11. Hukuk Dairesi 2023/529 E. , 2024/4174 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2235 Esas, 2022/2094 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticar 2020/520 E., 2021/382 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı aleyhine davalı banka tarafından icra takibi yapıldığını, icra takibine konu çekteki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını, aynı şekilde çekin tarihinde yapılan tahrifatta atılan parafın da müvekkilinin el ürünü olmadığını, dolasyısıyla davalıya takip konusu çek nedeniyle borcu bulunmadığını ileri sürerek 14.09.2015 tarihli 380.000,00 TL'lik çek nedeni ile davalıya borcunun olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve çek bedelinin %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı bankanın iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, şahsi defilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, çek bedeli ödenmediğinden keşideci-davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının işbu davayı açmasında kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalının yetkili hamil olduğu icra takibine konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda imza ve paraf imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla muhtemel davacı ...'nın eli ürünü olmadığının belirtildiği, yapılan yargılama sonunda menfi tespit davasının kabulüne karar verildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı uyarınca 3'lü bilirkişi heyetinden imza incelemesine dair yeniden rapor alındığı, bilirkişi raporunda imzanın ...'nın eli ürünü olmadığının belirtildiği, imzanın borçluya ait olduğunun ispat yükünün alacaklı-davalıda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Kocaeli 5. İcra Müdürlüğünün 2015/12530 E. sayılı dosyasında takip konusu olan 14.09.2015 vadeli 380.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı lehine tazminat şartları oluşmadığından bu talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın iyi niyetli üçüncü kişi olup taraflar arasındaki ilişkiyi kontrol etme yükümlülüğünün bulunmamakta olduğunu, davaya konu olan çek, davalı bankaya ciro yoluyla tevdi edilmiş olup iyi niyetli hamil olan davalı bankanın ciranta ile doğrudan doğruya ticari bir ilişkisinin mevcut olmadığını, bu nedenlerle davalı bankanın, çek üzerindeki imzanın cirantaya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesi hükmü uyarınca şahsi def'iler iyi niyetli meşru hamil olan 3 üncü kişiye karşı ileri sürülemeyeceğini,
ayrıca davalı bankanın çekte bulunan bütün kişilere takip başlatmak ya da alacağını talep etme zorunluluğunun bulunmamakta olduğunu,
davacı tarafın çek koçanına itiraz etmemekte olduğunu, davacının davayı açmakta kötü niyetli olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece davanın kabulüne dair verilen 2017/741 E., 2019/487 K. sayılı kararın davacının takip konusu çekte kendi adına atfen atılan keşideci imzasını inkâr ettiği, İlk derece mahkemesince İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor üzerine karar verilmişse de karara taraf vekillerince yapılan itirazların incelenmediği, İstanbul Adli Tıp Kurumunun bu tür raporlar için son merci olmadığından davalının rapora itirazının değerlendirilmesi için İstanbul Teknik Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü veya başka bir üniversitenin Grafaloji bölümünde görev yapan (3) kişilik öğretim üyesi bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırıldığı, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda da imzanın ...'nın eli ürünü olmadığının belirtildiği, imzanın borçluya ait olduğunun ispat yükü alacaklıda olduğu dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, imzada sahtecilik mutlak defilerden olup bu definin iyiniyetli hamil olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebileceği, haciz baskısı altında yapılmış olan ödemenin borcun ikrarı mahiyetinde sayılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, keşidecisinin davacı, hamilinin davalı banka olduğu çek sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!