11. Hukuk Dairesi 2023/4265 E. , 2024/6351 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2663 Esas, 2023/841 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/133 E., 2020/637 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı borçlu banka arasında 21.05.2014 tarihli DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme konusu DBS'ne dahil olan davacının müşterisi/bayisi konumundaki üyelerin davacı firmadan vadeli olarak satın aldıkları senede ve çeke bağlanmayan ürün bedellerinin (borçları), bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından üyelere tesis edilen kredi limitleri dahilinde davacı firmaya ödendiğini, taraflar arasında uygulana gelen bu sözleşme ve sisteme müvekkili şirketin dava dışı müşterisi/bayisi ... Lastikçilik Otomotiv Ürünleri Ticaret Ltd.Şti.'nin de üye olduğunu, müvekkili tarafından bu müşterisine/bayisine vadeli olarak verilen çeke/senede bağlanmayan ürün bedellerinin de dava konusu edilen ürün bedellerine kadar ödene geldiğini, davalı bankanın, müvekkili şirkete 20 Kasım 2018 günü saat 16:40:39'da bir e-mail göndererek, 21.11.2018 tarihine kadar, imzalanan protokol kapsamında ve 500.000,00 TL kredili mevduat hesabı limiti dahilinde DBS'ye fatura yüklenmemesi durumunda aboneliğinin iptal edileceğinin bildirildiğini, bu bildirim üzerine yine 20 Kasım 2018 tarihinde, abonelik iptal edilmeden, müvekkili şirketin DBS sistemine dava konusu edilen dava dışı ... Ltd. Şti.'ne satıp teslim ettiği ürünlere ait toplam 499.543.24 TL tutarındaki 9 adet faturayı yüklediğini, davalı bankadan 20 Kasım 2018 günü saat 19.02.37' de gelen e-mailde 9 adet faturanın sisteme yüklenerek kabul edildiğinin bildirildiğini, abonelik iptal edilmeden KMH limiti dahilinde yüklenen ve davalı banka tarafından kabul edilen 9 adet 499.543,24 TL tutarındaki fatura bedeli DBS Sözleşmesi kapsamında davalı banka tarafından davacıya ödenmesi gerekirken, yapılan müteaddit uyarılara rağmen hiçbir neden gösterilmeksizin ödenmediğini, tahsili için 11.02.2019 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olduğunu, 499.543,24 TL fatura bedelinin ödenmesinin davalı bankanın DBS sözleşmesi gereği yükümlülüğünde olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 21.05.2014 tarihli DBS sözleşmesi imzalandığını, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1109 Esasında kayıtlı konkordato davasında davadışı DBS üyesi ... Lastikçilik Otomotiv Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında 15.11.2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğini, müvekkili bankanın 20.11.2018 tarihinde davacıya "21.11.2018 tarihinde kadar bankamıza yeni fatura gönderilmemesi durumunda aboneliğiniz iptal edilecektir....bankamıza intikal etmiş olan fatura bedelleri üyenin hesabının müsait olması ya da KMH hesabındaki limitler çerçevesinde ödenir.” bilgisini verdiğini, dava dışı konkordato talep eden ... Lastikçilik Otomotiv Ltd.Şti. ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmeler feshedilemezse de bankanın sözleşme ile belirlenen limit dahilinde her koşulda müşteriye kredi kullandırma zorunluluğunun olmadığını, davacının akdettiği sözleşmede de, üyelere tahsis edilen kredi limitlerinin müvekkili banka tarafından arttılabileceğinin, azaltılabileceğinin, iptal edilebileceğinin açıkça düzenlendiğini, dava dışı konkordato talep eden ... Lastikçilik Otomotiv Ltd.Şti.'ye 15.11.2018 tarihinden sonra veya öncesinde davalı bankanın yeni herhangi bir kredi vermediğini, DBS (doğrudan borçlanma sistemi) sözleşmesinin 5.,7. ve 8. maddelerine göre davalı bankanın herhangi bir kusuru olmadığı gibi sorumluluğunun da olmadığını, bankanın üyelerin kredi limitlerini belirlemeye tek başına yetkili olduğunu kabul ettiğini, davacının davadışı şirketin konkortado talebinden sonra eski tarihli faturaları talep ettiğini, dava dışı ... Ltd. Şti'nin DBS tanımının 01.11.2018 tarihinde yapıldığını, faturaların davadışı şirkete DBS tanımlarından önce tanzim edildiğini, konkordato davasına da müdahil olan davacının, dava dışı şirketin konkordato talep etmesinden sonra dava dışı şirketten alamayacağı ve konkordato dava süresince tahsilini talep edemeyeceği eski tarihli faturaları, davalı bankadan kötü niyetli olarak talep ettiğini, davanın ilgili firmaya ihbarının da gerektiğini savunarak davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, taraflar arasındaki sözleşme ile davacının vadeli olarak satacağı ve senede bağlanmamış olan mal ve hizmet bedellerinin fatura ve sipariş tutarlarının DBS'ni kabul eden üyelerin hesaplarından banka tarafından tesis edilecek kredilerle banka tarafından ödenmesinin kabul edildiği, bankanın davacıya ödeme yapabilmesi için davacının müşterisinin bu sistemi kabul etmiş olması ve davalı banka ile kredi ilişkisine girmiş olmasının gerektiği, bu kapsamda ve davalı bankanın 20.11.2018 tarihinde sisteme 21.11.2018 tarihinde kadar fatura yüklenmemesi durumunda aboneliğin iptal edileceği konusunda davacıya mail göndermesi üzerine davacının dava dışı müşterisi ... Lastikçilik Oto Ürün. İnş Malz. End. Ürü. Tük. Mal. Tar. Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden olan alacağına ilişkin toplam 499.543,24 TL tutarındaki 9 adet faturayı sisteme yüklediği, davalı banka tarafından faturaların sisteme kabul edildiğinin bildirildiği, daha önceden ... Lastikçilik Oto Ürün. İnş Malz. End. Ürü. Tük. Mal. Tar. Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı banka ile kredi ilişkisi kurarak doğrudan borçlanma sistemini kabul ettiği, bankanın faturaların yüklendiği 20.11.2018 tarihinden evvel davacıya sözleşmenin 7/f maddesi gereğince ... Lastikçilik Oto Ürün. İnş Malz. End. Ürü. Tük. Mal. Tar. Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin limitlerini azalttığı veya iptal ettiğini bildirmediği, dolayısıyla davacı tarafından sisteme yüklenen 499.543,24 TL tutarlı 9 adet fatura bedelini ödeme yükümlülüğünde olduğu kanaatine varıldığı, davalı banka vekilince bankanın müşterilere olan kredi limitlerini dilediği zaman değiştirme yetkisine sahip olduğu savunulmuş ise de, sözleşmenin 7/f maddesi uyarınca sisteme fatura yüklemeden evvel bu konudaki değişikliğin davacı firmaya bildirilmesi gerektiği, bu bildirim yapılıncaya kadar sisteme yüklenen faturaların müşteriye daha önce tanınan limit çerçevesinde ödenmesinin sözleşmesel bir yükümlülük olduğu, dava dışı ... Lastikçilik Oto Ürün. İnş Malz. End. Ürü. Tük. Mal. Tar. Hayv. San ve Tic Ltd. Şti. ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmesinin sırf konkordatoya başvurması nedeniyle feshinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 296 ncı maddesinin birinci fıkrası karşısında mümkün olmadığı, dolayısıyla banka ile ... Ltd Şti. arasındaki kredi sözleşmesinin sürdüğü de gözetildiğinde bankanın bu savunmasının yerinde olmadığı, davalı banka vekilince vadesi geçmiş faturaların sisteme yüklendiği ve bunun kötü niyet içerdiği savunulmuş ise de, sisteme yüklenen faturalarda vadenin olmadığı, kaldı ki sözleşmenin 5/e maddesi uyarınca davacının ödeme vadesini ileriye alma yetkisinin bulunduğu, bu nedenle bu savunmanın da yerinde olmadığı kanaatine ulaşıldığı, davacı tarafından sözleşme kapsamında dava konusu tutarın ödenmesi için davalıya İzmir 21. Noterliği'nin 19.12.2018 tarihli ihtarnamesinin gönderildiği, bu ihtarnamenin 20.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede belirtilen 2 günlük ödeme süresi dikkate alındığında dava konusu tutarı ödeme konusunda davalının 23.12.2018 tarihinde temerrüde düştüğü, bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 13.346,31 TL olduğu gerekçesiyle borca itirazının kısmen iptaline, 499.543,24 TL asıl alacak, 175,12 TL ihtar gideri, 13.346,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 513.064,67 TL'nin tahsili bakımından takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %19,50 oranını geçmemek üzere avans faizi uygulanmasına, fazlaya dair itirazın iptali isteminin reddine, hüküm altına alınan alacağın %20'si oranındaki 102.612,93 TL inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vadesi geçmiş faturaların sisteme yüklenmesinin sözleşmenin 5.e. maddesine aykırı olduğunu, vade değişikliğine dair bir davacı beyanı bulunmadığını, faturaların yasal vade süresinin kayıt tarihinde çoktan dolduğunu, bu durumun kötü niyeti de yansıttığını, tüm faturaların konkordato başvurusuna konu olduğunu, davacının BA-BS formlarının tutarsız olduğunu, bilirkişi raporuna itirazların dikkate alınmadığını, her iki şirket defterinin karşılaştırılarak incelenmesi gerektiğini, mahkemenin vadeye ilişkin değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, bankanın limit belirleme ve limit yetersiz olması halinde ödeme yapmama yetkisi bulunduğunu, dava dışı şirket ile yapılan sözleşmede de bu hususun açık olduğunu, konkordato süreci ve vadesi geçmiş faturaların sisteme eklenmesi nedeniyle ödeme yapılmamasından bankanın sorumlu olmadığını, 2004 sayılı Kanun'un 288 inci maddesi gereği dava dışı şirketin borçlanma yetkisine sınırlama getirildiğini, buna ilişkin kararın da 16.11.2018 tarihinde ilan edildiğini, hükmedilen icra inkar tazminatının hatalı olduğunu, hükmedilen avans faiz oranının da yanlış olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede eski tarihli faturaların sisteme eklenemeyeceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı, aksine davacı tarafa aktarılan faturaların vadelerini ileriye alabilme (5-e), gecikmeli tahsilat (5-p) yetkilerinin tanınmış olduğu, buna göre davacı tarafça dava dışı şirkete tanınmış opsiyon sonrasında sisteme sunulan faturaların tahsilat hesabına kaydının istenebileceği, davalı bankanın iddia ettiği 5-e maddesindeki hükmün; davacı firma tarafından banka sistemine aktarılıp sonradan vadesinin uzatılması istenen faturalara ilişkin olup, somut olayda ise davacının sisteme sunduğu faturalar doğrultusunda talep tarihi itibariyle tahsilat iradesini ortaya koymuş olduğu, kaldı ki somut uyuşmazlığa konu 9 adet faturanın tarihlerine göre davalı banka tarafından vadelerinin geçtiği ileri sürülmüşse de, faturaların tamamının içeriğinde "ödeme vadesi: 30.10.2018" olarak belirtilmiş olup, sisteme tanıtılan sözkonusu faturaların davalı banka tarafından kabul edilip, buna dair davacı tarafa bilgi maili de gönderilmiş olduğu, davalı banka her ne kadar dava dışı şirketin geçici mühlet aldığını bilen davacının kötüniyetli davrandığını ileri sürmüş ise de, sözleşme hükümlerine göre işlem yapmış bulunan davacının kötüniyetine dair herhangi bir delil sunulmadığı, davacının, davalı bankanın attığı mail üzerine sistemden sözkonusu faturaları aynı gün göndermiş olduğu, özellikle de konkordato geçici müddetinin ilan edildiğini beyan eden davalı bankanın basiretli tacir olarak sözleşmenin 5-d ve 7-f maddelerinin kendisine verdiği yetki uyarınca davadışı şirketin kredi limitlerini iptal etmediği, sözleşmenin 7-f maddesi uyarınca limit iptalini davacı şirkete bildirene kadar sözleşme gereği sorumluluğunun devam ettiği, bu yönde kurulan mahkeme kararının yerinde olduğu, ancak icra inkar tazminatının 499.543,24 TL asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekirken toplam tutar üzerinden hesaplanması ve faize dair kısmın da hükümde eksik olarak yazılmış olmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İzmir 2. İcra Dairesinin 2019/2182 sayılı takibinde borca itirazının kısmen iptaline, 499.543,24 TL asıl alacak, 175,12 TL ihtar gideri ve 13.346,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 513.064,67 TL'nin tahsili bakımından takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %19,50 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine, 499.543,24 TL asıl alacağın %20'si oranındaki 99.908,65 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67, 216 ve 288 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!