WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/4154 E.  ,  2023/6512 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/273 Esas, 2022/255 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/296 E., 2019/884 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat Irmak Karacadağ ile davalı vekili Avukat Hilmi Yılmazer dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında mahkeme kararıyla kayyım atandığını, kayyımlık görevinin TMSF tarafından yerine getirildiğini, davacı kayyım heyeti tarafından yapılan inceleme ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan vergi inceleme raporları ile 2013 yılında şirket hesabından davalıya 20.495.926,88 TL tutarında nakit avans ödemesi yapıldığının tespit edildiğini, davacı şirket yönetim kurulunun haksız ödenen bu miktarın davalıdan tahsili için yasal yollara başvurulmasına karar verdiğini iddia ederek 20.495.926,88 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı süresinde davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından 17.12.2013 tarihi ile 24.12.2013 tarihleri arasında şirket ortağı olan davalıya banka havalesi ile toplam 20.495.926,88 TL verildiği, bu tutarın davacı şirket ticari defter kayıtlarında verilen avanslar hesabında takip edildiği, daha sonra 30.12.2013 tarihinde ortaklardan alacaklar hesabına virman yapıldığı, 31.12.2013 tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 20.495.926,88 TL alacaklı olduğunun şirketin ticari defter kayıtları ile teyit edildiği, 31.12.2013 tarihi itibariyle ortaklardan alacaklar hesabına kayıtlı 20.495.926,88 TL'ye ilişkin davacı şirket tarafından 6552 sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un (6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi kasamında "kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların beyanı" hükümlerinden yararlanılarak bu tutarın %3'ü olan verginin yatırılması suretiyle ortaklardan alacaklar hesabında görülen 20.495.926,88 TL kayıtlardan silinmiş ise de, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinde öngörülen düzenleme bilançolarda görülmekle birlikte fiili olarak bulunmayan kasa mevcudu ile ortaklardan alacak ve borçların fiili duruma uygun hâle getirilmesine ilişkin olduğundan davacı alacağının varlığını etkilemediği, davacı tarafından davalıya 2013 yılı içerisinde banka havalesi ile gönderilmiş olan 20.495.926,88 TL avans ödemesinin fiilen mevcut bir alacak olduğunun gerek bilirkişi tarafından incelenen davacı ticari defter kayıtları ve dayanakları, gerekse Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının vergi inceleme raporu ile tespit edilmiş olduğu, davacı şirket tarafından cezalı tarh edilen verginin ve cezanın iptali talebi ile açılmış olan davaların işbu davaya konu alacak talebine etkisi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.495.926,88 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dava açılırken yatırılması gereken peşin harcın davacı tarafından yatırılmadığını, davacının harç muafiyeti bulunmadığını, müvekkilinin eşinin davacı şirket ortağı olmadığını, bilirkişi tarafından ticari defter incelemesi yapılmadığını, hukuksal konularda yorum yaptığını, bilirkişi heyetinin işini layıkıyla yapmadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerine ilişkin herhangi bir karar verilmeden Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, Mahkemece bilirkişi heyetince ağır ceza mahkemesinden gelen evraklar içerisinde bulunan müvekkili hakkındaki Masak raporunun gündeme alınmadığını, bu raporun uzman görüşü niteliğinde olduğunu, uzman görüşüyle yargılama aşamasında alınan rapor arasında çelişki bulunduğunda Mahkemenin bu çelişkiyi gidermesi gerektiğini, Mahkemenin kanun hükmünü yanlış yorumladığını, alacak gerçekten mevcut değil ise zaten yasadan yararlanmaya gerek olmadığını, gerçekte mevcut olmayan alacağın sırf mevcut olmaması nedeniyle silinmesi gerektiğini, ortaklardan alacak için fiilen mevcut olma şartı çıkmadığını, bu şart aranmadığında da alacağın kanundan yararlanılarak defterden silindiği göz önüne alınarak davacının davalıdan alacak talebinde bulunamayacağını, Mahkemenin müvekkilinin borçlu olarak görüldüğü döneme ilişkin ticari defterlerin incelendiğini, devam eden kayıtların değerlendirilmediğini, devam eden kayıtlarda 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında davacı tarafından alacağın kanunen kayıtlardan silindiğini, müvekkilinin davacıya borçlu olduğuna ilişkin defterde kayıt bulunmadığını, davacının defterlerinde yer almayan bir alacağı müvekkilinden talep edemeyeceğini, işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığını, 2013 ve 2014 yılı bilançoların genel kurullarda onaylandığını, yönetim kurulunun ibra edildiğini, davacının bu dosyada usulsüz olduğunu iddia ettiği kanuni bir işlemin vergi davalarında usulüne uygun olduğundan bahisle şirket hakkında kesilmiş cezaların kaldırılmasını talep ettiğini, bu hususun mantığa açıkça aykırı bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, davacının ticari defterlerinde davalıya 20.495.926,88 TL avans ödediğine ilişkin kayıt bulunduğu, davacının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca vergi dairesine vergi ödeyerek alacağı kayıtlardan sildiği, alacaklar hesabına yapılan kayıtların fiktif kayıtlardan, yani gerçek bir nakit hareketine bağlı olmayan kayıtlardan oluşmadığı, aksine gerçek bir para hareketine dayandığı, bu nedenle davacının 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü madde hükümlerine dayanamayacağı belirtilerek vergi müfettişlerince usulsüzlük cezası kesildiği, davacı şirketin fiili olarak bulunan alacağını usule uygun olmayan şekilde kayıtlardan çıkardığı yönünde kanaat bildirildiği, taraflar arasında davalının davacı şirket ortağı olduğu, şirket tarafından davalıya taşınmaz avansı olarak ödeme yapıldığı, şirket kayıtlarında davacı davalıdan alacaklı iken 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca vergi ödeyerek davacı şirketin kayıtlarda yer alan davalıdan olan alacak kaydını düzelttiği, anılan düzeltme tarihinden sonra davacı şirketin kayıtlarında davalıdan alacak kaydının yer almadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın, davacı şirketin kayıtlarında yapılan düzeltme işleminin 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine uygun olup olmadığı hususundan kaynaklandığı, davacı şirkete 690 sayılı KHK kapsamında TMSF'nin kayyım olarak atandığı, anılan KHK'nın 73 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davacı şirket harçtan muaf olduğundan davacı tarafından peşin harcın yatırılmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalı ortağa avans ödemesi yapması nedeniyle davalıdan 20.495.926,88 TL alacaklı olduğunun, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca davacı şirket kayıtlarında düzeltme yapılarak davalıdan olan alacak kaydının kayıtlarda düzeltildiğinin tespit edildiği, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede mevcut olmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacak beyanının düzeltilmesinin mümkün olduğu, anılan hükümden anlaşılacağı üzere düzeltmenin ancak bilançolarda, kayıtlarda yer almakla birlikte fiilen mevcut olmayan alacak ve borçların fiili duruma uygun hâle getirilmesi için yapılabileceği, somut olayda ise davacı şirketin davalı ortağa avans ödemesi yaptığı, yapılan avans ödemesi karşılığında davalı tarafından davacıya taşınmaz devri gerçekleştirilemediği, bir başka anlatımla avans ödemesi nedeniyle davacı şirket davalı ortaktan fiilen alacaklı durumda olup alacağa ilişkin şirket kaydının fiktif nitelik taşımadığı, hal böyle olunca Mahkemece, davacının davalıdan alacaklı olduğu, bu alacağın gerçek bir alacak niteliği bulunduğu, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca davacı şirket tarafından kayıtlarında yapılan düzeltmenin yasaya uygun bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği,
öte yandan vergi mahkemesinde açılan davalar cezalı tarh edilen verginin ve cezanın iptali talebine yönelik olup yargılama neticesinde verilen kararın işbu dava konusu alacağa etkisi bulunmadığı, bu durumda Mahkemece vergi mahkemesinde açılan dava neticelerinin beklenmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf aşamasında sunulan uzman görüşünün dikkate alınmadığını, uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, vergi mahkemesinde görülen dava ile ilgili Bölge Adliye Mahkemesi kararının çelişkili olduğunu, vergi mahkemelerindeki davaların sonucunun beklenmesi gerektiğini, hiçbir ticari şirketin kendi defterlerinde olmayan bir alacağı talep edemeyeceğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ortağına yapılan avans ödemesinin tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.