WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/47 E.  ,  2024/3595 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/671 Esas, 2022/1675 Karar
HÜKÜM : Kararın kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/195 E., 2020/301 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu olayda taraflar arasında bir mal alım satım ilişkisinin mevcut olduğunu, bunun mal alım satımına yönelik şifahi bir sözleşme olduğunu, bu sözleşme ilişkisi gereği müvekkilinin sözleşme konusu malı teslim borcunu yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın para borcunu ödemediğini, TBK'nın 89. maddesine göre para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, faturaların alt kısmında da ihtilaf halinde Kahramanmaraş Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiğini, bu faturalara karşı 8 gün içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, Kahramanmaraş mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkisinin kabul edildiğini, faturalara karşı herhangi bir itiraz bulunulmadığından söz konusu faturalar ve münderecatının kabul edildiğini, borçlu şirket ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin vergi dairesine bildirilen BA-BS formları ile açıkça görüldüğünü, borçlu tarafça resmi kayıtlara işlenen bu faturaların bedellerinin taraflarına ödenmediğini, müvekkili şirket ile resmi kayıtlarla sabit olan bu ticari ilişkiden dolayı herhangi bir borçlarının olmadığı iddiasının ispat yükünün borçlu tarafa ait olduğunu ileri sürerek taraflarınca Kahramanmaraş İcra Müdürlüğünün 2019/1609 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz yer mahkemesinde ikame edildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da belirtildiği üzere genel yetkili mahkemenin davalının gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, yetkili ve görevli mahkemenin Van Mahkemeleri olduğunu, davanın yetki yönünden incelenerek reddine karar verilmesi gerektiğini, arabuluculuk başvurusunda da yetkisizlik kararı verilerek Van Arabuluculuk Bürosuna dosyanın gönderildiğini, davacının ikame etmiş olduğu davanın kötü niyetli olduğunu, davacı şirket ile müvekkili firma arasında ticari ilişkinin olup, müvekkili şirketin kendi müşterilerinin kendilerine vermiş olduğu çekleri davacıya ciro ettiğini, ödemelerini bu suretle gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin davacıya olan borcunun bir kısımı havale yolu ile ödediğini, müvekkili şirket ile davacının ticari işlemlerini belgeleyen tüm hususların müvekkili şirketin ticari defterlerinde yer aldığını belirterek davanın, icra takibinin yetkisiz mahkeme ve müdürlükte ikame edildiğinden dosyaya yetkisiz karar verilmesini, davacının kötü niyetli icra takibi başlatması ve dava açması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açıklandığı şekilde davanın süresinde ikame edildiğinin anlaşılması üzerine tarafların iddiasının ispatı açısından takip konusu faturalara, sair banka havaleleri ile çeklere ve ticari defterlere dayanmış olması sebebiyle tarafların ticari defterleri ibraz edildikten ve ödeme kayıtları ilgili bankalardan celb edildikten sonra dosya bilirkişiye tevdii edilmiş, davacı ve davalının davalı ticari defterlerini tam ve eksiksiz olarak ibraz ettiği, taraflar arasında gerçekleşen ticari alım satım neticesinde toplam davacı tarafından toplam 328.653,43 TL fatura düzenlediği, düzenlenen faturalar yönünden davalının kayıtlarının davacının kayıtlarını doğruladığı, celp edilen çeklere ait ödeme kayıtları ve banka havale ödeme kayıtlarının toplamının 231.800,00 TL olduğu, davacının bakiye alacağının 96.853,43 TL olduğu rapor edilmiş, davalının cevap dilekçesi ile ticari ilişkiyi kabul etmekle beraber borcunu ödediğini beyan etmesi sebebiyle fatura konusu malların davalıya teslim uyuşmazlık konusu olmadığın ticari emtianın davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, davalının ticari ilişkiyi kabul etmekle ve borçlu olmadığını iddia etmekle beraber fatura konusu emtianın bedelini davacıya ödediğini ispata yönelik başkaca bir delil ibraz etmediği, ticari defterlerinde yer alan ve 31.12.2017 tarihinde banka havalesi yoluyla yapılan 265.645,89 TL'lik ödemenin banka kayıtlarında tespit edilemediği, dolayısıyla davacının davalıdan takip konusu faturalardan mütevellit asıl alacak miktarı yönünden 91.216,14 TL alacaklı olduğu, davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu sonucuna varıldığı, hal böyle olunca, davacının davasının kabulüne, davalının Kahramanmaraş İcra Müdürlüğü'nün 2019/1609 takip sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin 91.216,14 TL asıl alacak ve 33.497,57 TL işlemiş faiz olmak toplam 124.713,71 TL üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, alacağın niteliği itibariyle likit olduğu değerlendirilmekle kabul edilen toplam 124.713,71 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra ve inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece hukuka aykırı olarak yetki itirazlarının reddine karar verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da belirtildiği üzere genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin adresinin Van olup, davanın Kahramanmaraş Hukuk Mahkemelerinde ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin adresinin Türkoğlu Kahramanmaraş olduğunu, davacının davayı kendi adresinde yani Türkoğlu Hukuk Mahkemelerinde dahi ikame etmediğini, bu itibarla yetkisiz icra müdürlüğünde ve yetkisiz mahkemede davanın ikame edildiği sabit olduğundan Kahramanmaraş Hukuk mahkemelerinin yetkisizliğine karar verilerek yetkili ve görevli Van Hukuk Mahkemelerine dosyanın gönderilmesine karar verilmesi gerekirken aksi hükmün hukuka açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafın replik dilekçesi ile fatura içeriğinde küçük harflerle anlaşma dışında bir not düşerek yetki sözleşmesinin yapılmış olduğu iddia etmesinin hukukilikten uzak olduğunu, TMK'nın 2.maddesine aykırılık teşkil ettiğini, 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesi ile faturanın hangi amaçla kullanıldığı ve içeriğinde neleri barındırması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, davacının müvekkilinden 328.653,39 TL alacaklı olduğunu ifade ettiğini, ancak müvekkili tarafından kendilerine bu faturalarına karşılık 314.300,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemelerin alacaklı şirkete dilekçe ekinde belirtilen çekler ile banka havaleleri ve elden ödemeler olduğunu, davacı şirket tarafından satılan emtiaların müvekkiline anlaşılan tarihte teslim edilmediğini, müvekkili şirketin zarara uğradığını, bu zararlara karşılık olarak 4.037,00 TL iade faturası kesildiğini, 2.816,00 TL terminden doğan zararın yansıtıldığını, tüm hesaplamaların şirket yetkili ceza evinde olduğundan çalışanlar tarafından kapatıldığını, müvekkili şirket yetkilisinin tutukluluk süresince şirket işlerini kimsenin takip edemediğini, müvekkiline ait işyerinin kapandığını, şirket yetkilisinin tahliye olmasından sonra tekrar işyerini açtığını, davacının 7.500,00 TL bedeli üzerinden icra takibi başlattığını, icra takibine konu olan çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını görerek itiraz ettiğini, bu 7.500,00 TL meblağlı çek dışında herhangi bir borcunun kalmadığının yapılan hesaplar neticesinde ortaya çıkacağını, davacı şirketin anılan meblağ dışında tüm alacaklarının ödendiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında; davacının adresinin Türkoğlu/Kahramanmaraş, davalının adresinin Van olduğu ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, davacı her ne kadar davalı adına düzenlemiş olduğu icra takibine konu faturalarda Kahramanmaraş İcra Dairelerinin yetkili icra dairesi ve mahkemeleri olarak kararlaştırıldığını beyan etmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17 ve 18 inci maddelerine göre; geçerli olması için yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili mahkemenin gösterilmesi şart olduğu, davacının tek taraflı olarak düzenlediği faturadaki yetki kaydını yetki sözleşmesi olarak nitelendirmek mümkün olmadığı, açıklandığı üzere yetki sözleşmesinde tarafların yetkili mahkeme konusunda tam bir uzlaşma ve mutabakata varmaları ve yetkili mahkeme veya mahkemeleri belirlemeleri şart olduğu, şu halde yetki meselesinin genel yetki kuralları çerçevesinde çözümlenmesinin zorunlu olduğu, buna göre HMK'nın 6. gereğince, takibin borçlunun yerleşim yeri olan Van İcra Dairesinde başlatılması gerektiği, buna göre mahkemece takibin yapıldığı Kahramanmaraş İcra Dairesi'nin yetkili olmadığı, itirazın iptali davalarında icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmış olmasının dava şartı olduğu gözetilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesi ile, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; esasa ilişkin bir kaldırma mevcut olmadığından esasa ilişkin temyiz talebinin bulunmadığını, her tacirin basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalının faturalara itiraz etmediği, ticari defterlere işlediği, ancak ihtilaf ortaya çıktığında fatura münderecatında bulunan yetkiye şartını kabul etmediğini bildirdiğini, 8 günlük sürede itiraz etmediğini, bu durumun dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, yerel mahkemenin faturaların işlenerek maliyeye bildirilmiş olması sebebiyle yetki şartının geçerli olduğu gerekçesi ile vermiş olduğu kararın geçerli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanunun 68 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.