WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/4079 E.  ,  2024/6356 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/614 Esas, 2023/790 Karar
HÜKÜM/KARAR : Ret - Karar verilmesine yer olmadığı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/473 E., 2020/664 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 12.06.2010 tarihli acentelik sözleşmesiyle, müvekkilinin, davalının Diyarbakır bölgesindeki acentesi olduğunu, işyerine çeşitli harcamalar yapak suretiyle yatırımlar yaptığını, taraflar arasındaki belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin, davalı tarafından keşide edilen 06.02.2015 tarihli ihtarnameyle, üç aylık ihbar süresine uyulmadan ve herhangi bir haklı gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, davalı tarafın acentelik sözleşmesini haksız olarak feshettiğinden müvekkilinin uğramış olduğu menfi ve müsbet zararları tazmin etmekle yükümlü olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi sonucu uğranılan kar kaybının yanı sıra, müvekkilinin işten çıkarmak zorunda kaldığı personeline ödemiş olduğu ihbar ve kıdem tazminatından kaynaklanan zararların, sözleşmenin devam edeceği inancıyla kredi kullanılması sonucu ödenmek zorunda kalınan faizlerden ve diğer giderlerden kaynaklanan zararların, yine sözleşmenin devam edeceği inancıyla alınan araçların ikinci el fiyatına satılmak zorunda kalınmasından kaynaklanan zararların ve müvekkili tarafından işyerine ve davalının markasının tanıtılmasına yönelik olarak yapılan diğer harcamalardan kaynaklanan zararların tespit ve tazmin edilmesi gerektiğini, müvekkili 4,5 yıllık saygın bir işletme konumunda iken iflas eden kişi konumuna düştüğünü, mesleki ... ve itibarının sarsıldığını, müvekkili tarafından, acentelik sözleşmesi imzalanırken teminat olarak davalıya 20.000,00 Euro’luk bir senet ve Ziraat Bankası’ndan alınan 23.07.2010 tarihli, 114856 numaralı ve 10.000,00 TL bedelli bir teminat mektubu verildiğini, davalı tarafın, sözleşmeyi haksız olarak feshettiği halde verilen bu teminatları iade etmediğini ileri sürerek müvekkilinin vermiş olduğu teminatların iadesine, uğranılan kar kaybının tespitine ve şimdilik 1.000,00 TL’sinin ticari faiziyle birlikte tahsiline, müvekkilinin işten çıkarmak zorunda kaldığı personeline ödemiş olduğu ihbar ve kıdem tazminatından kaynaklanan zararların tespitine ve şimdilik 1.000,00 TL’sinin ticari faiziyle birlikte tahsiline, müvekkilinin kredi kullanması sonucu ödemek zorunda kaldığı faizlerden ve diğer giderlerden kaynaklanan zararların tespitine ve şimdilik 1.000,00 TL’sinin ticari faiziyle birlikte tahsiline, alınan araçların ikinci el fiyatına satılmak zorunda kalınmasından kaynaklanan zararların tespitine ve şimdilik 1.000,00 TL’sinin ticari faiziyle birlikte tahsiline, müvekkili tarafından işyerine ve davalının markasının tanıtılmasına yönelik olarak yapılan diğer harcamalardan kaynaklanan zararların tespitine ve şimdilik 1.000,00 TL’sinin ticari faiziyle birlikte tahsiline, müvekkiline ödenmesi gereken portföy tazminatının tespitine ve şimdilik 1.000,00 TL’sinin ticari faiziyle birlikte tahsiline, manevi tazminat olarak da 20.000,00 TL’nin ticari faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında 12.06.2010 tarihinde “Eşya Acentelik Sözleşmesi” akdedildiğini ve davacının müvekkili şirketin Diyarbakır/Kayapınar acentesi olduğunu, sözleşmenin (7.4.8.) numaralı maddesinde acentenin, kılık kıyafetle ilgili talimatlara uymayı ve kıyafet protokolünde yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyi kabul ve taahhüt ettiğinin hüküm altına alındığını, aykırı hareketi halinde de uygulanacak cezai hükümlerin sözleşmenin (7.10.) maddesinde hüküm altına alındığını, 2014 yılı Ekim ayında yapılan denetimde davacı acente personelinin üniformasız görev yaptığının tespit edildiğini ve 20.10.2015 tarihli ihtarname ile benzer fiillerin tekrarlanması halinde sözleşmenin (7.10.) maddesindeki cezai hükümlerin uygulanacağı ve acentelik sözleşmesinin haklı nedenle fesih edileceği uyarısının yapıldığını, 2015 yılının başında yapılan denetim neticesinde davacı acentenin paket operasyonunu ofisin dışında ve üstü açık bir bölgede yaptığının tespit edildiği, bunun üzerine 20.01.2015 tarihinde yetkili servis acenteleri kurul toplantısı yapıldığını, Kayapınar acentesinin çalışma şeklinin paket ve kargo güvenliği için risk oluşturması sebebiyle kapatılmasına, mevcut operasyonun Bağlar servis sağlayıcısına devir edilmesine karar verildiğini, bunun neticesinde de Zeytinburnu 1. Noterliğinden keşide olunan 06.02.2015 tarihli 3388 Y. sayılı ihbarname ile feshedildiğini, davalının Kayapınar bölgesinde faaliyet gösterirken kapatıldığını ve mevcut tekil operasyonlarının da Bağlar acentesine devredildiğini, davacının uğramış olduğu menfi ve müspet zararların tazmini talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava dilekçesinin konu kısmında 6.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat gösterildiğini, bu bakımdan 20.000,00 Euro tutarlı ... muharrer senet ve 10.000,00 TL banka teminat mektubunun harca esas konu içinde gösterilmediğini, acentelik sözleşmesinin haksız yere fesih edildiğinin kabulü halinde dahi davacı acentenin kar kaybı, çalışanlarına ödediğini iddia ettiği kıdem ve ihbar tazminatı, kullandığı kredinin faizi ve sair kredi masrafları, satın aldığı araçları 2. el satmak zorunda kalması iddiasına dayalı zararını, işyerine ve marka tanıtmak için yaptığı harcamaları ve portföy tazminatı talep etmesinin kanuna aykırı olduğunu, alınan teminatların sözleşme gereği fesihten itibaren bir yıl için uhdesinde bulunması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taleplerinin acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklandığı, acentelik ticari ilişkisinin 12.06.2010-06.03.2015 tarihleri arasında sürdürüldüğü ve 06.02.2015 tarihli ihtar ile bir ay sonrası olan 06.03.2015 tarihi itibarı ile sona erdirildiği hususunun da ihtilafsız olduğu, davacının maddi ve manevi zarar iddiaları ve tazminat taleplerini ortaya koyması gerektiği, portföy tazminatı talebi bakımından davacının son beş (5) yıllık ortalamaları gözetilerek, portföy tazminatı talep edebileceği, davacının ticari defter kayıt ve belgeleri incelenmek suretiyle gelir kaybı ve portföy tazminatı hesaplanabileceği ancak davacının gelir durumunu ortaya koyması gerektiği, davacının teminatın iadesi talebi bakımından ise dava tarihinden sonra iadenin gerçekleştiği, maddi ve manevi tazminat talebi yönünden zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle tazminat istemlerinin reddine, teminat iadesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshini haklı kılan bir sebebi bulunmadığını, fesih beyanının taraflarına tebliğ edilmediğini, denkleştirme tazminatı için acentenin kar ya da zarar etmesinin bir önemi bulunmadığını, sunulan kayıtlara rağmen gerekçede davacı defterlerinin incelenemediği belirlemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin neredeyse Diyarbakır ilinin yarısına hizmet verdiğini, müvekkilinden sonra başka bir acente ile bu bölgede hizmete devam edildiğini, davalının fesih hakkını kullanmasının davacının denkleştirme alacağını engellemeyeceğini, müvekkilinin davalının 3 aylık önel şartına uymaması nedeniyle hesaplanan kar kaybına hak kazandığını, fesihten önce başlanan işlerin tamamlanması nedeniyle hakedilen kazancın hesaplanmadığını, araçların elden çıkarılması ile çalışanların işten çıkarılmasının da fesihten başka bir sebebi olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, sözleşme hükümlerine göre davacının dava tarihinde teminat senetlerinin iadesini talep hakkı bulunmadığını, bu nedenle bu istem bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve yargılama giderlerinde de bu hususun dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacının acentelik sözleşmesinin, müşteri kargo ve paketleri için risk oluşturacak şekilde faaliyette bulunması nedeniyle haklı sebeple feshedildiği, bu minvalde davacının haklı sebeple feshedilen sözleşme nedeniyle kar kaybı tazminatı ve denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği, sözleşmenin 7.4.3. maddesinde; "Acente, taşımacının verdiği ya da uygun gördüğü reklam tabelasını, talimatlara uygun olarak asmayı, vergi ve her türlü ilan reklam masraflarını karşılamayı, kendisine fatura edilen tabela bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt eder." ve 7.4.6. maddesinde; "...acentede çalışan elemanların ücreti, sosyal hakları acente tarafından ödenecek ve resmi işlemleri de acente tarafından yapılacaktır. Taşımacının acentede çalışan personelin ücreti ve resmi işlemleri ile ilgili hiçbir sorumluluğu yoktur. Sorumluluk tamamen acenteye aittir." hükümleri yazılmış olup davacı acentenin açıklanan sözleşme maddeleri kapsamında davalıdan markasının tanıtılması için yaptığı masrafları ve işten çıkardığı personeline ödediği ihbar ve kıdem tazminatlarını talep edemeyeceği, ayrıca davalının markasının tanıtımı için yapılmış masrafları ispata yarar bir delil de sunmadığı, sözleşmenin taraflar arasında 12.06.2010-07.02.2015 tarihleri arasında devam ettiği, basiretli bir tacir olan davacının sözleşmede üstlendiği edimlerin ifası kapsamında banka kredisi kullanabileceği ve araç alabileceği, bu fillerin sözleşmenin ve davacının ticari faaliyetinin gereği olduğu, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği tespiti karşısında davacının, kendisinde sözleşmenin devam edeceğine dair bir inanç yaratıldığı iddiasında da bulunamayacağı ve dolayısıyla sözleşmenin devam edeceği inancı ile kullandığı kredilerden kaynaklanan faiz ve diğer giderler ile alınan araçların ikinci el fiyatına satılması nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararları davalıdan talep edemeyeceği, bu yönde bir ispat vasıtasının da sunulmadığı, manevi tazminat talebi yönünden ise haklı fesih nedeniyle kusur şartının gerçekleşmediği ve talebin haksız olduğu, sözleşmenin 7.1. maddesi uyarınca verilen teminat senedi ile teminat mektubunun dava açıldıktan sonra davalı tarafından davacıya iade edildiği, sözleşmenin 7.1. maddesinde teminatların sözleşmenin herhangi bir sebeple sona ermesinden itibaren 1 yıl daha taşımacı uhdesinde kalacağı, bu sürenin sonunda acentenin taşımacıya hiçbir şekilde tazminat veya başkaca bir borcunun bulunmadığının tespit edilmesi, acentenin fiilleri, taahhütleri ve borçları nedeniyle üçüncü şahıslarca taşımacıya karşı ileri sürülebilecek hak talebinin bulunmaması halinde teminatın acenteye iade olunacağının kabul edildiği, sözleşmenin 07.02.2015 tarihinde sona erdiği, davanın ise 12.05.2015 tarihinde açıldığı, bu tarih itibariyle bir yıllık süre dolmadığından teminatların iadesi talebi yönünden erken açılmış davanın söz konusu olduğu, yargılama sırasında teminatların iade edilmiş olduğu ve bu talep konusuz kaldığından mahkemece esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru ise de; davanın açıldığı tarih itibariyle haklılık durumunun değerlendirilmesi ve erken açılan dava nedeniyle yargılama giderleri ile maktu vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerekitiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak teminat senetlerinin bedelleri dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat talepleri ile sözleşme gereği karşı tarafa verilen teminatların iadesi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.