11. Hukuk Dairesi 2023/5112 E. , 2023/5691 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile ihyası istenilen ... Dış Ticaret A.Ş. arasında Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/418 E. sayılı dosyasında görülmekte olan menfi tespit ve alacak davasının yargılaması sırasında ... tarafından anılan şirketin resen ticaret sicilinden terkin edildiğini öğrendiklerini ve mahkemece davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek devam eden davanın görülebilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması için adı geçen şirketin ticaret siciline yeniden tescili ile ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; resen terkin işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun'un) geçici 7 nci maddesi ile ilgili yasal mevzuat kapsamında yapıldığını ve tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüklerinin bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Şirket ortağı ... vekili fer'i müdahil talepli dilekçesinde; ihya davasında tasfiye memurlarının da hasım gösterilmelerinin gerektiğini, davaya müdahale taleplerinin kabulü ile 09.10.2014 tarihinde resen terkin olunan şirketin ihyasının 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeni ile mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin re’sen terkine ilişkin işlemlerde hiçbir eksiklik olmadığından ve dava konusu işlemin, re’sen terkin işlemlerine ilişkin geçici 7 nci maddesi ve buna ilişkin ikincil mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkili aleyhine, yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, müvekkili aleyhine yüklenen yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, yine tasfiye memurları dahil edilmeden davanın görülmesinin hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmayarak buna ilişkin herhangi bir delilin sunulmadığı, terkin tarihinden önce derdest davanın bulunması nedeni ile terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulünün gerektiği, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, aynı maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, ihya davasının açılmasına davalı kurumun yasaya aykırı yaptığı re'sen terkin işlemi ile sebep olunduğu, bu nedenle adı geçenin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; derdest dava bulunduğuna dair sicil kayıtlarına intikal eden hiçbir bildirimin bulunmadığı değerlendirilmeden karar verildiğini, bu itibarla vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Fer'i müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince sicilden re’sen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Özellikle, 15.09.2023 tarihli ve 32310 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 gün ve 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararı ile 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasının 5 inci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ifadesinin, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiği, bu itibarla her zaman açılması mümkün olan ihya davasının hak düşürücü süreye tabi olmadığı anlaşılmıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer'i müdahil vekillerinin dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ve fer'i müdahile ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!