WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5365 E.  ,  2024/2642 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2022/247 Esas, 2022/323 Karar
HÜKÜM :Davacı ... tarafından açılan 1.000,00 TL'lik davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi, davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

Taraflar arasındaki şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davacı ... tarafından açılan 1.000,00 TL'lik davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi, davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı ... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkette davalı ...'in 02.08.2002 ile 22.06.2009 tarihleri arasında müdürlük yaptığını, bu sırada şirket aleyhine bir çok haksız eylemde bulunduğunu, şirketi zarara uğrattığını, davalının müdürlük yaptığı 7 yıllık süre içerisinde, kasten şirket defterlerinin eksik ve hatalı tutulmasından dolayı şirketin vergi cezasına çarptırılmasına sebebiyet verdiğini, bunun dışında davalının... isimli ve davacı şirkete rakip aynı işle iştigal eden bir başka şirketin ortağı ve müdürü eşi ... ile anlaşıp müvekkili şirketinin kullanımında bulunan maden ocağının giriş yolunu, otuz dönümlük tarlayı eşi üzerine tapu ettiğini, bununla ilgili davanın devam ettiğini, davalının şirket müdürlüğü devam ederken 12.06.2008 tarihinde eşi ... ve oğlu ...’in... isimli bir şirket kurduğunu bilmesine rağmen, davacı şirketin nam ve şöhretinden faydalanmalarına müsaade ettiğini, müvekkili şirketin unvanının kullanmasına göz yumduğunu, şirketin müşteri bilgilerini onlara vererek kendi ortağı ve aynı zaman müdürü olduğu şirketin adeta içini boşaltarak zarar uğramasına neden olduğunu ileri sürerek şirket zararının 10.000,00 TL’sinin davalıdan alınarak davacı şirkete ve hissesi oranında şirket ortağı ve müdürü ...’e verilmesini talep etmiş, 19.02.2014 tarihinde 10.000,00 TL’nin 1.000,00 TL’sinin davacı ...'e verilmesini, bakiye 9.000,00 TL’nin ise ıslah edilen 673.832,57 TL miktarın birleştirilmesi sonucu toplam 682.832,57 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılardan ...'in aktif dava ehliyetinin olmadığını, ayrıca zarardan itibaren 5 yıllık sürenin geçtiğini, zamanaşımının dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 24.11.2015 tarihli ve 2011/94 E., 2015/192 K. sayılı kararı ile davanın, yönetici sorumluluğu ve haksız rekabetinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve dosyada mübrez vergi inceleme raporlarından anlaşılacağı üzere, şirket yetkilileri tarafından ilgili yıllarda gelir tablosu ile yevmiye defterinde farklı tutarların kullanılmış olduğu, hasılat faturalarının bir kısmının yevmiye defterine ve beyannamelere eksik aktarıldığı, beyannamelerde defter ve belgelerde ki tutardan fazla tutarlarda indirimler yapıldığı, ödemeler veresiye yapılmış gibi gösterilerek tamamının yıllık olarak tek seferde kasadan ödenmiş gibi gösterildiği, belgesi olmayan gider kayıtları ve mükerrer kayıtların yapıldığı, defter kayıtlarının, ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olduğu, tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığı, tüm bu hususların şirket yetkililerin kanuna göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslara uymadığı, ayrıca ticari defterlerin yanlış tutulmasından dolayı davalı müdürün sorumlu olduğu, yapılan incelemede 2005 yılı için 259.265,65 TL vergi ziyaı cezası ve 154.723,08 TL gecikme faizi, 2006 yılı için 12.000,00 TL vergi ziyaı cezası ile 109.802,10 TL faizi, 2007 yılı için 11.500,00 TL vergi ziyaı cezası, 119.286,74 TL faizi, 2008 yılı için 1.000,00 TL vergi ziyaı cezası olmak üzere toplam faiz ve vergi ziyaı cezası olarak 667.577,57 TL davacı şirketin cezaya çarptırılmasına neden olduğu, Mahkemece yazılan müzekkere üzerine vergi dairesinin 14.05.2015 tarihli cevabında en son olarak ... şirketinin 424.489,54 TL vergi aslı ve 111.788,31 TL faizi olmak üzere toplam 536.277,85 TL vergi borcunun olduğuna ilişkin cevap verildiği, her ne kadar davacı vekili 667.577,57 TL vergi alacağını talep etmiş ise de yapılandırma neticesinde şirketin toplam borcunun 536.277,85 TL olarak hesaplandığı, vergi borcundan dolayı davalının bu miktarla sorumlu tutulmasının uygun olacağı, davacı ... kendisi için 1.000,00 TL'nin verilmesini talep etmiş ise de verilen zararın ancak şirkete verilmesi istenebileceğinden davacı ...'in açtığı davanın reddine karar verilmesinin gerektiği, vergi borcu halen devam ettiğinden davalının zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği, davalı şirket müdürünün şirketin ticaret unvanına çok benzer bir unvanla aynı sektörde bir şirketin eşi ve çocuğu tarafından 12.06.2008 tarihinde kurulmasına ve dava tarihine kadar faaliyet göstermesine göz yumduğu, dolayısıyla davalı bu davranışı ile özen yükümlülüğüne aykırı davranarak şirketin menfaatine zarar verdiğini, nitekim dosyada bulunan Sındırgı Sulh Ceza Mahkemesini 02.06.2009 tarihli ve 2008/173 E., 2009/98 K. sayılı ilamı ile davalının eşi ... ve oğlu ...'in davacı şirketin ticaret unvanına benzer bir unvan kullanmak suretiyle haksız rekabet işlediği nedeniyle sanıkların mahkumiyetine karar verildiği ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 15.12.2011 tarihli ve 2011/25989 K. sayılı ilamı ile kararın onandığı, yapılan hesaplamada haksız rekabet nedeniyle davalının eşi ve oğlunun sahibi olduğu... şirketinin 2009 yılında elde ettiği kâr olan 30.509,21 TL’nin yarısının davacı şirkette müdürlük görevini yaptığı 2009 yılının ilk aylık dönemine ait olduğu kabul edilerek yaklaşık 15.255,00 TL haksız rekabetten dolayı tazminat talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ...'in açtığı 1.000,00 TL’lik davanın aktif husumet nedeniyle usulden reddine, davacı şirket tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 1.000,00 TL’nin düşülmesinden sonra kalan 535.277,85 TL’nin davalından tahsiline karar verilmesinin gerektiği, 535.277,85 TL vergi borcu ve 15.255,00 TL haksız rekabetten dolayı toplamda 550.532,85 TL'nin 9.000,00 TL'nin dava tarihinden bakiye kısmı olan 541.532,85 TL’nin de ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 09.10.2017 tarihli ve 2016/3215 E., 2017/5180 K. sayılı kararıyla, davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş ancak, 19.07.2013 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalının görevde olduğu dönem itibariyle vergi ziyaı cezası ve gecikme faizleri toplamının 667.557,00 TL olduğunun belirtildiği, Mahkemece hükme esas alınan Sındırgı Vergi Dairesinin 14.05.2015 tarihli yazı cevabında davacı şirketin 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'a (6552 sayılı Kanun) dayalı olarak yeniden yapılandırma talebi üzerine 14.05.2015 tarihi itibarıyla 2005-2015 arası dönemin toplam vergi aslı tutarının 424.489,54 TL ve toplam Yİ-ÜFE tutarının ise 111.788,31 TL olduğunun bildirildiği, oysa, işbu davanın mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 336 ncı maddesine dayalı sorumluluk davası olması nedeniyle davalı müdürün sorumluluğunun ancak bu görevi yerine getirdiği dönem ile sınırlı olduğu, bu bakımdan, Vergi Dairesi tarafından Mahkemeye gönderilen yapılandırmaya ilişkin kayıt ve belgeler ile birlikte bilirkişiden 6552 sayılı Kanun'a dayalı olarak gerçekleştirilen işlem sonucu davalının çalıştığı dönemler itibarıyla defterleri usulüne uygun tutmaması nedeniyle vergi borcunun süresinde ödenmemesinden dolayı tahakkuk eden ve davalının sorumluluğunu gerektiren vergi ziyaı cezası ve gecikme faizleri hakkında ek rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde vergi dairesinden bildirilen miktarın tümünü kapsayacak şekilde davalının sorumluluğuna hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 13.09.2019 tarihli ve 2018/59 E., 2019/298 K. sayılı kararı ile yapılandırmada davalının müdürlük yaptığı döneme ilişkin şirket lehine 240.192,60 TL tutarında bir kamu alacağından vazgeçildiğinin tespit edildiği, vergi inceleme raporlarına istinaden davalının müdürlük yaptığı döneme ilişkin 283.765,65 TL vergi ziyaı cezası, 383.811,92 TL gecikme cezası toplam 667.577,57 TL alacak ile haksız rekabete dayalı olarak tespit edilen 15.255,00 TL’nin toplamından yapılandırma ile vazgeçilen 240.192,60 TL’nin mahsubu ile 442.639,97 TL alacaktan davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacı ...'in açtığı 1.000,00 TL’lik davanın aktif husumet nedeniyle usulden reddine, davacı şirket tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 442.639,97 TL’nin davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin taleplerin reddine karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz talebi karar Dairemizin 31.05.2021 tarihli ve 2021/1881 E., 2021/4572 K. sayılı ilamı ile reddedilerek karar onanmış, davalı vekilince karar düzeltme kanun yoluna başvurulmuştur.

D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 08.06.2022 tarihli ve 2021/6342 E., 2022/4628 K. sayılı kararı ile; onama ilamından sonra, 09.06.2021 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun (7326 sayılı Kanun) uyarınca davacı şirketin müdürlüğünü yaptığı dönem için yapılandırma müracaatında bulunduğunu ileri sürdüğü, bilahare yapılandırma borcunu ödediğini, müdürlük görevini yaptığı süre içinde şirket defterlerini eksik ve hatalı tutulmasından dolayı şirketin vergi cezası ödeme yükünün tamamen sona erdiğini, mali sorumluluğunun kalmadığını belirttiği, buna ilişkin ödeme tablosu, tahsil alındısı ve peşin ödeme tutarının vezneye ödendiğine dair vergi dairesinin yazısını sunduğu, davalının dilekçe eklerinde sunduğu evrakın borcu kısmen ya da tamamen söndürebilecek mahiyeti bulunduğundan Mahkemece bu belgelerin değerlendirilip şirket yöneticisinin sorumluluğu talebi yönünden sonucuna göre bir karar verilmesini teminen davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 31.05.2021 tarihli ve 2021/1881 E., 2021/4572 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin 2018/59 E., 2021/4572 K. sayılı ilamının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1881 E., 2022/4572 K. sayılı ilamı ile onandıktan sonra davaya ve onamaya konu bedeli ödemek için davalı tarafın 7326 sayılı Kanun uyarınca davacı şirketin müdürlüğünü yaptığı dönem için yapılandırma müracaatında bulunduğunu, esasında karar düzeltme talebinin yalnızca bu sebeple kabul edildiğinin açık olduğu, karar düzeltme neticesinde bozma ilamına uyulduğu, davaya konu bedelin yapılandırma başvurusuna dair tüm belgelerin vergi dairesinden istendiği, vergi dairesinden gelen 06.12.2022 tarihli cevabi müzekkerede, davaya konu bedelin tamamının yapılandırma hükümlerinden faydalanmak sureti ile 22.09.2021 tarihinde peşin ödendiğinin belirtildiği (dava dışı kurumun peşin ödeme ile yapılandırma kanunu ödeme tablosuna göre bakiye alacaktan da vazgeçtiği), hal böyle olunca davanın konusuz kaldığı, dava tarihi itibariyle ve dosyadaki onama ve karar düzeltme ilamı gözetilerek davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiğinin sabit olduğu, dolayısıyla onama ilamına konu 442.639,97 TL üzerinden davacı şirket lehine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacı ... tarafından açılan dava hakkında verilen karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/3215 E., 2017/5180 K. sayılı ilamı ile temyize ve bozmaya konu edilmediğinden şeklen kesinleştiği ve buna yönelik olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği davacı aleyhine 1.000,00 TL vekâlet ücreti verilmesi gerektiği dikkate alınmışsa da usuli kazanılmış hakkın gözetildiği gerekçeleriyle, davacı ... tarafından açılan 1.000,00 TL'lik davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının müdürlük yaptığı dönemde şirket defterlerinin eksik ve hatalı tutulmasını sağlayarak vergi zıyai cezasına çarptırılmasına sebep olduğu bunun dışında dava dilekçesinde belirtilen haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğinden davalının şirket zararını ödemesi gerektiğini, davalının kusuru nedeniyle vergi borcunun süresinde ödenmemesinden dolayı tahakkuk eden cezadan davalının sorumlu tutulması gerektiği bilirkişi raporlarında tespit edildiği halde davanın esasına yönelik bir karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bir kısım taleplerin de husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karara katılmadıklarını, ortada şirketin zararının olduğu ve bu nedenle dava açıldığı, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre haklı olduklarının kabul edildiğini, ancak yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasının doğru olmadığını, yaptıkları yargılama giderlerinin de davalıdan alınarak kendilerine verilmesi yönünde hüküm kurulması gerektiğini, kararın içerik ile hüküm kısmının bu anlanmada çeliştiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğu ve haksız rekabetinden dolayı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.Mülga 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesi,

2. 7326 sayılı Kanun.

3. Değerlendirme
1.Dava, biri gerçek diğeri tüzel kişi olan iki davacı tarafından açılmış olup, gerçek kişi davacı ile ilgili olarak husumetten red kararı verildiği, şirket açısından yargılamaya devam edilerek farklı gerekçeyle hakkında karar verildiği anlaşıldığından, her bir davacı ile ilgili olarak ayrı ayrı yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, hüküm kısmında yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının şirket müdürlüğü görevini gereği gibi yerine getirmemesi ve haksız rekabet teşkil eden fiilleri sebebi ile tazminat talebinde bulunmuş olup, Mahkemece 24.11.2015 tarihli ve 2011/94 E., 2015/192 K. sayılı karar ile 535.277,85 TL vergi borcunun yanı sıra 15.255,00 TL'nin haksız rekabetten dolayı bahse konu miktarların davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine verilen Dairemizin 09.10.2017 tarihli ve 2016/3215 E., 2017/5180 K. sayılı kararında haksız rekabet ile ilgili verilen karara yönelik herhangi bir bozma gerekçesine yer verilmemiştir. Haksız rekabet yönelik olarak verilen karar bu hali ile kesinleşmiştir.

Temyize konu kararda, dava dilekçesindeki talepler ve daha evvel verilmiş kararlar dikkate alınmaksızın, yani haksız rekabete yönelik verilen karar ile ilgil iolarak herhangi bir gerekçe ve hüküm fıkrasının oluşturulmaması doğru değildir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.