WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/491 E.  ,  2024/4252 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2309 Esas, 2022/2345 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/257 E., 2022/476 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının keşideci müvekkili şirket ve kefil müvekkili ...’a karşı toplam bedeli 6.220.000,00 TL olan üç adet bonoya dayalı takip başlattığını, müvekkillerinin anılan bonolardan dolayı davalıya borçlu olmadıklarını, 700.000,00 TL bedelli bononun nakten kaydı içerdiğini, lehdarın soyutluk kuralına dayanamayacağını, davalının müvekkiline böyle bir ödeme yapmadığını, diğer iki bononun düzenlendiği tarihte taraflar arasında herhangi bir ticari alışveriş bulunmadığını, takip ve dava konusu bonoların, müvekkili şirket yetkilisi olan ...’ın davalı şirketin gerek maddi gücünü ve gerekse Devlet eliyle yönetilmesini kullanılarak şirkete davet edilerek alındığını, yapılan görüşmede “bir takım usulsüzlüklerin tespit edildiği, bu tespit sonucunda ortaya çıkan zarar nedeni ile anlaşma yapılması gerektiği, bu anlaşmanın şirketin yönetim kuruluna sunularak hayata geçirilmesi ve bu nedenle ortaya çıkan zarar nedeni ile bono imzalaması gerektiğinin müvekkili şirket yetkilisine bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili kayyım sıfatı ile Devlet eliyle yönetilen şirketin yetkililerine güvenerek bu bonoları imzaladığını, ancak oldu bittiye getirilen ve Devlete olan güveni nedeni ile bonoyu imzalamakta sakınca görmeyen müvekkilinin güveni boşa çıkartılıp bu bonolara dayanılarak müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu bonoların gerçekte var olmayan bir nedenle alındığının gerek dava dilekçesi ekinde örneğini sunduğu açık kaynaklardan olan gazete haberlerinden gerek tarafların ticari defterlerinden ve gerekse soruşturma dosyasından açıkça anlaşıldığını, davalı şirket tarafından dolandırıcılık yapıldığı yönünde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet üzerine müvekkili şirketin yöneticileri hakkında soruşturma başlatıldığını, soruşturma sonucunda alınan bilirkişi raporunda incelenen şirket kayıtlarına göre davalı şirketin iddia ettiği gibi bir usulsüzlük olmadığının ortaya çıktığını, yapılan ve usulsüz olduğu iddia edilen tüm ticari işlemlerin usulüne uygun olduğunun bilirkişi raporu ile anlaşıldığını, tarafların usulüne uygun bir şekilde ticari defterlerinde bulunmayan, senet metnine göre de doğması mümkün bulunmayan ve olmayan bir borç ilişkişi nedeni ile müvekkilleri hakkında davalı şirket tarafından icra takibi başlatıldığını ileri sürerek Kayseri Genel İcra Dairesinin 2020/145099 E. sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine takibe konulan bonolar ve fer'ileri nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bonoların zorunlu unsurları içerdiğini, geçerli olduklarını, davacı şirketin yetkilisince kefaletten farklı olarak avalist sıfatıyla imzalandıklarını, bonoların bağımsız borç ikrarı içerdiklerini, sebepten mücerretlik taşıdıklarını, müvekkilinin kıymetli evrakla alacağını istemesinin yeterli olduğunu, asıl borç ilişkisinin varlığını ve mahiyetini ispatlaması gerekmediğini, nakten kaydının davacı şirket yetkilisince yazıldığını, müvekkilinin doğrudan nakit borç vermediğini, 23.03.2020 tarihli protokolde de belirtildiği üzere anılan senedin davacı şirket tarafından müvekkilinden fazladan tahsil edilen naktin iadesi amacıyla düzenlendiğini savunarak davanın reddini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 23.03.2020 tarihli protokolde davalının, davacı şirketten teslim aldığı roliklere ilişkin olarak yaptığı inceleme sonunda mükerrer kantar fişlerinin fatura edildiğinin anlaşıldığı, bu hususta tarafların tam bir mutabakata vardıkları, tarafların birlikte faturalar ve kantar fişleri üzerinde geriye dönük detaylı inceleme yaptıklarında davacı şirketin davalıdan 2017, 2018, 2019 ve 2020 Ocak ayı dahil 2.779.512,40 kg. karşılığı 5.994.121,59 TL fazla ve haksız tahsilat yaptığının anlaşıldığı, davacı şirketin davalıya 5.994.121,59 TL borcunun bulunduğunu kabul ve beyan ettiği, bu meblağın ödenmesi ve ödeme koşulları hususunda anlaşmaya varıldığı, üç adet bononun bu amaçla davalıya verildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacıların protokoldeki ve dava konusu bonolardaki imzayı inkar etmedikleri, bonoların bedelsizliğini ispat yükü altında oldukları, bunu da yazılı delille ispatlamaları gerektiği halde bu yönde delil sunmadıkları, irade sakatlığı nedeniyle geçersizliğin de kanıtlanamadığı, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporun protokol içeriğini doğruladığı, soruşturma sırasında alınan bilirkişi raporunda bildirilen kanaatin başlı başına davacıların bu bonolardan sorumlu olmamasını gerektirmediği, bonoların protokol içeriği gereği düzenlendiği, düzenlenme nedeni hakkında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davacılar üzerindeki ispat yükünün değişmediği, bonoların geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonoların taraflar arasında imzalanan protokol ile ilgili olarak düzenlendiği konusunda tereddüt bulunmadığını, bonoların kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığı, doğrudan kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvurulup başvurulmayacağı, bu bonolara dayanak protokolde geçen hususların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususlarının çözümlenmesi gerektiğini, bonoların protokolün teminatı olarak alındığında herhangi bir şüphe olmadığını, teminat senetlerinin kambiyo takibine konulamayacağını, dava konusu bonolarda düzenlenen protokole ilişkin olduğu konusunda herhangi bir tartışma bulunmadığını, protokolün kimin tarafından imzalandığının bilinmediğini, protokol içeriğindeki rakamların incelendiğinde protokol ile bono tutarlarının birbirini tutmadığının görüleceğini, bonolardan birinin nakten kaydı taşıdığı halde davalının böyle bir ödeme yapmadığını, talil anlamına gelen açıklamaları sebebiyle davalının ispat yükünü üstüne aldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılan 23.03.2020 tarihli protokole ve bu protokolde davalı tarafından davacı tarafa fazladan ödeme yapıldığının tespitinin yapıldığı, davalının da işbu bonoların fazladan tahsil edilen nakdin iadesi amacıyla (yani borca karşılık) düzenlendiğini savunduğu, böyle bir durumda Mahkemece davalı şirketin talilde bulunmadığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bonoların taraflar arasında imzalanan protokol ile ilgili olarak düzenlendiği konusunda tereddüt bulunmadığını, bu protokolün davalının Devlet eliyle yönetilmesi ve baskınlığını kullanarak müvekkiline güven aşılaması sonucunda güvence olarak üst yönetime sunulması amacıyla tek taraflı hazırlandığını, bonoların kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığı, doğrudan kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvurulup başvurulmayacağı, bu bonolara dayanak protokolde geçen hususların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususlarının çözümlenmesi gerektiğini, protokoldeki hususların davalının işlemsel hacmine ve ticari hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, kantar fişlerindeki toplam ağırlığın fatura içeriğindeki toplam ağırlıktan kimi zaman fazla kimi zaman eksik geldiğini, bunların faturalandırma yapıldığı anda ortaya çıkmamasının mümkün olmadığını, bonoların protokolün teminatı olarak alındığında herhangi bir şüphe olmadığını, teminat senetlerinin kambiyo takibine konulamayacağını, dava konusu bonolarda düzenlenen protokole ilişkin olduğu konusunda herhangi bir tartışma bulunmadığını, protokolün kimin tarafından imzalandığının bilinmediğini, protokol içeriğindeki rakamların incelendiğinde protokol ile bono tutarlarının birbirini tutmadığının görüleceğini, bonolardan birinin nakten kaydı taşıdığı halde davalının böyle bir ödeme yapmadığını, talil anlamına gelen açıklamaları sebebiyle davalının ispat yükünü üstüne aldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.