WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/4164 E.  ,  2024/6308 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/456 Esas, 2023/469 Karar
HÜKÜM :Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2020/129 E., 2021/32 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Mudo" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2019/38092 numaralı "MUGODF" ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazların dava konusu YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların da oluştuğunu, davalı şirketin "Mugo" ibareli başka başvurularının da müvekkilinin itirazı üzerine reddedildiğini, ayrıca "mugo" ibareli kullanımları ve başvuruları nedeniyle açtıkları davaların devam ettiğini, davalı şirketin kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2020-M-911 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını, dava konusu markanın bir bütün olarak "MUGODF" ibaresinden oluştuğunu, “DF” ibaresinin “DUTY FREE” ibaresinin kısaltması olarak yaygın kullanımı bulunmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında sayılan şartların gerçekleşmediğini, kötü niyet iddiasının da yersiz olduğunu, diğer yandan müvekkilinin 8 yıldır “MUGO” ibaresini ticaret unvanında, online internet sitesinde ve mağazalarda kullandığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiş, yargılama sırasında cevap dilekçesini ıslah ederek dava konusu başvurunun, davacıya ait "mudo" ibareli markalarla piyasada uzun bir süredir çekişme yaşanmaksızın birlikte var olan "MUGO" ibareli markalarının serisi mahiyetinde bulunduğunu, piyasada barışçıl şekilde birlikte var olma ilkesiyle getirilen koruma kapsamından yararlanması gerektiğini, müvekkili tarafından Mugo ibaresinin 8 yılı aşkın bir süredir kullanıldığını, davacının bu kullanımlara karşı sessiz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 35. sınıf tüm hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşullarının oluştuğu, somut olayda 6769 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinde düzenlenen 5 yıllık süre geçmediğinden sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların ve kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, karar davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetler davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığından somut olayda emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, dava konusu başvurunun, beyaz zemin
üzerine siyah renkle yazılmış “MUGODF” ibaresinden oluştuğu, başvuruda başkaca bir kelime unsuru veya şekil unsuru bulunmadığından, dava konusu başvurunun asli unsurunu bir bütün olarak "MUGODF" ibaresinin oluşturduğu, davacının itirazına mesnet 2014/97175 sayılı markasının "Concept", diğer markalarının ise "Mudo" ibarelerinden oluştuğu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2014/97175 sayılı marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, davacının "Mudo" asıl unsurlu markaları ile dava konusu başvuru karşılaştırıldığında, dava konusu başvurunun asli unsurunun bir bütün olarak "MUGODF" ibaresinden oluştuğu, her ne kadar davacı tarafça başvuruda yer alan "DF" ibaresinin "DUTY FREE" ibaresinin kısaltması olduğu bu nedenle başvurunun asli unsurunun "MUGO" ibaresinden oluştuğu ileri sürülmüşse de, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere" DF" ibaresinin "DUTY FREE" ibaresinin kısaltması olarak yaygın kullanımı bulunmaması nedeniyle ilgili tüketici nezdinde iddia edilen şekilde algılanması mümkün olmadığından davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı, buna göre dava konusu başvuruyu oluşturan "MUGODF" ibaresi ile davacının "Mudo" asıl unsurlu markaları arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf markalarının sadece ilk hecesinin aynı olmasının, işaretlerin bütünü itibariyle bıraktığı izlenim farklı bulunduğundan iltibasa sebebiyet vermeyeceği, taraf markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmesine rağmen, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesi.

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.