WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/5043 E.  ,  2024/2191 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/56 Esas, 2023/265 Karar
Avukat ...

HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.10.2008 tarihinde davalı banka nezdinde hesap açtırarak emekli ikramiyesini bu hesaba yatırdığını, sonraki dönemlerde ise çeşitli tarihlerde paralar yatırdığını ve neticede 07.06.2010 tarihi itibariyle hesabında bulunan mevduatın 77.000.00 TL’ye ulaştığını, müvekkilinin davalı bankaya zaman zaman gelerek kâr payını sorduğunu ve banka çalışanı olan ... tarafından banka cüzdanına yatırmış olduğu paranın kâr payının her seferinde el yazmasıyla işlendiğini ve hesap cüzdanının müvekkiline geri verildiğini, 07.10.2013 yılına gelindiğinde tekrar kâr payı sorulduğunda banka hesabında para olmadığını, paranın çekildiğinin beyan edildiğini, hesap özetinde 19.02.2013 tarihinde hesaptan 70.000,00 TL paranın çekildiğinin görüldüğünü, bunun üzerine hesapta bulunan paranın iadesi için banka aleyhine başlattıkları takibin itiraz üzerine durduğunu, itirazın haksız olduğunu zira davalı bankanın çalışanının işlem ve eylemlerinden sorumlu olduğunu, kendisinden başka mağdurların da bulunduğunu, bankaların alt vekilin seçiminde ve ona talimat vermede gereken özeni göstermesi gerektiğini, aksi halde bankaların sorumluluklarının gündeme geleceğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile banka müfettişi arasında gerçekleşen 01.04.2013 tarihli telefon görüşmesinde davacının hesap açılışından sonra bir daha bankaya gitmediğini, işlemlerin akrabası olan ... tarafından gerçekleştirildiğini beyan ettiğini, personelin işten çıkış tarihi 10.02.2011 olmasına rağmen hesap cüzdanındaki son üç kaydın bu tarihten sonraki tarihleri ihtiva ettiğini, ortada çelişik bir durum olduğunu, bu işlemin üç buçuk yıl sorgulanmamış olmasının dikkat çekici olduğunu, davacının parasını teslim ettiği ... ve ...'e karşı icra takibi başlatmadığını, davacının müvekkili bankadan herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ve 2018/362 E., 2020/245 K. sayılı kararıyla; davalı banka çalışanının davacının iyi niyetinden faydalanarak güven tesis ettiği, ancak davacının parasının aslında daha önce çekildiği ve davacının takip etmemesi nedeniyle bundan haberdar olmadığı ve banka çalışanı tarafından davacıdan gizlendiği, davacının davalı bankaya şikayet dilekçesine kadar şube için denetim yolları ile davalı banka personelinin ve personelin yapmış olduğu işlemlerinin denetlenmemiş olduğu, davalı bankanın çalıştırdığı personelinin davacıya vermiş zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 77.000,00 TL asıl alacak ve 43.552,47 TL işlemiş faiz bakımından iptaline ve icra inkar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli ve 2021/451 E., 2021/589 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 08.11.2022 tarihli ve 2021/3788 E., 2022/7912 K. sayılı kararında, "Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabında yer alan 77.000,00 TL tutarında mevduatın davalı banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiği iddiasına dayalı olarak, bu tutarın ferileriyle birlikte tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı banka, davacının hesabında bulunan tutarın sunulan dekontlarda da görüleceği üzere kendisine ödendiğini, 3,5 yıl boyunca hesabını hiç soruşturmayan ve hesabının yönetimini tamamıyla kuzeni ...’a emanet eden davacının kusurlu olduğunu, ayrıca dava dilekçesindeki bir kısım beyanlarla davacının bankaya müracaatı sırasında alınan beyanları arasında çelişkilerin bulunduğunu savunmuştur. Dosya kapsamındaki belgelerden, davacı adına davalı banka nezdinde bir çok hesap açıldığı, bu hesapların bir kısmının kapatılıp, hesapta bulunan mevduatın davacı adına açılan başka hesaplara aktarıldığı, yeni hesaplara aktarılan mevduatın bir kısmının davacıya bir kısmının 3. kişilere ödendiği, ceza mahkemesince yaptırılan imza incelemesiyle, bu işlemlere esas dekont ve havale talimatlarında davacı adına atılmış gözüken imzaların bir kısmının davacının eli ürünü olduğu, bir kısmının ise olmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında, davacının mevduatını zimmete geçirdiği iddia edilen banka çalışanı Ceza Mahkemesinde yargılanmış olup, yargılamada katılan sıfatıyla yer alan davacı, Mahkeme huzurunda alınan ifadesinde; zararının 54.000,00 TL olduğunu, 2008’de bu miktar para yatırdığını, daha sonra yatırdığı 10.000,00 TL’yi geri aldığını, bu tutar bakımından bir sorun olmadığını belirtmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilerek 77.000,00 TL asıl alacak ve 43.552,47 TL işlemiş faiz bakımından itirazın iptaline karar verilmiş ise de, davacının yukarıda belirtilen savunmasındaki zarar miktarı, geri alınan ödeme konusu ve bilirkişi raporuna yönelik ciddi itirazları üzerinde durulmamış, davacının Ceza Mahkemesindeki beyanı ve Ceza Mahkemesince yaptırılan imza incelemesinin ve toplanan diğer delillerin işbu davaya etkisi tartışılmamıştır. Bu itibarla, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına davalı bankadaki hesapların açılması ve bu hesaplarda yapılan işlemlerin bir kısmında davacının imzasının bulunmadığı, davacının davalı banka hesabına 06.10.2008 tarihinde 56.800,00 TL ve 12.11.2008 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplam 66.800,00 TL yatırdığı, daha sonra 10.000,00 TL'sini aldığı, sonuçta 06.10.2008 tarihinde yatırmış olduğu 56.800,00 TL'nin kendisine ödenmediği görülmesine rağmen, davacının şikayet dilekçesi ile yargılama aşamalarındaki beyanında alacağının 54.000,00 TL olduğunu defalarca tekrar ettiği göz önüne alındığında, davacı alacağının, icra takip tarihi 15.11.2013 itibariyle davalı bankadan 54.000,00 TL asıl alacak ve 30.827,07 TL faiz olmak üzere toplam 84.827,07 TL olduğu, davacı adına davalı banka nezdinde bir çok hesap açıldığı, bu hesapların bir kısmının kapatılıp, hesapta bulunan mevduatın davacı adına açılan başka hesaplara aktarıldığı, yeni hesaplara aktarılan mevduatın bir kısmının davacıya bir kısmının 3. kişilere ödendiği, Ceza Mahkemesince yaptırılan imza incelemesiyle, bu işlemlere esas dekont ve havale talimatlarında davacı adına atılmış gözüken imzaların bir kısmının davacının eli ürünü olduğu, bir kısmının ise olmadığının tespit edildiği, davacının mevduatını zimmetine geçirdiği iddia edilen banka çalışanının Ceza Mahkemesinde yargılandığı, yargılamada katılan sıfatıyla yer alan davacının Mahkeme huzurunda alınan ifadesinde; "zararının 54.000,00 TL olduğunu, 2008’de bu miktar para yatırdığını, daha sonra yatırdığı 10.000,00 TL’yi geri aldığını, bu tutar bakımından bir sorun olmadığını" belirttiği, Ceza Mahkemesince yaptırılan imza incelemesinde bir kısım dekont ve ödeme talimatındaki imzaların ... eli ürünü olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Çorum 4. İcra Müdürlüğünün 2013/7082 sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile 54.000,00 TL asıl alacağın 15.11.2013 tarihinden itibaren hesaplanan 30.827,07 TL faiz alacağı ile birlikte toplam 84.827,07 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin isteminin reddine, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosya evrakına göre değil, müvekkilinin Ceza Mahkemesinde verdiği ancak zaman geçmesi, yaşlılık ve heyecanla miktarını tam hatırlamayarak az yanılma ile beyan ettiği tutara göre hesaplama yapıldığını, asıl alacak ve faizine yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde de 56.800,00 TL'yi bankaya yatırdığını beyan ettiğini, bu miktarın 06.10.2008 tarihinde açılan hesaba yatırıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, 19.02.2010 tarihinde ise hesabın 77.000,00 TL olduğunu ancak, bilirkişi raporunda bu rakamlara ve bunların getirisine göre hesaplama yapılmadığını, gerek işbu dosyada alınan önceki bilirkişi raporlarında, gerek ceza davasında alınan bilirkişi raporunda gerekse teftiş kurulu raporunda müvekkilinin 06.10.2008 tarihinde 56.800,00 TL yatırdığının tespit edildiğini, davanın tamamının kabulü gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kâr payı almak üzere parasını bankaya yatıran davacının, 3,5 yıl boyunca parasını sorgulamamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili durumdan haberdar olunca gerekli tedbirleri aldığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının, bankaya vermiş olduğu, "hesabının kapatılmasına" dair yazısı dikkate alındığında davacı taleplerinin kabul edilemeyeceğini, itiraz edilmesine rağmen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, cevap dilekçesindeki savunmalarının araştırılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabında yer alan 77.000,00 TL tutarında mevduatın davalı banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiği iddiasına dayalı olarak bu tutarın fer'ileriyle birlikte tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.