11. Hukuk Dairesi 2023/4909 E. , 2024/2215 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2022/104 Esas, 2023/48 Karar
2.Turkasset Varlık Yönetim A.Ş.
3. LBT Varlık Yönetim A.Ş.
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece, davanın ksımen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesini davacının 5.000,00 TL limitle kefil sıfatı ile imzaladığını, davacının kefil olduğu kredi borcunun ödenerek kapandığını, daha sonra dava dışı asıl borçlu ...'in limit artırım sözleşmesi ile kredi limitini artırarak kredi kullandığını, davacının limit artırımlarında imzası bulunmadığından kefalet sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek davacı hakkında yapılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile davacının maaşından kesilen paraların istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Turkasset Varlık Yönetim A.Ş. vekili, alacağı davalı ... Bankasına geri temlik ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili bankaya borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyarak verdiği 03.07.2018 tarih, 2017/148 E., 2018/252 K. sayılı kararı ile davalı LTB Varlık Yönetim A.Ş. ve çatısı altında birleştiği Turkasset Varlık Yönetim A.Ş.’nin alacağı davalı bankaya geri temlik anlaşması ile devretmesinden dolayı herhangi bir sorumluluğunun kalmadığı, davalı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin limitinin 5.000,00 TL olduğu, davacının kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı, limit artırımına ilişkin sözleşmede davacı kefilin imzasının bulunmadığı, davacının kefil olduğu miktar olan 5.000,00 TL'nin ödendiği, İzmir 25. İcra Müdürlüğü’nün 2012/1731 sayılı dosyasında dava dışı ..., ... ve davacı aleyhine 119.489,06 TL tutarlı takip başlatıldığı, davacıdan toplam 9.226,70 TL'nin tahsil edildiği, davacı kefilin imzaladığı kredi tutarının ödenmiş olması ve daha sonradan limit artırımına ilişkin sözleşmelerde davacı kefilin imzasının bulunmaması nedeniyle kefilin sorumluluğunun sona erdiğinin sabit olduğu, davacıdan cebri icra suretiyle tahsil edilen 9.226,70 TL'nin davalı ... Bankasından alınarak davacı kefile ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı banka hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 02.02.2019 tarih, 2018/3312 E. ve 2019/5369 K. sayılı kararı ile "davacının, davalı banka ile dava dışı kredi müşterisi arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini 5.000,00 TL limitle kefil olarak imzaladığı, daha sonra genel kredi sözleşmesinde limit artışları olmuşsa da bu artışlarda davacının kefalet imzası bulunmadığı, bu itibarla bu kredi kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçtan sorumluluğunun sadece kefalet limiti olan 5.000,00 TL ile sınırlı olduğu, bu kredi sözleşmesinin bir çerçeve sözleşme olup bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin bir an için ödenerek borç bakiyesinin sıfır olmasının kefillerin kefaletini sona erdirmeyeceği ve tekrar kullandırılan kredilerde yine kefalet miktarı ile sorumlu olmaya devam edecekleri, Mahkemece, Dairemizin içtihatlarında açıkça belirtildiği gibi kefilin sorumluluğunun asıl borç, kefalet limiti ve kefilin kendi temerrüdünden doğan sorumluluktan ibaret olduğu dikkate alınarak konusunda uzman bankacı bir bilirkişi görevlendirilip gerektiğinde banka kayıtları üzerinde de inceleme yaptırılarak davacı kefilin sorumluluğunun kapsamı belirlenip yapılan takiple bunu aşan kısım yönünden davacının menfi tespit talebinin kabulü ile daha sonra davacıdan yapılan tahsilatlar da takip dosyasından net bir şekilde belirlenip davacının sorumluluğunu aşan bir tahsilat yapılmışsa bu miktarın da davalıdan istirdatı ile davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken konusunda uzman olmayan hesap bilirkişisi genel unvanlı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı gerekçe ile karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka vekilinin 25.12.2020 tarihli dilekçesi ile İzmir 25. İcra Dairesinin 2012/1731 E. sayılı icra dosyasına konu borcun haricen tahsil edildiğini belirterek konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği, davanın menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olduğu, davacının kefalette bulunduğu asıl borcun suküt ettiği açık olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun)
598 inci maddesi uyarınca kefilin de borcu sona ereceğinden dava tarihi itibarı ile davacının davalıya kefaletten kaynaklanan borcu kalmadığı, davalı vekilinin davaya konu icra takibinde davalı bankanın alacağını haricen tahsil ettiğini belirttiği hususu da gözetilerek davacının menfi tespit talebi bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7428 E. 2022/361 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu, davacının istirdat talebi yönünden ise 09.11.2022 tarihli ek raporla, davacının 10.427,25 TL yönünden müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olacağının rapor edildiği, sözü edilen raporun hüküm kurmaya uygun bulunduğu ve hükme esas alındığı, davacının icra dosyasına ödediği tutar gözetildiğinde davacının davalıya istirdat edebileceği bir tutarın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davaya konu icra takibi sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı bakımından iptaline, istirdat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı banka vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama devam ederken davaya konu icra takibine konu borcun haricen tahsil edildiğini ve bu suretle davanın konusuz kaldığını, bu hale göre Mahkemece, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu gözetilerek takdir edilmesi gerektiğini ancak Mahkemece menfi tespit davasının kabul edildiğini ve müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedildiğini oysa bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarında, müvekkilinin dava tarihi itibariyle davacıdan alacaklı olduğunun mütala edildiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin de yanlış hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, davalı banka tarafından davacı kefil aleyhine başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle menfi tespit talebinin kabulüne, istirdat isteminin ise reddine karar verilmiş ise de huzurdaki dava, davaya konu borcun davadan sonraki süreçte ödenmesi sebebiyle konusuz kalmıştır. Bu hale göre Mahkemece, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesine göre davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek yargılama giderlerinin paylaştırılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!