11. Hukuk Dairesi 2023/534 E. , 2024/4171 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/888 Esas, 2022/1541 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/1164 E., 2022/104 K.
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurluğu kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin/dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Plastik Sanayi ve Dış Tic. A.Ş. unvanlı şirketin eski ortağı ve münferid imza yetkililerinden birisi olduğunu, davacının şirketteki hisselerini 12.01.2015 tarihinde şirketin diğer ortağı ...’a devrettiğini, davacının şirketteki hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrılmış olmasına rağmen, şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...'ın davacının ortaklıktan ayrılmış olduğunu Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirmediğini, bu nedenle davacının ticaret sicil kayıtlarında halen şirketin hissedarı ve yöneticisi olarak göründüğünü, bu durumun tescil ve ilanı için şirkete 21.09.2021 tarihli ihtarname gönderildiğini, ancak sonuç alınamadığını, davacının Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğüne 29.11.2021 tarihli dilekçe ile müracaat ederek şirkete ait hisse devri ve yönetim kurulu üyeliğinin sonlandığının tescilinin talep edildiğini, talebe binaen ...'nın 03.12.2021 tarihli cevabı ile tescil talebinin reddedildiğini, ret kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davacının hissedarı olduğu ... Plastik San ve Dış Tic. A.Ş. ndeki hisselerinin tamamını ...'a devrettiğinin ve şirkette imza yetkisinin sona erdiğinin tespiti ile işbu devrin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 ncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ...'nın davanın tarafı olmadığını zira tescile karar verme yetkisi ve görevinin bulunmadığını, Ticaret ve Sanayi Odaları'nın 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu'na tabi olduğunu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne bağlı olduğunu, Ticaret ve Sanayi Odalarının Ticaret Sicil Müdürlüklerinden ayrı ve bağımsız kuruluşlar olduklarını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini ve davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, işlemin muhatabının Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından hisse devrinin yapıldığı, söz konusu hisse devrinini şirket yönetim kurulunda onaylandığı, anonim şirket pay devrinin istisnalar dışında tescile tabi bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlıkta da anonim şirket hissesinin devrinin tescile tabi olmadığı, davacının anonim şirketteki hisselerini dava dışı ...'a devrettiğinin tesciline yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, anonim şirketteki yönetim kurulu üyeliğinin istifa yoluyla sona erdirilebileceği, istifanın şirkete ulaşması, istifanın üçüncü kişiler yönünden de sonuç doğurabilmesi için ticaret sicilinde ilan edilmesi ve söz konusu ilanın da şirket tarafından yapılması gerektiği, davacının dava dışı şirkete istifa ettiğini ihtarname göndererek bildirmek istediği, ancak ihtarnamenin dava dışı şirkete tebliğ edilemediği, tebligatın iade edildiği, davacının istifasını dava dışı şirkete ulaştıramadığı, bu nedenle davacının dava dışı şirketteki yönetim kurulu üyeliğinden istifasına dair talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle davalı ... ve Sanayi Odasına karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine, davalı ... Sicil Müdürlüğü'ne açmış olduğu hisse devrinin ve yönetim kurulu üyeliğinden istifasının sona erdiğinin tespiti ve tescili davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ....Plastik San. ve Dış Tic. A.Ş. unvanlı şirketin eski ortağı ve münferid imza yetkililerinden birisi olduğunu, şirketteki hisselerini 12.01.2015 tarihinde noter resmi sözleşmesi ile ....’a devrettiğini, müvekkilinin muhatap şirkete ulaşamadığını, şirket ticari faaliyetini fiilen sürdürmediği için yönetim kurulundan istifasının tescil ve ilanını sağlayamadığını, tescili zorunlu olmayan bir hususunun da ilgililerce tescilinin istenebileceğini, sicil müdürlüğünce şirket ortaklığındaki hisse devrinin pay defterine işlenmediğinden bahisle reddedilmiş olduğunu, davalı tarafça ileri sürülmeyen bir vakıanın re'sen davanın red gerekçesi olamayacağını, müvekkilinin şirketteki hisselerini devrettikten sonra şirketin tek ortaklı bir şirket haline dönüştüğünü, tek ortaklı şirketlerde de 6102 sayılı Kanun'un 338 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre hisse devrinin tescil ve ilanının yasal zorunluluk olduğunu, şirketin ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı olan adresine ihtarname gönderilmiş ise de bu ihtarnamenin şirketin adresinde faliyet göstermemesi nedeniyle tebliğ edilemediğini, tescil talebine ... antetli 03.12.2021 tarihli yazı ile cevap verildiğini, bu nedenle davanın Çorlu Ticaret ve Sanayii Odasına karşı açılmış olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ayrı bir tüzel kişiliğinin olmadığını, müdürlüğün ayrı bir taraf olarak kabulü ile davanın husumetten reddi yönünde verilen kararın hatalı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi kapsamında hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunun kabulü ile davalı tarafın yanlış gösterildiğini, davanın Ticaret Sicil Memurluğunun red kararına itiraz olduğu, bu nedenle davalının Ticaret Sicil Memurluğu olduğu kabul edildikten sonra davanın husumetten reddinin mümkün olmadığını, şirketin hali hazırdaki ortağı tarafından piyasaya sunulan çeklerden dolayı karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı muhtelif mahkemelerde sanık olarak yargılandığını, ayrıca şirketin Vergi Dairesi ve SGK'ya olan borçları nedeniyle haciz tehdidi altında bu borçları ödemek zorunda kaldığını, şirketin ticaret sicil adresinde fiilen faaliyetini sürdürmediğini, şirkete gönderilen ihtarnamenin 2 kere bila tebliğ iade edildiğini, muhatap şirkete tebligat yapılamadığını, şirketin tek yetkilisi ve sahibi olan müvekkilinin hisselerini devrettiği ... ile iletişim kurma ve kendisine ulaşma imkanının bulunmadığını, istifa iradesinin karşı tarafa ulaşmamış olmasının istifayı hükümsüz hale getirmeyeceğini, davaya davalı adına vekelatname sunan vekilin hem Ticaret ve Sanayii Odası, hem de Ticaret Sicil Memurluğu vekili olması nedeniyle her iki kurum arasında organik bağ dikkate alındığında iki ayrı davalı varmış gibi hem Ticaret ve Sanayii Odası hem de Ticaret Sicil Memurluğu lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketlerde pay devri tescilinin istisnalar dışında zorunlu olmadığını, dava dışı şirket iki ortaklı olup davacı ortağın paylarını diğer ortağa devretmesi ile tek ortaklı hale gelmiş ise de davacının davalı ... Sicil Müdürlüğüne yönelik talebinin 6102 sayılı Kanun'un 338 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yönetim kurulu üyesi veya tek pay sahibi olarak yapılmış bir talep olmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu yönden tescil talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan ortağın paylarını devrederek ortaklıktan ayrılmasının doğrudan yönetim kurulu üyeliğini sona erdirmeyeceği, davacının istifa beyanı dava dışı şirkete tebliğ edilmediğinden Mahkemece tescil talebinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi uyarınca bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu, ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramadan taraf değişikliği talebini kabul edebileceği, bu durumda davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmedileceği, somut davada, davacı tarafından tescil başvurusunu Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapıldığı, verilen cevabın ... antetli olduğunun beyan edildiği, davalı ... Sicil Müdürlüğünün, ...'na bağlı olduğu ve 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi uyarınca davacının taraf değişikliği talebinin olmadığı da gözetilerek Mahkemece dava açılırken temsilcide hata edildiği, yasal hasmın re'sen dava dilekçesi tebliğ edilen Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğu kabul edilerek yargılamaya tek davalı yönünden devam edilmesi gerekirken, ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, davalının Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin anonim şirketlerde pay devrinin tescilinin zorunlu olmadığı yönündeki değerlendirmesine katılmadıklarını, şirketin tüm hisselerini uhdesinde toplayan Hızır Delihasana müvekkilinin ulaşamadığını, tescil ve ilan yaptırılmadığından bu durumun müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, şirket oratğı ve imza yetkilisi olarak ticaret sicil kaytlarında göründüğü için şirketin diğer ortağı tarafından keşide edeiln karşılıksız çeklerden dolayı sanık olarak yargılandığını, SGK ve vergi borçları nedeniyle haciz baskısı altında olduğunu, istifa iradesinin karşı tarafa ulaşmamış olmasının istifayı hükümsüz hale getirmeyeceğini, kötü niyetli ortağın hakkını kötüye kullanmasının hukuk düzenince korumayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ticaret ve Sanayi Odalarının, Ticaret Sicil Müdürlüklerinden ayrı ve bağımsız kuruluşlar olduğunu, davacı yanın kabul edilebilir bir yanılgısı bulunmadığını, 6100 sayılı Kanun'un 124 ncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanabilmesi için davacının taraf değişikliği talebinde bulunması gerektiğini, ancak davacı yanın taraf değişikliği talebi olmadığı gibi davacının istinaf başvuru dilekçesinde dahi husumeti ısrarla ve hukuken hatalı olarak müvekkili Çorlu Ticaret ve Sanayi Odasına yönelttiğini, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilerek müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kaldı ki yukarıda anılan kanun maddesinin uygulanması halinde dahi davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve davaya vekalet sunmak, harç yatırmak, davaya cevap vermek ve taraf olarak katılmak mecburiyetinde bırakılmış olan, davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olan davalı ... lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca ticaret sicil müdürlüğünce verilen karara itiraz ile pay devri yapıldığının ve yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespiti ve ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!