WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5086 E.  ,  2024/2263 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/84 Esas, 2023/115 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Davanın reddi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "DC Dry Clean Express+Şekil" ibareli markayı 29.05.2007 tarihinden itibaren 37. sınıfta tescil ettirdiğini ve ...'da ... temizleme sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türkiye çapında 100'ün üzerinde bayisi bulunduğunu ve bu bayilerin müvekkili adına tescilli markayı franchise sözleşmesi ile kullandığını, davalının ise Ankara'daki iş yerinde Pati ... Temizleme adı altında dükkan açtığını, açmış olduğu bu iş yerinde müvekkili şirket adına tescilli olan "DRY Clean Express" marka ve logolarını aynen veya taklit, tağyir ve iltibas suretiyle kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, davalının basiretli bir tacirden beklenen ... yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kendisine ait olmayan markayı kelime, şekil, renk ve yazı stillerini birbirinden ayırt edilemeyecek derecede işletmesinde kullandığını, davalının tüm sözlü uyarılara rağmen haksız kullanımına devam ettiğini, bunun üzerine hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2016/166 E. sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, davalının söz konusu eylemleri ile müvekkilinin müşteri çevresinden ve tanınmışlığından faydalanmak suretiyle haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek, meydana gelen tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ... ... Temizleme Med. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den makine, ekipman ve yardımcı malzemelerle birlikte devralındığını, devralınan şirketin devir tarihinden önce başlayan süreçte tabelasında, malzeme ve ekipmanlarında "DRY CLEAN EXPRESS" ismini kullandığını, bu durumun davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, müvekkilinin ise hiç bir zaman "DRY CLEAN EXPRESS" ismini kullanma ve bu isimden faydalanma gayesi içine girmediğini, davacının 2013 yılından itibaren sürekli olarak müvekkilinin devraldğı şirket ile ilişkisini devam ettirdiğini, davaya konu markanın kullanıldığını daha önceden bildiğini ve buna muvafakat ettiğini, müvekkilinin eyleminin markaya tecavüz niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.04.2018 tarih, 2016/148 E. ve 2018/134 K. sayılı kararıyla; davacı şirket adına tescilli 2007/29004 sayılı markanın 37. sınıfta "giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetler sınıfı" tescilli olduğu, davalı şirketin de 15.03.2013 tarihinde "her türlü konfeksiyon, tekstil ürünlerinin yıkanması, temizlenmesi, kurulanması, ütülenmesi ve boya hizmetlerinin yapılması, her türlü elbise, çamaşır, perde, çarşaf, yorgan, masa örtüsü ve tekstil ürünlerinin ıslak ve ... temizleme işlemlerinin yapılması" faaliyet konusu ile tescil edildiği, davalının işyerini devraldığı 2013 yılı Mart ayından itibaren devraldığı şekilde kullanmaya devam ettiğini ceza dosyasında ikrar ettiği, devraldığı kişinin daha önce marka sahibi ile sözleşme kapsamında kullandığı markayı kendisi sözleşme yapmaksızın, izinsiz olarak kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, ceza dosyasında bulunan fotoğraflardan 06 FM 4904 plakalı araç üzerinde, işyerinin tabelasında, davacı markasının iktibas sureti ile aynen kullanıldığı, markanın davacı marka sahibi ile lisans sözleşmesi yapılmaksızın aynen aynı hizmet sınıfında kullanılmasının, ortalama tüketici nezdinde karışıklığa neden olacağı, davacının yoksun kalınan kazanca ilişkin maddi tazminat talebini 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen; "marka hakkına tecavüz edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde, ödemesi gereken lisans bedeline göre" hesaplanmasını talep ettiğinden ve dosyaya sunulan emsal lisans sözleşmeleri incelenerek, bilirkişi heyeti tarafından ödenmesi gereken lisans bedelinin 35.247,00 TL olduğu, davacı tarafın, dava dilekçesinde davasını belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminat davası olarak açtığı, daha sonra talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 35.247,00 TL'ye yükselttiği, dava dilekçesinde faiz ve 556 sayılı KHK'nın 67 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince makul pay eklenmesinin talep edilmediği, ancak talep artırım dilekçesi ile faiz istendiği ve makul pay eklenmesi talep edildiği, belirsiz alacak davasında ancak davanın başında istenen talebin artırılabileceği, dava dilekçesi ile faiz ve 556 sayılı KHK'nın 67 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince makul pay talebinde bulunulmadığından, talep artırım dilekçesi ile istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne; davalının, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, markaya tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, markaya tecavüz teşkil eden ürünlere, araçlara, cihaz ve makinalara el konulmasına tecavüz eden markanın silinmesine, silinememesi halinde imhasına, 35.247,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine, dava dilekçesi ile faiz istenmediği , talep artırım dilekçesi ile istendiği gözönüne alınarak, faiz istemi ile 556 sayılı KHK'nın 67 nci maddesinin birinci fıkrasına göre tazminata makul pay eklenmesi talebinin usul yönünden reddine karar verilmiştir. karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.05.2021 tarih, 2018/2596 E. ve 2021/1078 K. sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına göre, davalının davaya konu iş yerindeki çalışmasında davacı ile sözleşme yapmadığını, bayilik almadığını, davacı markasını kullanma konusunda izin, sözleşme ve benzeri hukuki bir işlemin bulunmadığını beyan ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) düzenlenmemekle birlikte, yasal dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi olan "... süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine" göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda ... oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının çelişkili davranış yasağı teşkil edeceği, böyle bir davranışın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği, artık tamamen yerleşmiş bir içtihat ve hukuk uygulaması olduğu, davacı yanın ... süre sessiz kalmadığı, hatta yasal şikayet hakkını da kullandığı, davalının önceki işyerini devralmış olması karşısında telefon numarasının davacının bayi listesinde sehven bulunmuş olmasının ve bir defaya mahsus gelen mesajın ... gösterme ve sözleşmesiz isim kullanma hakkı verildiğine delil olarak kabul edilmeyeceği, bilirkişi incelemesine göre hesaplamanın farazi sözleşmeye göre yapıldığı, hesaplamada bir hatanın da bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 20.12.2022 tarih, 2021/5355 E. ve 2022/9246 K. sayılı kararıyla; "Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davalının işyerini devraldığı kişinin daha önce davacı ile sözleşme kapsamında kullandığı markayı kendisi sözleşme yapmaksızın ve dolayısıyla izinsiz olarak kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı Pati ... Temizleme.. Şirketi 15.03.2013 tarihinde davacının franchising verdiği davadışı bayiden işletmeyi devraldıktan sonra, davacı şirket tarafından düzenlenen 12.04.2013 tarihli faturaya göre 700 adet gömlek askısı, 600 adet pantolon askısı, 40 adet takım elbise askısı ve 300 adet etek askısının 25.06.2013 tarihli fatura ile de baskılı 41 kg poşetin davalı tarafa satıldığı görülmüştür. Öte yandan 11.03.2015 tarihli e-mailde davacının davalıya bayisi olarak hitap ederek davadışı şirketle yapmış oldukları işbirliğine yönelik yazışmalarda yaptığı görülmüştür. Her ne kadar hem davacı tarafından önceki bayisiyle akdedilmiş franchise sözleşmesinde markanın kullanımına dair alt lisans sözleşmesi akdedilmeyeceğine dair düzenlenme hem de 556 sayılı KHK’nın 21 nci maddesi uyarınca lisans sahiplerinin, aksi sözleşmede düzenlenmemiş olması şartıyla lisanstan ... haklarını üçüncü kişilere devredemeyeceği veya alt lisans sözleşmesi düzenleyemecek ise de, ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin devirden sonra davacının davalı şirkete farklı tarihlerde kendi ürünlerini göndermiş olduğu ve bayisi şeklinde yazışmalarda bulunduğundan davalıyı bayisi olarak kabul etmiştir. Bu durum karşında davacının işletmenin devrinden sonra yapmış olduğu satışlar ile yazışmalara göre davalı tarafından markasının kullanımına muvafakat ettiğini göstermektedir. Davacının, zımnen markayı kullanmasına müsade ettiği davalıya karşı, muvafakatini kaldırmaksızın veya kaldırdığını bildirmeksizin marka hakkına tecavüz davası açması ise çelişkili davranış yasağı kapsamında kalacak 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacaktır. Hal böyle olunca mahkemece markaya tecavüzün olmadığının kabulüne ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket yetkilisi ... Akkoyunlu hakkında Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde açılan 2016/166 E. sayılı dosyası, marka tescil kayıtları ve tüm dosya kapsamı ile; davacı şirket adına tescilli 2007/29004 sayılı markanın 37 nci sınıfta "giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetler sınıfı" tescilli olduğu, davalı şirketin de 15.03.2013 tarihinde "her türlü konfeksiyon, tekstil ürünlerinin yıkanması, temizlenmesi, kurulanması, ütülenmesi ve boya hizmetlerinin yapılması, her türlü elbise, çamaşır, perde, çarşaf, yorgan, masa örtüsü ve tekstil ürünlerinin ıslak ve ... temizleme işlemlerinin yapılması" faaliyet konusu ile tescil edildiği, davalının işyerini devraldığı 2013 yılı Mart ayından itibaren devraldığı şekilde, devraldığı kişinin daha önce marka sahibi ile sözleşme kapsamında kullandığı, markayı kendisinin sözleşme yapmaksızın kullanmaya devam ettiği, ceza dosyasında bulunan fotoğraflardan 06 FM 4904 plakalı araç üzerinde, işyerinin tabelasında, davacının markasının aynen kullanıldığının tespit edildiği, ancak davalının 15.03.2013 tarihinde davacının franchising verdiği davadışı bayiden işletmeyi devraldıktan sonra, davacı şirket tarafından düzenlenen 12.04.2013 tarihli faturaya göre 700 adet gömlek askısı, 600 adet pantolon askısı, 40 adet takım elbise askısı ve 300 adet etek askısının, 25.06.2013 tarihli fatura ile de baskılı 41 kg poşetin davalı tarafa satıldığının görüldüğü, öte yandan 11.03.2015 tarihli e-mailde davacının davalıya bayisi olarak hitap ederek dava dışı şirketle yapmış oldukları işbirliğine yönelik yazışmalar da yaptığı, her ne kadar hem davacı tarafından önceki bayisiyle akdedilmiş franchise sözleşmesinde markanın kullanımına dair alt lisans sözleşmesi akdedilmeyeceğine dair düzenlenme bulunduğu, hem de dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın 21 nci maddesi uyarınca lisans sahiplerinin, aksi sözleşmede düzenlenmemiş olması şartıyla lisanstan ... haklarını üçüncü kişilere devredemeyeceği veya alt lisans sözleşmesi düzenleyemeyeceği belirtilmişse de, ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin devirden sonra davacının davalı şirkete farklı tarihlerde kendi ürünlerini göndermiş olduğu ve bayisi şeklinde yazışmalarda bulunduğu, davalıyı bayisi olarak kabul ettiğinin anlaşıldığı, davacının işletmenin devrinden sonra yapmış olduğu satışlar ile yazışmalara göre davalı tarafından markasının kullanımına muvafakat ettiği, bu nedenlerle davacının zımnen markayı kullanmasına müsade ettiği davalıya karşı, muvafakatini kaldırmaksızın veya kaldırdığını bildirmeksizin marka hakkına tecavüz davası açmasının çelişkili davranış yasağı kapsamında kaldığı ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin sadece bayilerine askı ve poşet satmadığını, davalının da bayisi olmadan askı ve poşet satın aldığını, dayanak e-maillerin dava dışı ... ... Temizleme Med. İnş. San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin müvekkilini hatalı yönlendirmesi üzerine atıldığını, mail adresinin davalı tarafından kullanıldığını bilmediklerini, bu işlemlerin müvekkilinin markasının davalı yanca kullanımına zımnen müsaade ettiği şeklinde yorumlanamayacağını, markanın izinsiz kullanımının tespit edilmesinden sonra davalıya askı ve poşet satımı olmadığı gibi mail de atılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının davacıya ait markayı haksız şekilde kullandığı iddiasıyla marka hakkında tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 61 nci ve devam hükümleri.

3. 6102 sayılı Kanun'un 54 ve devam hükümleri.

4. 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.