WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/405 E.  ,  2024/3971 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/1216 Esas, 2022/991/Karar
HÜKÜM :Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/300 E., 2021/737 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında, vekil ve müvekkil ilişkisi mevcutken davalı tarafın icra dosyasına ve icra dosyasından kaynaklı ihalenin feshi favasına baktığını, dava derdest iken davalı tarafın sözlü talimatı gereği ihalenin feshi davasından açıkça feragat ettiğini, müvekkilinin ayağı kırık olduğundan tedavi gördüğünü, davalının bu feragate ilişkin davacıyı suçlamaya başladığını, baskı ve tehditlerde bulunduğunu, davacının hem kazadan dolayı çaresizliği hem de babasının sağlık sorunlarının depreşme riski olduğundan 28.01.2018 tanzim, 01.06.2019 vade tarihli 280.000,00 TL bedelli bono yazarak davacının imzalanmasının istenilmesi üzerine baskı ve tehdit alında bonoyu yazıp imzalamak zorunda kaldığını, davalıya hiçbir borcu olmadığı ve borç doğuran hiçbir hukuku ilişkisinin de bulunmadığını, davalının baskı ve tehdidi altında iradesi sakatlanarak işbu dava konusu bononun düzenlendiğini iddia ederek davanın kabulüne, söz konusu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hak düşürücü sürenin, hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğu, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmediği başka bir deyişle davaya konu senedin düzenleme tarihinin 28.01.2018 tarihi olduğu, halde eldeki davanın 31.05.2019 tarihinde açıldığı ve dolayısıyla da bir yıllık hak düşürücü süre içinde dava açma hakkının kullanılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de belirttikleri gibi 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği müvekkilinin baskı ve tehdit altında bono tanzim ettiği ve iradesinin sakata uğraması nedeniyle sözleşmeye bağlı olmadığına dair iradesinin davalıya Antalya 22. Noterliğinin 25.01.2019 tarih 1059 yevmiye numaralı ihtarname keşide ederek bildirdiğini, böylece kanunun aradığı manada bildirim yükümlülüğünü davacının gerçekleştirdiğini, sözleşmenin feshi için irade beyanı yeterli olduğunu, mahkeme kararına ihtiyaç bulunmadığını, bu hususun dava dilekçesinde açıkça beyan edilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesinin hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, davanın esası ile ilgili delillerin toplanmadan karar verildiğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı 28.01.2018 tanzim tarihli dava konusu bononun, kendisine zorla imzalattırıldığını iddia ettiği, bu konuda herhangi bir Savcılık Soruşturmasının bulunmadığı gibi tanzim tarihinden sonra bu baskı ve zorlamanın devam ettiğine dair herhangi bir iddiasının da olmadığı, davacı vekili İlk Derece Mahkemesinin her ne kadar bir yıllık hak düşürücü süreyi Noter ihtarnamesinin 25.01.2019 tarihli olması nedeniyle doğru uygulamadığını belirterek istinaf talebinde bulunduğu, dava dilekçesi ekinde bulunan Antalya 22. Noterliğinin 25.01.2019 tarih 1059 yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğine dair tebligat parçası incelendiğinde karşı taraf davalı...'in yurt dışında olması nedeniyle tebligatın yapılamadığına dair 01.02.2019 tarihli şerhin düşüldüğünün görüldüğü, davacının iptal beyanını 1 yıllık süre dolmadan karşı tarafın hakimiyet alanına ulaştıramadığı, dava tarihinin ise bononun tanzim tarihi 28.01.2018 tarihinden 1 yıldan sonrası olan 31.05.2019 tarihi olduğu, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığ gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece işin esasına girilerek iradenin fesada uğrayıp uğramadığının deliller ile takdir edip hüküm kurulması gerektiğini, kanunda açıkça bir yıl içinde dava açma külfeti olmamasına rağmen dava açmaya zorlamanın anılan hükme aykırı olduğunu, yasada muhataba iradenin fesada uğradığına dair beyanın ulaşmasının nasıl olacağının belirtilmediğini, tebliğ usulsüz olarak yapılmış ise ve bir yıl bu şekilde geçmiş ise sonradan açılan da ada muhatap tebliğin usulsüzlüğünü iddia edip ispat ederse ve dava da bir yıldan sonra açılırsa davanın reddi gerekeceğini ve istinaf dilekçesinde belirtilen hususları ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.

Dava, korkutmadan kaynaklanarak imzalanan bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.