WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/4946 E.  ,  2024/2271 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/577 Esas, 2018/380 Karar
vekili Avukat ...

HÜKÜM : Davanın reddi

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ...’in alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazı müvekkili şirkete ait 29.05.2006 tarihli hacizle birlikte 23.06.2006 tarihinde kardeşi ...’e sattığını, ...’un ölümü üzerine eşi davalı ...’un taşınmaz üzerindeki haczi 28.08.2009 tarihinde kaldırtarak 13.08.2009 tarihinde taşınmazı kendi adına tescil ettirdiğini belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiş; 21.01.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu icra takibiyle ilgili İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/189 E., 2013/269 K. sayılı ilamı ile icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, müvekkilinin takip konusu alacağının 25.04.2003 tarihli anlaşma ve 11.06.2003 tarihli 53.135,40 euro faturadan doğduğunu, davalılar arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğunu belirterek ıslah talebinin kabulü ile davalılar arasındaki satış işleminin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi gereğince iptaline, alacak davasının kabulü ile 53.135,40 euro karşılığı 161.085,27 TL alacağın temerrüt tarihi olan 11.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı ...’ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 2 ve 5 yıllık hakdüşürücü süre geçirilerek açıldığını, aciz belgesi sunulmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu takiple ilgili icranın geri bırakılması kararı verildiğinden iptal koşullarının oluşmadığını, satış işleminin muvazaalı olmadığını, müvekkili ...’un davalı 4. kişi olduğunu, ...’un tüm mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının ıslah talebindeki istemlerinin de zamanaşımı ve hakdüşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, ilave taleplerin ıslah yolu ile istenemeyeceğini belirterek davanın ve ıslah talebinin reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 25.03.2014 tarih, 2012/544 E. ve 2014/107 K. sayılı kararı ile davanın niteliği, ıslahla mevcut davaya yeni dava sebebinin eklenmesinin mümkün olmadığı ve ıslah dilekçesinde iddia edilen hususların ayrı bir dava konusu edilmesi gerektiğinden davacının ıslah talebinin kabulünün mümkün olmadığı, tasarrufun iptali davası yönünden geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 07.02.2017 tarih, 2014/23039 E., 2017/1056 K. sayılı kararıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 180. ve 184. maddeleri gereğince davanın tamamen ıslahı mümkün olduğundan Mahkemece, davacının alacak davasının farklı (yazılı) yargılama usulüne tabi olması nedeniyle eldeki davadan tefrik edilmesi, yeni esasa kaydedilerek yargılamaya yeni esas üzerinden devam edilmesi, eldeki davanın da 6098 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı iptal istemi olarak ıslah edilmesi nedeniyle taraf teşkilinin sağlanmasına yönelik muris ...’in davalı ... dışındaki mirasçılarının davaya dahil edilmesi, adlarına dava dilekçesi ve duruşma gününü belirtir davetiye çıkarılarak taraf teşkilinin sağlanması, bildirecekleri delillerin toplanması, eldeki davadan tefrik edilen alacak davasının sonucunun beklenmesi davacının alacağının tespit edilmesi halinde taraf delillerinin 6098 sayılı Kanun'un 19 ncu maddesi gereğince değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki davaya konu borcun doğumuna sebep ticari ilişkinin 11.06.2003 tarihli 53.135,40 euro tutarlı faturaya konu malların satışından kaynaklandığı, sözleşmenin 5. maddesindeki hükmün temerrüt tarihinin tespiti açısından davalı vekilinden sorulduğu, davalı vekili senenin ilk altı ayının yaz sezonu ikinci altı altı ayının kış sezonu olarak kabul edildiğini ve bu ibaredeki sezon sonu kelimesi ile aralık ayı sonunun kastedildiğini davaya konu malın ödeme tarihinin 31.12.2003 olduğunu belirttiği, davacı vekilinin de dava dilekçesinde temerrüt tarihini 11.06.2003 olarak daha önceki bir tarihi belirttiği, her iki tarih ayrı ayrı esas alındığında da davacı tarafın temel ilişkiye dayanarak alacak talebinde bulunduğu 21.01.2014 ıslah tarihi itibariyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı alacaklı zamanaşımı süresi içinde icra takibi başlatmış ise de bu takibin temel ilişkiden mücerret kambiyo hukukuna dayandığı ve ayrıca İcra Hukuk Mahkemesince de bu takibin zamanaşımı sebebiyle geri bırakıldığı hususları nazara alındığında temel ilişki yönünden zamanaşımını kesen bir sebep olmadığı, somut olayda davalının zamanaşımı süresi içinde davacıya yöneltilmiş temel ilişkiden kaynaklı borç ikrarına rastlanmadığı, ıslah dilekçesine cevap olarak verilen dilekçede borca karşılık çek verildiği savunması borç ikrarı olarak kabul edilebilir ise de yukarıda belirtildiği üzere zamanaşımı süresi içinde yöneltilmiş bir ikrar olmadığı, 11.06.2003 tarihli 53.135,40 euro tutarlı faturaya konu malların satışından kaynaklı borcun 31.12.2003 tarihinde muaccel olduğu, davacının bu temel ilişkiye dayanarak alacağının 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde talep etmediği, 21.01.2014 tarihli ıslah dilekçesinde temel ilişkiye dayanarak alacağını dava ettiği, bu tarih öncesinde zamanaşımını kesen bir sebebin bulunmadığı, davalının ıslah dilekçesine karşılık süresinde zamanaşımı definde bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, alacağın zamanaşımına uğramadığını, zamanaşımını kesen bir çok etken bulunduğunu, davanın ilk açılma tarihinin 16.11.2012 olduğunu, icra takibinin devam ettiğini ve işlemler yapıldığını, 16.11.2012 tarihinde açılan dava devam ederken 21.01.2014 tarihli ıslah dilekçesi verilme tarihi ve yine dava konusu icra takibiyle ilgili İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/189 E., 2013/269 K. sayılı ilamı ile icranın geri bırakılmasına karar verildiği tarihler dikkate alındığında dava ve ıslah konusu alacağın zamanaşımına uğramadığının sabit olduğunu, müvekkil ile alıcı ... arasında imzalanan sözleşmeye konu mal tek sefer verilmiş olup taraflar arasında başka mal alış verişi yapılmadığını, davalı borçlunun bu tek sefer almış olduğu malın bedelini bile ödemediğini, mezkur faturaya konu malların bedelinin alıcı tarafından çek olarak ödenmesinin gerektiğini, ancak davalı tarafından verilen çek karşılıksız çıktığı ve zamanaşımı nedeniyle icra dosyasından icranın geri bırakılmasına karar verildiği için temel ilişki olarak faturaya istinaden dava açıldığı, Mahkemece çekin verilmesini icra takibine konu edilmesini hiç dikkate almadan karar verildiğini, icra dosyasını takip eden daha önceki avukatın 2008-2014 yılları arasında tutuklu kaldığı için icra dosyasından işlem yapılamadığını, bu durumun mücbir sebep olarak dikkate alınması gerektiğini, Mahkemece davanın usulden reddine karar verildiği halde maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine karar verdiğini, davalının süresinde zamanaşımı itirazında bulunmadığını, gerekçeli kararın çelişkili olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.