WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/4046 E.  ,  2024/6032 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/433 E., 2023/650 K.
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/48 E., 2020/730 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 15.06.2013 tarihinde imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesiyle davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı verildiğini, sözleşme ile birlikte ek olarak imzalanan satış taahhütnamesine göre sözleşmenin devamı süresince her yıl için davacının dağıtımını yaptığı 650 m³ beyaz ürün ve 1 ton madeni yağ satmayı davalının kabul ve taahhüt ettiğini ancak taahhütlerin yerine getirilmemesi sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, taahhütnamede sözleşme süresince satışı yapılamayan eksik beher m³ beyaz ürün için, her yıl eksik alınan ürün bedelinin son cari hesap üzerinden hesaplanacak tutarın %5’i oranında, satılamayan üründen dolayı davacının mahrum kaldığı kârın cezai şart olarak ödenmesinin kabul edildiğini; 18.12.2014 tarihinde ihtarnameyle davalının bayilik sözleşmesini süresinden önce haksız olarak feshettiğini; sözleşmenin 45. maddesinin (d) bendi ve satış taahhütnamesi uyarınca davacının bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihinden sözleşmenin fesih tarihine kadarki süre yönünden hem de sözleşmenin fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadarki dönem üzerinden kâr mahrumiyeti ile cezai şart talep etme hakkı bulunduğunu, bu nedenlerle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan her türlü zarar ziyanın tazmini hakları ile fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla hesaplanacak kâr mahrumiyetinden ve cezai şarttan doğan alacaklarının şimdilik bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihinden fesih tarihine kadarki dönem için KDV dahil 10.000,00 TL ve sözleşmenin fesih tarihinden sözleşme süresinin sona erdiği tarihe kadarki dönem için ise şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacaklarının bayilik sözleşmesine bağlı olarak aylık %5 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında 15.06.2013 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ile yıllık alım miktarlarına yönelik 16.06.2013 tarihli taahhütname akdedildiği, taahhütnamede alım miktarının 650 m³ olarak belirlendiği, sözleşmenin davalı tarafından 18.12.2014 tarihinde süresi dolmadan önce haksız olarak feshedildiği; her ne kadar davalı vekilinin 23.05.2016 tarihli beyanında taraflar arasında düzenlenen 06.02.2015 tarihli protokol kapsamında davalının ibra edildiği ileri sürülmüş ise de davacı tarafça protokolün yürürlüğe girmesi için özel şartlara bağlandığı, buna göre çek bedelinin ödenmesi ile birlikte dava dışı ... tarafından yeni kurulacak olan şirket ile davacı arasında 5 yıl süreli bayilik protokolü ve bayilik anlaşması ile ipoteksiz şekilde 5 yıl süreli intifa hakkı verilmesi şartıyla protokolün hüküm ifade edeceğinin kararlaştırıldığı, ancak davalının bu şartı yerine getirmediği, yeni bir bayilik protokolü ve anlaşması akdedilmediğinden davalının ibra edildiği iddiasının dayanaksız olduğunun ileri sürüldüğü; protokolde belirtildiği şekilde taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin yapıldığına, davacı lehine intifa hakkı tesis edildiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulmadığı ayrıca Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'nun 04.03.2019 tarihli yazısında ...'in lisansının 05.04.2017 tarihinde sonlandırıldığı, bu kapsamda davalının iddiasına itibar edilmeyerek taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre, davacının cezai şart ve kâr mahrumiyetinden kaynaklı zarar talep şartlarının oluştuğu ve davacı tarafça ıslah yoluna başvurulmadığı dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılmaksızın her iki talep yönünden de taleple bağlı kalınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren avans faiz oranına yirmi (20) puan eklenerek bulunacak yıllık avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, protokol ve bayilik sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, buna rağmen davacının kötüniyetli olarak protokole uymadığını; davacının müvekkiline yeni bir şirket kurdurarak yeni bir sözleşme yapmak istediğini, buna göre 14.05.2015'te Özçim Petrol Ür...Tic. Ltd. Şti.'nin kurulduğunu, bu şirketin ortaklarının müvekkilin oğlu Behsat Çimen ve Halit Öztatlı isimli kişiler olduğunu, müvekkilinin yeni sözleşme imzalanması için defalarca girişimde bulunduğunu ancak davacının yeni sözleşme girişimlerine icabet etmediğini, bunun üzerine yeni sözleşme yapılması için 18.11.2015'te noterden keşide edilen ihtarnamenin davacıya gönderildiğini; davacı tarafından yakıt tedariki konusunda çıkarılan güçlüklerin giderilmesi için 09.12.2015'te noterden davacıya ihtarname gönderildiğini; tüm zorluklara rağmen müvekkilinin 100.000-150.000 litre arasında satış gerçekleştirdiğini; kararın yeterli araştırma yapılmadan verildiğini ve hukuka aykırı olduğunu; müvekkilinin mevcut taşınmazı üzerinde ipotek mevcut olup mahkemenin bu hususu araştırmadığını ve yeni bir bayilik sözleşmesinin davacı tarafın sözleşme yapmaktan kaçınması sebebiyle yerine getirilemediğini belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki 06.02.2015 tarihli protokole göre; davalının çek ile taahhüt ettiği ödemeyi yaptığı, davacının bayilik sözleşmesi nedeniyle davalının borçlarının sona ereceğini kabul ve taahhüt ettiği, yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmadığı anlaşılmakta ise de, davalının ihtarına rağmen davacının bu konuda bir cevap vermediği, sözleşmeyi imzalamaktan kaçınan tarafın davacı olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken; davacının taleplerinde haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde bulunarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı, daha sonra sunmuş olduğu beyanlarını savunmanın genişletilmesi kapsamında olduğunu, buna muvafakat etmediklerini, Bölge adliye mahkemesince bu hususların dikkate alınmadığını, bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız olarak feshedildiğini, protokolün özel şartlara bağlandığını, yeni bir bayilik protokolü ve anlaşması akdedilmediği gibi 5 yıl süreli intifa hakkı da tesis edilmediğini, bu nedenle protokolün geçersiz kaldığını, protokolün bir an için geçerli olduğu kabul edilirse davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 18.12.2014-15.06.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshi iddiasıyla 10.000,00 TL kâr mahrumiyeti zararının ve 15.06.2013-18.12.2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin yıllık asgari alım taahhüdüne aykırı davranılması iddiasıyla 10.000,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.