WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/537 E.  ,  2024/4426 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1417 Esas, 2022/1640 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/692 E., 2020/241 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 27.04.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, bilanço kayıtları ile davalı şirket fiili durumunun bağdaşmadığını ve karın düşük gösterildiğini, bu nedenle finansal tablolar ile bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına, yönetim kurulunun ibrasına ve kar payı dağıtılmamasına yönelik alınan kararların hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı şirketin şeffaflıktan uzak şekilde yönetildiğini, küçük ortakların şirketin bilanço ve gelir tabloları hususunda yeterli bilgiye hiç bir zaman ulaşamadığını ileri sürerek 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin olarak 27.04.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirketteki hisse oranının %0,03 olduğunu, davacının şikayeti üzerine bakanlıkça yapılan incelemeler sonrasında müvekkili şirketin 2008 yılında oluşan zararının diğer yıllar kârı ile kapatıldığının tespit edildiğini, 2015 yılında yedek akçe ayrıldıktan sonra kâr dağıtımı yapıldığını, 2017 dönem karının yatırım ve özkaynak güçlendirmesine ilave edildiğini, alınan kararın hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davacının iyiniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, hissedarı olduğu davalı şirketin 27.04. 018 tarihli genel kurul toplantısına iştirak ettiği, iptali istenilen gündem maddelerine olumsuz oy kullandığı ve kararlara ilişkin muhalefet şerhi yazdırdığı, bilirkişi raporunda beliritldiği üzere usulüne uygun tutulan davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre, davalı şirketin 2017 yılı faaliyet kâr oranının önceki yıllara göre yükseliş gösterdiği ve karlılığını arttırıcı nitelikte olduğu, bu nedenle şirketin içinin boşaltıldığına ilişkin davacı iddiasının yerinde olmadığı, yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 ve 396 ncı maddeleri gereğince verilen iznin yasa gereği yetkili organ olan genel kurulca verildiği, kaldı ki anonim ortaklıklarda çoğunluk ilkesi gereği genel kurul kararlarının oy çokluğu ile alındığı, dolayısıyla davacının dava konusu yaptığı mali tablo ve raporların onaylanmasına ilişkin gündemin 3.maddesiyle alınan, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin gündemin 4. maddesiyle alınan, yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin gündemin 6. maddesiyle alınan, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesine ilişkin gündemin 7. maddesiyle alınan ve yönetim kurulu üyelerine TTK 395.ve 396.maddelerine göre işlem yapılabilmeleri için izin verilmesine ilişkin gündemin 8.maddesiyle alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılıklarının tespit edilemediği, dolayısı ile iptal şartlarının oluşmadığı, ancak kâr payı dağıtılıp dağıtılmaması hususu her ne kadar şirket genel kurulunun takdir yetkisinde ise de somut olayda kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olmaması gerektiği, davalının hangi gerekçelerle kar payı dağıtılmadığı hususunu somut delillerle ispatlayamadığı, kâr payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul gündeminin 5.maddesiyle alınan kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 27.04.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesinde "kârın dağıtılmaması" yönünde alınan kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul kararlarının tamamının iptal edilmesi gerektiğini, faaliyet raporları, bilanço ve gelir tablolarında belirtilen tüm dönemlere ilişkin net kârların ortaklara dağıtılmak yerine, olağanüstü yedek olarak ayrılmasına karar verildiğini, davalı şirketin yapmış olduğu tüm çalışmalar ve yatırımlar düşünüldüğünde bilançolarda düzenlenen net karların oldukça düşük olduğunu, şirket kayıtlarında yapılacak incelemelerde, gizlenen bir kazanç durumunun ortaklık haklarına zarar vereceğinin sabit olup, bilanço kayıtlarının fiili durum ile bağdaşmadığını ve karın bilançoya düşük yansıtıldığının tespit edileceğini, 4. maddede görüşülerek karara bağlanan yönetim kurulunun 2017 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesine ilişkin alınan kararında usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin üretmekte olduğu seramik yer ve duvar karosunun ... Seramik Firmasının %95,5 hissesine sahip hissedarlara ait bağlı şirketler tarafından yapıldığını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından verilen röportajda Almanya ve Fransa’da Home Works adlı şirket tarafından satışların yapıldığı hususunun belirtildiğini, yine çoğunluk hisseye sahip hissedarların yönetiminde olan ... Dış Ticaret Ltd. Şti., ...Holding Yatırım A.Ş., Beril Maden Mineralleri Üretim Satış Sanayi ve Ticaret A.Ş. firmalarının faaliyet gösterdiğini, davalı ... Seramik Firması ile bağlı şirketler arasındaki ilişkinin izaha muhtaç olduğunu, davalı şirketi yönetenlerin küçük ortakları tamamen bertaraf ederek tüm hissedarların ortaklaşa koydukları sermaye ile kurulan şirketin neredeyse tek sahibi olduklarını, küçük hissedarların bu şirket için koymuş oldukları sermayenin, şirket hisselerinin ezici çoğunluğunun yönetim kurulunun eline geçmesi nedeni ile değer kaybettiğini, davalı şirketin, başka şirketler kurarak ... Seramik Firmasının gelirini azalttığını, kâr payından çaldığını, benzer hizmetler ile faaliyet gösteren şirketler kurulmasının haksız rekabet teşkil ettiğini ve ... Seramik’in gelirini düşük göstermek suretiyle müvekkili gibi küçük ortakların gelirlerini azalttığını, oy çokluğunu elinde bulunduran ortakların, söz konusu hakim durumlarını kötüye kullandığını, 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında şahsi çıkarlarını ön planda tutarak kendi lehlerine fakat şirketin zararına sebebiyet verecek ve mevcut fiili durumu yansıtmayan kararlar aldıklarını, söz konusu toplantıda alınan kararların, uygulanması halinde şirket aleyhine geri dönüşü mümkün olmayan ciddi sonuçlar doğuracak nitelikte kararlar olduğunu, genel kurulun, yönetim kurulu üyelerine kendi iştirak alanları için (kendi aleyhlerine sonuç doğuracağı açık bir gerçeklik iken) rekabet izni vermeyeceği hususunun izahtan vareste olduğunu, iptali ve yürütmesinin geri bırakılmasını talep ettikleri ve söz konusu kararların çalışma ve ticaret özgürlüğünü aşırı şekilde sınırlayan ve hiçbir şekilde müvekkilinin de pay sahibi olduğu davalı şirketin lehine olmayan, sırf bu sebeple dahi geçerli olmamaları gereken kararlar olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 396. maddesinde yer alan rekabet yasağının, sadakat yükümlülüğünün gereği olarak yönetim kurulu üyeleri bakımından getirilmiş bir hüküm olduğunu 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi gereğince davaya konu diğer kararların da iptal edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece kâr dağıtılmamasına dair gündem maddesinin iptalin karar verilmişse de davacının ve müvekkili şirketin yönetim kurulu ortaklarının hisse oranlarının göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda da beliritldiği gibi kararı alan yönetim kurulu üyelerinin toplam hisse oranının %98,1292, davacının hisse oranının %0,0360 iptale konu karar ile dağıtılmayan 2017 yılı net kârının ise 14.686.831,44 TL olduğunu, dolayısıyla davacının 5.287,25 TL payına karşılık; yönetim kurulu üyelerinin toplam 14.412.129 TL kâr payından vazgeçmesi hususunun dikkate alınmadığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi kâr paylarını da azınlığın kâr payı hakkını da göz önünde bulundurduğunu, nitekim anonim şirketlerin nihai amacının kar elde edip ortaklarına dağıtmak olduğunu, karın dağıtılmaması kararına gerekçe gösterilen hususların gerekçeli kararda da bilirkişi raporunda da incelenmediğini, cevap dilekçesinden itibaren söylenen kâr payının dağıtılmama kararının alındığı tarihte 2019 yılında yeni toplu iş sözleşmesi yapılacağı ve yüksek ödeme riski öngörüldüğünü, nitekim yapılan yeni toplu iş sözleşmesinin %27 zam ile imzalandığını, bunun dışında, ekonomik dalgalanma, şirketin başkaca devam eden yatırımları, nakit sıkıntısı yaşama risklerinin dikkate alındığını ve 2017 yılı kâr payının dağıtılmamasına karar verildiğini, üstelik kötü niyetli davacının şikâyeti üzerine şirketin bu hususta bakanlık incelemesi geçirdiğini ve bakanlığın yapılacak bir husus bulunmadığına karar verdiğini, bilirkişi raporu incelendiğinde, savunmalarının incelenmediği ve yalnızca dürüstlük kuralına uygun olmadığı gerekçesi ile yetinildiğini, mahkemenin de eksik inceleme ile bilirkişi raporuna aynen uygun olarak karar verdiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirkette pay sahibi olduğu ve dava konusu yapılan kararlara karşı muhalefet şerhlerini yazılı olarak divan başkanlığına sunduğu, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı, mahkemece konusunda uzman bilirkişilerden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor ve ek rapor alınarak karar ver,ildiği, iptali talep edilen 3, 4, 6, 7 ve 8 sayılı kararların, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olmadıkları, davalı şirketin finansal ve mali durumuna göre, kâr payı dağıtılmamasının haklı sebepleri bulunduğunun davalı tarafça somut delillerle ispatlanmadığı, buna göre kar payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul gündeminin 5. maddesiyle alınan kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 27.04.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 445 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.