiğini, bu takiplerden kaynaklanan alacakların müvekkiline temlik edildiğini, buna göre müvekkilinin davacıdan 245.972,70 TL alacağının bulunduğunu, davacının alacaklı olduğunun belirlenmesi durumunda müvekkilinin alacağından davacının alacağının mahsup edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 21.04.2016 tarih, 2014/469E. ve 2016/194K. sayılı kararı ile benimsenen bilirkişi raporuna göre 114.959,72 TL'lik borcun vaki takas mahsup def'i nedeniyle sona erdiği, 77.411,66 TL yönünden itirazın iptali ile bu miktar yönünden takibin devamına, bakiye miktar hususunda konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Taraf vekilleri tarafından karar temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 07.06.2017 tarih, 2016/20532E., 2017/4663K. sayılı kararı ile“...Davalı, dava açıldıktan sonra cevap dilekçesi ile davacı alacağını kabul etmemekle birlikte davacının borçlu bulunduğunu ileri sürdüğü dört adet icra takibindeki üçüncü kişi alacaklarını temlik aldığını bildirerek takas mahsup definde bulunmuştur.
Davacı müflisin, iflas tarihi 30.07.2013 olup temlik alınan takas- mahsuba konu icra dosyalarındaki alacağın muacceliyet tarihi iflas tarihinden önce olması nedeniyle İİK 200/1 maddesi uyarınca davalı, davacı müflisin kendinde olan alacağını takas etme hakkına sahiptir. Taraflar arasında takas-mahsuba konu alacak konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece, bozmadan önce alınan üç kişilik bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişiler arasında yer alan hukukçu bilirkişiden tek kişilik rapor alınarak bu rapor doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Bilirkişi, daha önce düzenlenen üç kişilik bilirkişi raporundan farklı görüş belirtmiş olmasına, rapora taraf vekillerince yapılan itirazlara rağmen bu itirazlar hiç değerlendirilmeksizin, gerekçesiz reddedilerek usule aykırı olarak bir önceki heyette yer alan bilirkişiden rapor alınmak suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yeniden üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak tarafların bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazlar da değerlendilmek suretiyle oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği ... ” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
C. Karar Düzeltme Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarih, 2017/4393Esas ve 2019/4413 Karar sayılı kararı ile Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440’ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı taraf davalının takas mahsup definde bulunamayacağı yönünde itirazda bulunmuş ise de mahkemece uyulan bozma ilamında 'davalı, davacı müflisin kendinde olan alacağını takas etme hakkına sahiptir' denilmekle davalının öne sürdüğü alacaklar bakımından takas-mahsup definin yerinde olduğunun kabul edildiği ve mahkemece bozma kararına uyulmasıyla bu hususun davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğu, bu nedenle davalının temlik aldığını iddia ettiği ve alacaklı konumda olduğu icra dosyaları celp edilerek bilirkişi raporu alındığı, dosya kapsamında yer alan 12.01.2023 tarihli bilirkişi raporu içeriğine göre takas mahsup defi gözönüne alındığında davalının davacıya borcu olmadığının aksine davalının davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilmesi karşısında denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 12.01.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davalının takas mahsup defi sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 193 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince, müvekkil şirket hakkında yapılmış olan icra takipleri, iflas kararı verilmesinin akabinde durduğunu, aynı Kanun'un ikinci fıkrası gereğince de iflas kararının kesinleşmesi ile de icra takiplerinin düştüğünü, bu durum karşısında davalı tarafın alacaklı olduğu belirtilen icra takip dosyalarının iflas dosyasına alacak kayıt başvurusunda bulunması gerektiğini, ancak davalı tarafın, iflas masasına alacak kayıt başvurusunda bulunmadığını, Yargıtay'ın davalı tarafın alacaklı olduğunu belirttiği icra dosyalarının iflas dosyasına alacak kaydı yapılıp yapılmadığını incelemeksizin bozma kararı verdiğini, bu sebeple davalının usuli kazanılmış hakkının bulunmadığını, müvekkil şirket hakkında Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/407 E. sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi davası açıldığını, bu davada, müvekkili davacı hakkında Mahkemenin 13.12.2011 tarihli ara kararının (Temlik tarihinden çok önce); 1 inci maddesinin (a) bendinde icra takibi yapılmaması ve yapılan takiplerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu ihtiyati tedbir kararı üzerine davalı/borçlu ile müvekkilden alacaklı olan dava dışı ... Plastik San. A.Ş. adlı şirket birlikte hareket ettikleri, alınan ihtiyati tedbir kararını etkisiz kılmak amacıyla (borcu ödememek adına yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan iş bu itirazın iptali davasından sonra) 02.05.2012 tarihli tek taraflı temlikname ile kanuna karşı hile yaparak, müvekkilden alacaklı olan dava dışı şirket alacağını davalı/borçluya muvazaalı olarak temlik edildiğini, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının iflas kararı verilinceye kadar devam ettiğini, ancak bu husus dikkate alınmadan Yargıtayın bozma ilamına uyulmak suretiyle Mahkemece maddi hataya düşüldüğünü, tedbirin devam ettiği süre içinde “borçlunun alacaklı bulunduğu 3. kişiler nezdinde bulunan hak ve alacaklarının davacılara ödenmesi ve bu hak ve alacakların üzerine bloke konulmaması” kararı devam ettiğine göre, kanuna karşı hile yapılarak tedbir kararının önüne geçilebilmesi için temlik yapılmasının borçlu konumunda bulunan davalının kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu, Kanuna karşı hile ile kötü niyetli davalı borçlu tarafından, 3 üncü kişilerin de kanunen takip yapamayacağı bir alacağı için iflas erteleme davası sonucu verilen ihtiyati tedbir kararını yok sayacak şekilde işlem yapıldığını, Yerel Mahkeme Yargıtay 19.HD’nin 29.01.2014 tarih, 2013/15823 E. ve 2014/2179 K. sayılı ilamı doğrultusunda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu dikkate alınarak davacı yararına icra-inkâr tazminatı ve vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının takas-mahsup defi nedeniyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin son bozma ilamına uygun olarak alınan bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda takas mahsup defi nedeniyle davalının davacıya borcu olmadığı, aksine davalının davacıdan alacaklı olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafça, davacının borçlu olduğu takip dosyalarından kaynaklanan alacakların bu dava tarihinden sonra 02.05.2012 tarihinde temlik alındığı, 03.05.2012 tarihli cevap dilekçesinde de takas-mahsup definde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bozma sonrası alınan 12.01.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre, davalı tarafça, davacının borçlu olduğu takip dosyalarından kaynaklanan alacakları temlik alması nedeniyle yapılan mahsup sorasında davacıya borcunun sonlandığı ve davalının alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, dava tarihinden sonra davacının borçlu olduğu takip alacaklarının temliki nedeniyle davalının borcunun kalmadığının tespiti halinde dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Öte yandan, davacının itiraza uğrayan icra takibi için itirazın iptali davası açmış olup, davacının borçlusu olduğu icra takiplerindeki alacaklıların alacaklarını işbu davadaki davalıya dava tarihinden sonra temlik etmeleri nedeniyle davalının borcunun kalmadığı tespit edilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu bozma sonrası alınan 12.01.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre belirlendiğinden, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu konu hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi doğru görülmediği gibi davacının dava tarihi itibariyle alacaklı olduğu tespit edildiğinden vekâlet ücreti bakımından da davacının belirlenen alacağının miktarına göre haklılık durumu dikkate alınmaksızın yazılı olduğu şekilde hükmün tesis edilmesi de doğru bulunmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!