11. Hukuk Dairesi 2023/56 E. , 2024/1797 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/108 Esas, 2022/233 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Dava şartı yokluğu nedeniyle ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından, duruşmasız olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.03.2024 günü hazır bulunan davacı Avukat ... ... ile davalı vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2014/16570 E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığını, davacının takibe itiraz ettiğini; ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 138 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca müvekkilinin taşınmazları ve banka hesapları üzerine hacizler konulduğunu, müvekkilinin borcu bulunmadığını, takibe konu edilen rücu alacağının TMSF'ye devredilmeden önce zamanaşımına uğradığını, 1999 yılında başlatılan takipten sonra davalı tarafça 15 yıl boyunca herhangi bir işlem yapılmadığından alacağın bu yönden de zamanaşımına uğradığını, rücu talebinin dayanağını oluşturan dava müvekkkiline ihbar edilmediği gibi, söz konusu davanın kararında da davacının sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığını ileri sürerek hakkında başlatılan takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yönetim ve denetimi 22.12.1999 tarihinde TMSF'ye devredilen ... Bank A.Ş.'nin müşterisi olan dava dışı şirketin ortaklarından ... ... adına gelen 116.500,00 DM'nin, şirketin diğer ortağı olan davacı tarafından şirketin antentli kağıdı ve mührü kullanılmak suretiyle sahte imzalı dilekçeyle çekildiğini, ... ... tarafından davalı banka aleyhine açılan dava sonunda söz konusu paranın ... ...'a ödenmesine karar verildiğini, ödemenin yapıldığını, zararın meydana gelmesine yol açan şube yetkilileri ve parayı haksız olarak tahsil eden davacı aleyhinde Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 1999/2189 E. sayılı dosyasında takip başlattıklarını, şube çalışanlarının takibe itirazı sonucu görülen itirazın iptali davasının davalı banka lehine sonuçlandığını; ancak o takipte davacıya tebligat yapılmadığının anlaşıldığını, söz konusu takibin ve davanın takipsiz kalması nedeniyle bu defa İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2014/16570 E. sayılı dosyasında başlatılan takibe davacının itiraz ettiğini, zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2017 tarihli ve 2016/290 E., 2017/252 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2020 tarihli 2017/4469 E., 2020/723 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 21.12.2021 tarihli, 2020/4536 E., 2021/7305 K. sayılı kararıyla davalı banka tarafından davacı hakkında daha önce Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 1999/2189 E. sayılı dosyasında başlatılan takipte davacı borçlu olarak gösterilmişse de davacıya ödeme emri tebliğ edilmediği, daha sonra aynı alacak için dava konusu ... takip yapıldığı, bu durumda mükerrer takip yapılıp yapılmadığının icra dosyası incelenerek değerlendirilmesi ve sonucuna göre 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmesi gerekirken bu husus araştırılmadan eksik inceleme sonucu karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 1999/2189 E. sayılı dosyasında başlatılan takip ile İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2014/16570 E. sayılı dosyasında başlatılan takibin ilamsız icra takibi niteliğinde olduğu, bu nedenle 2004 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanamayacağı, her iki takipte tarafların ve takip konusunun aynı olması nedeniyle mükerrer takibin sözkonusu olduğu, işbu davanın konusunun İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2014/16570 E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibi nedeniyle açılan menfi tespit davası olduğu, dava icra takibi ile bağlantılı olduğundan davanın dayandığı takibin geçerli bir takip olması gerektiği, aynı alacak için daha önceki tarihte başlatılan ve derdest olan Mersin 3. İcra Dairesinin 2021/11014 E. sayılı dosyasının (yenileme öncesi eski esas: 1999/2198 E.) bulunduğu dolayısıyla bu davaya dayanak İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2014/16570 E. sayılı dosyasında başlatılan takibin mükerrer olması nedeniyle ortada geçerli bir takibin bulunmadığı ve davacının bu davayı açmada hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takibine müvekkilince yasal süresinde itiraz edildiğini, 5411 sayılı Kanun'un 138 ... maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca alacaklının talebi üzerine müvekkilinin taşınmazları ve banka hesapları üzerine haciz konulduğunu, bu hacizleri kaldırmak için işbu davanın açıldığını, müvekkilinin dava açmakta hukuki yararı bulunduğunu, Mahkemece söz konusu takibin mükerrer olduğu anlaşıldığından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına da uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 1999/2198 E. sayılı dosyasının yenilenmek istenmesine rağmen dosyanın bulunamaması nedeniyle yenileme taleplerine İcra Müdürlüğünce cevap verilmeyince borçlular hakkında İstanbul 21.İcra Müdürlüğünün 2014/16570 E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, daha sonraki dönemlerde Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 1999/2198 E. sayılı dosyasının yenilenmesi talebi ile ilgili işlem yapılmadığını, Mahkemece Mersin İcra Müdürlüğüne gönderilen yazı üzerine söz konusu icra dosyasının yenilendiğine ilişkin UYAP'... bilgi geldiğini, takibin mükerrer ve zamanaşımına uğradığı iddialarının haksız olduğunu, davanın reddi ile müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek değerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Davalıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!