WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/51 E.  ,  2024/1881 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1443 Esas, 2022/1958 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/394 E., 2022/562 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.03.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalıya havale yolu ile gönderilen paranın iade edilmediğini, bu paranın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek takibe vaki itirazın iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, dekontlarda açıklama bulunmadığını, paranın borç olarak verildiğini iddia eden davacının bunu ispatlamasının gerektiğini, gönderilen paranın müvekkili şirketin yurt dışındaki gayri resmi ortakları tarafından davacıya, davacı tarafından da müvekkiline gönderildiğini, davacı tarafından 184.000,00 TL'lik dekonta dayalı olarak başlatılan bir başka icra takibine karşı müvekkili tarafından menfi tespit davası açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile havalenin bir ödeme vasıtası olduğu, var olan bir borcun ödendiğini gösterdiği, bu karinenin aksini iddia eden davacının iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu, dosyaya sunulan dekontlarda paranın borç olarak gönderildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı, davacı ticari defterlerinde havaleler görünmesine karşın bu bedellerin neye karşılık gönderildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, aksine havalelerin yapıldığı 2013 dönem sonu itibariyle alacağın dava dışı ... adına aktarıldığına dair kayıt bulunduğu, her ne kadar davacı rapora karşı beyanında 2017 defterlerinde kayıt bulunduğunu belirtmiş ise de dayanılan havalelerin ibraz edilen defterlerde bulunduğu, bu sebeple 2017 defterlerinin incelenmesinin neticeye etkili olmadığı, havalelerin 2013 yılı kayıtlarında yer aldığı ve dönem sonu itibariyle de dava dışı bir şahsa virman yapılarak hesabın kapatıldığı, netice itibariyle banka havalesi bir borcun ödenmesine ilişkin yapıldığına dair karinenin aksinin aynı ölçüde yazılı delille davacı tarafından ispat edilemediği, davalı tarafça cevap dilekçesinde "Aslında bu ödeme müvekkil şirkete, resmi olarak ortak olmayan ancak yurtdışında mukim yabancı ortakların borç ödemesi olduğunu, muvazaalı olarak davacı şirket üzerinden davalı şirkete ödenmiştir.." beyanı mevcut ise de bu beyanın davacıya düşen ispat külfetini değiştirmeyeceği, bekletici mesele yapılan menfi tespit davasında verilen kararın Yargıtay'dan onanarak kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının beyanlarının çelişkili olduğu, ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, davalının beyanının birleşik ikrar olduğunu, ispat yükünün müvekkilinde olduğunu kabul etmemekle birlikte müvekkilinin defter ve kayıtlarının bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini, mahkemenin 2017 defterlerinin davayı etkilemeyeceği gerekçesinin ve istinaf kararından sonra rapor almadan karar vermesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin 2017 yılı defterleri incelendiğinde davalının borçlu olduğunun açıkça görüleceğini, davalının beyanlarının defter kayıtları ile örtüşmediğini, menfi tespit davasındaki bilirkişi raporu ile bu davadaki bilirkişi raporunun çeliştiğini, rapora itiraz değerlendirilmeden ve aydınlatıcı bir rapor alınmadan karar verildiğini, menfi tespit davasında davalının defterlerinin çelişkili olduğunun ve usulsüz tutulduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından sunulan First Islamic Bank Ltd firması yazısının da açıkça maddi gerçeğe aykırı olduğunu, belgedeki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, müvekkilinin banka hesapları incelendiğinde First Islamic Bank isimli kuruluştan müvekkiline para aktarılmadığının görüleceğini, müvekkilinin acente olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bakırköy 2016/558E, 2017/563 K. sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalının "aslında bu ödeme müvekkil şirkete, resmi olarak ortak olmayan ancak yurtdışında mukim yabancı ortakların borç ödemesi olduğunu, muvazaalı olarak davacı şirket üzerinden davalı şirkete ödenmiştir" şeklindeki beyanının esasen havalenin borç ödemesi olarak gönderildiğine ilişkin olduğu, ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemeyeceği, keza Mahkemenin 2016/558 E., 2017/563 K. sayılı bekletici mesele yapılan dosyasında da davacı ve davalının iddia ve savunmalarının aynı yönde olduğu, ilgili dosyadaki menfi tespit talebinin kabulü ile kararın kesinleştiği, takibe konu havale makbuzlarının davacının 2013 yılı defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak havalelerin neye karşılık olduğuna dair bir açıklama yer almadığı, dönem sonu itibarı ile de dava dışı şahsa virman yapılarak hesabın kapatıldığı, 2017 yılı defterlerinin incelenmemesi ve yeni rapor alınmamasının yerinde olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, havale yolu ile davalıya gönderilen ve borç olarak verildiği iddia olunan paranın iadesi amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67 nci maddesi

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.