WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5597 E.  ,  2024/2917 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2021/63 Esas, 2023/379 Karar
HÜKÜM :Kısmen kabul

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı ... Et ve Et Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini davalıların müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmeye istinaden kullandırılan ticari kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı...Pen Plastik Ağaç Ürünleri Gıda Hayvancılık İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti. temsilcisi cevap dilekçesinde; davacı bankanın ... Et ve Et Ürünleri Ltd. Şti.'ne 2004 yılında verilen kredi nedeniyle davalı şirketin kefil olarak gösterildiği, ancak şirketi temsil hususunda tek yetkilisinin kendisi olduğunu ve böyle bir sözleşmeyi hiçbir sıfatla imzalamadığını, sözleşme altındaki şirket kaşesinin de şirkete ait olmadığını, davalı şirketin ve kendisinin kefaletinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davaya konu takibin dayanağı sözleşmede ... yazısı ve ismi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 24.09.2014 tarih, 2010/568 E. ve 2014/535 K. sayılı karar ile davaya konu edilen 02.05.2007 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinde, Bahri Tosun'un herhangi bir imzasının bulunmadığı, davalı ... temsil ve ilzama yetkili ayrıca sözleşmede ...'a ait kefaleten atılmış imza olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 11.04.2016 tarih, 2016/3618 E. ve 2016/6222 K. sayılı kararıyla davaya konu icra takibinde davacı bankanın alacağının dayanağı olarak 01.12.2004 tarihli asıl ve 06.12.2004 tarihli zeyilname ile 02.05.2007 tarihli sözleşmeyi gösterdiği, davalıların 01.12.2004 tarihli sözleşmede imzaları bulunduğunun, Adli Tıp Kurumu raporu ile saptandığı, bu durumda takip ve dava konusu edilen kredinin hangi sözleşmeye göre kullandırıldığının banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılarak belirlenmesi gereğine işaret edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 18.09.2018 tarih, 2016/693 E. ve 2018/814 K. sayılı kararı ile aldırılan bilirkişi heyet raporuyla takip ve dava konusu edilen kredinin davalıların kefalet imzasını taşımayan 02.05.2007 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı tespit edildiğinden, davalıların takibe itirazında haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı, temlik alan davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 16.03.2021 tarih, 2020/3738 E. ve 2021/2476 K. sayılı kararıyla Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmaksızın karar verildiği, Mahkemece, bankacılık konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak takip ve dava konusu edilen kredinin hangi sözleşmeye göre kullandırıldığının araştırılarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka tarafından kredi sözleşmesine dayanarak icra takibi başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi heyet raporu ile davalı borçlu kefiller yönünden sorumluluğun 30.000,00 TL ile sınırlı olacağının tespit edildiği, davalı vekilinin 01.12.2004 ve bağlı 06.12.2004 tarihli toplam 30.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi kefalet imzası üzerinden, takip konusu edilen alacakların 2006-2009 yıllarına ait olmakla talep edilemeyeceğine yönelik itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların Afyonkarahisar 5. İcra Müdürlüğünün 2010/1465 E. sayılı icra takip dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptaline, davalı borçlu kefil ve temsil ve ilzama yetkili olduğu kabul edilen ... yönünden kefillerin sorumluluğunun 30.000,00 TL ile sorumlu olmak kaydıyla takibin 30.000,00 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin kredi sözleşmeleri ve delilleri yerinde incelemediği, dosyadaki eksik deliller üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda itirazlarına cevap verilemediğini, 10.04.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunun sonuç kısmında 01.12.2004 ve 06.12.2004 tarihli toplam 30.000,00 TL'lık genel kredi sözleşmesi kapsamında herhangi bir kefaletten cayma talepleri olmaması nedeniyle müteselsil kefil sıfatıyla davalı kefillerin borç tutarının tamamından sorumlu tutulmaları gerektiği ileri sürülmüşse de bu görüşe katılmadıklarını mahkemeye bildirdiklerini, banka kredisinin davalıların kefalet imzasını taşımayan 02.05.2007 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı daha önceki yargılamalar sırasında defalarca tespit edildiği halde genel kredi sözleşmesinin 2 nci maddesinin davalılar aleyhinde yorumlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kredi borcunun bankaya ödenip ödenmediği hususunda herhangi bir araştırma yapılmadığını, davalıların talep edilen ana para, gecikme faiz oranı ve gecikme faizi miktarı ile sair ferilerine itiraz etmiş olmalarına rağmen söz konusu itirazlarına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmaksızın karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerce takip dayanağının 01.12.2004 tarihli asıl genel kredi sözleşmesi ve eki zeyilnameye dayandığı, 02.05.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinin dava konusu olmadığı ve değerlendirmeye esas alınmadığı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme netice itibarıyla Dairemizin önceki iki bozmasına aykırıdır. Önceki bozmalarımızda da belirtildiği gibi takip ve dava konusu edilen kredinin hangi sözleşmeye göre kullandırıldığının banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde inceleme yapılarak 01.12.2004 tarihli asıl genel kredi sözleşmesi ve eki zeyilnameden mi, yoksa davalıları bağlamayan 02.05.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinden mi kaynaklandığının somut olarak belirlenip sonucuna göre eğer dava konusu kredi 01.12.2004 tarihli asıl genel kredi sözleşmesi ve eki zeyilnameden kaynaklanıyorsa davalıların talep edilen ana para, temerrüt faiz oranı ve miktarı ile sair ferilerine itiraz etmiş olmaları sebebiyle bankacı bilirkişi aracılığıyla ana para, temerrüt faiz oranı ve miktarının hesaplattırılarak bir karar verilmesi, alınacak raporda kredinin davalıların kefalet imzasını taşımayan 02.05.2007 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılmış olması halinde davalı kefillerin sorumluluğu bulunmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bozmaya aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.