WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/4044 E.  ,  2024/6002 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1040 Esas, 2023/649 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1103 E., 2021/198 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... aleyhindeki davanın kısmen kabulüne, davalı ... aleyhindeki davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil bankanın Kırklareli Şubesi ile dava dışı kredi lehtarı ... Turz. Yat. San. ve Tic. A.Ş. arasında çerçeve kredi sözleşmeleri akdedildiğini, işbu bu sözleşmeleri davalı kefillerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, anılan sözleşmeler kapsamında davalıya kredi kullandırıldığını, kredi tutarı olan 1.082.123,24 TL nakdi borcun ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının kesilip kat edildiğini, ihtarnameye rağmen kredi borcunun ödenmediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı/borçluların imzaya, asıl borca ve takibin tüm fer'ilerine itirazları üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalı borçluların İstanbul 27.İcra Müdürlüğünün 2017/24610 E. sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptaline, davalı borçlulardan ...'in itirazlarının yanı sıra imzaya itirazının da iptalini, takibin devamını, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; genel kredi sözleşmesindeki imza ve yazıların müvekkile ait olmadığını, 22.07.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilin imzasının yer almadığı, imza incelemesi yaptırılması gerektiğini, delil sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacı bankanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi uyarınca tazminat ödemesi gerektiğini belirterek, müvekkili yönünden davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 30 uncu maddesine göre müvekkillinin ıslak imza örneklerinin alınarak dosyanın bilirkişiye tevdine, kötü niyetli olarak takibe geçilmiş olması nedeniyle davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra tazminatına ve %10 oranında para cezasına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, davacı banka tarafından ileri sürülen müşterek borçlu müteselsil kefil durumunun 22.07.2014 tarihinde evli olan müvekkili için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi uyarınca hukuken geçerli olmadığını, 22.07.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nde kefillik yazısının yanında yer alan 22.07.2014 tarihli yazının müvekkilinin yazısı olmadığını, davacının İstanbul 10.İcra Müdürlüğünün 2017/3989 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla asıl borçluya karşı takip açtığını, ipoteğin borcu fazlasıyla karşıladığı, takiplerin mükerrer olduğu, alacağın likit ve muayyen olmadığı belirtilerek müvekkili yönünden davanın reddine, haksız hacizler ve davalarla karşı karşıya kalan müvekkili lehine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davacı bankanın alacağı 18 adet taşınmazla (Değeri : 2.337.977,42 TL) teminat altına alındığından dolayı müvekkilinin taşınmazlarına ve banka hesaplarına İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/743 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz kararı uyarınca İstanbul 24.İcra Müdürlüğünün 2017/24610 E.sayılı dosyasından haksız ve hukuka aykırı konulan hacizlerin kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı ... Turz. Yat. San. ve Tic. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, bu sözleşmelerin davalı/kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olarak göründükleri, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin kararlaştırılan süre içerisinde ödenmemiş olduğu, hesabın banka tarafından kat edildiği, kat üzerine de ödeme yapılmadığı, bunun üzerine İstanbul 27.İcra Müdürlüğünün 2017/24610 E. sayılı dosyası ile takip yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, davanın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı ...'in yapılan bilirkişi incelemesinde borçlu olduğunun da belirlendiği, kefalet beyanındaki yazıların davalı ... eli ürünü olduğu, raporların uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu, dolayısıyla bu davalının itirazında haksız olduğu, davalı ...'in kefalet sözleşmesinde gösterilen kefalet limitlerinin 2.000.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl borç toplamının 1.092.349,31 TL olduğu, dolayısıyla hesaplanan asıl borcun kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle davalı borçlu kefilin borcun tamamından tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla müteselsilen sorumlu olduğu, diğer yandan kefalet beyanındaki yazıların davalı ... eli ürünü olmadığının belirlendiği, kefalet miktarı ve kefalet türüne ilişkin olarak davalı ...'in el yazısının bulunmadığı, dolayısıyla bu davalı yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ... aleyhindeki davanın kısmen kabulüne, davalı ... aleyhindeki davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davalılardan ... hakkında verilen hükmün isabetli olup, o davalı hakkında verilen hükme karşı bir istinaf başvurularının bulunmadığını, davalı ... hakkında davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, çünkü mahkemenin kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından çok şekilci bir yaklaşım ile sonuca gittiğini, İlk Derece Mahkemesince alınan grafolog bilirkişi kök ve ek raporlarında, kefalet sözleşmesindeki imzanın davalı ...'in eli ürünü olduğunun belirlendiğini, yine asıl borçlu şirketin unvanında yer alan "T" harfinin davalının eli ürünü olduğunun belirlendiğini, ancak bunun dışındaki kefalet beyanının davalı ...'nın eli ürünü olmadığının belirlendiğini, imzaların bu davalının eli ürünü olması ve şirket unvanındaki bir harfin de davalının eli ürünü olması karşısında kefaletin geçerli bir şekilde kabulünün gerektiğini, bu imza ile kefalet beyanının ortaya konulduğunu, kefaletin geçerliliğinin, kullandırılan kredinin tahsisi için ön koşul olduğunu, bu kefalete dayanılarak kredinin kullandırıldığını, davalının kefaletin geçersizliğine dair savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup dürüstlük kuralına aykırı bu savunmaya itibar edilmemesi gerektiğini, müvekkilinin yazılar üzerinde yeniden inceleme yapılması talebinin mahkemece reddedildiğini ve bunun sonucunda davalının kötü niyetinin korunmuş olduğunu, kredi çerçeve sözleşmesinde imzaların banka personeli huzurunda alındığını, davalıların, davacı banka çalışanını hileli davranışlarla aldatarak bankaya zarar verdiklerini, davalıların bu eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin davalı ... hakkında verdiği ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, bu davalı hakkındaki ret kararının kaldırılmasına ve bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilinin İstanbul 27.İcra Müdürlüğünün 2017/24610 numaralı dosyasına 11.04.2022 tarihli bir dilekçe verdiğini, bu dilekçede takipten vazgeçildiğinin bildirildiğini ve ayrıca tüm harç ve masrafların borçlular tarafından karşılanması kaydıyla hacizlerin fekkini talep ettiğini bildirdiğini, bu şekilde davacı alacaklının icra takibinden vazgeçmiş olduğunu, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup icra takibi de feragat nedeniyle sona erdiğinden, davanın konusuz kalmış olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesinin ek kararının kaldırılmasına ve bu kez icra takibinden feragat nedeniyle davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı ... vekili mahkemenin istinaf başvurusundan vazgeçilmiş sayılmasına dair 13.04.2022 tarihli ek kararına yönelik istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince müvekkili aleyhindeki davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu, ancak davacı bankanın bir özen kurumu olup basiretli ve tedbirli davranması gerektiğini, geçersiz kefalet sözleşmesine dayanarak müvekkili aleyhine takip başlatmakta davacı bankanın kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkili lehine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, müvekkilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bu yönden düzeltilmesine ve %20 oranındaki kötü niyet tazminatının davacıdan alınıp müvekkili ...'e verilmesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in istinaf başvurusu yönünden; davalı ... vekili tarafından davacı vekilinin icra dosyasına verdiği dilekçe, İlk Derece Mahkemesinin ek kararına karşı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, icra dosyasına verilen bu dilekçenin davayı konusuz bırakıp bırakmadığı konusu ek karara karşı ileri sürülebilecek bir istinaf nedeni olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince istinaf harcının tamamlanmamış olması nedeniyle istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf başvurusu yönünden; davacının istinaf başvurusunun sadece davalı ... hakkında verilen ret kararına yönelik olduğu, davalı ... hakkındaki davanın kefalet sözleşmesindeki yazıların davalının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, zira İlk Derece Mahkemesince grafolog bilirkişiden alınan kök ve ek rapor içeriklerine göre kefalet beyanındaki yazıların davalı ...'in eli ürünü olmadığının belirlendiği ve bu raporun hüküm vermeye yeterli bulunduğu, sonuç olarak 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi uyarınca bu davalının kefalet kaydının geçerli olmadığı, dolayısıyla davacı bankanın istinaf başvurusunun reddi gerektiği, davalı ...'in istinaf başvurusu yönünden; bu davalının istinaf başvurusunun sadece kötü niyet tazminatına yönelik olduğu, somut olayda kredi sözleşmesindeki imza davalıya ait olmakla birlikte kefalete ilişkin diğer yazıların davalıya ait olmadığı belirlenerek ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sonuca gidildiği, davacının bu davalı hakkında icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğuna dair somut hiç bir kanıt bulunmadığı, salt kefalet sözleşmesinin şekli yönden geçersizliğinin tespit edilmiş olmasının davacının takipte haksızlığını gösterir ise de kötü niyetini ispata yeterli olmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olduğu, bir diğer husus ise İlk Derece Mahkemesince hüküm verildikten sonra davacı banka vekili tarafından icra takip dosyasına verilen 11.04.2022 tarihli dilekçe ile icra takibinden vazgeçtiklerini ve tüm harç ve masrafların borçlular tarafından karşılanması şartıyla hacizlerin fekkini talep ettiklerini bildirdiği, ancak borçlular tarafından harç ve masraflar yatırılmadığından dosyanın halen derdest olduğu, dolayısıyla davanın konusuz kalmadığı, davadan sonra yapılacak ödemelerin icra müdürlüğünce dikkate alınacağı, davadan sonra yapılan ödemenin itirazın iptali kararı verilmesine ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel teşkil etmeyeceği gerekçeleriyle duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda tüm taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmedeki imzanın davalı ... eli mahsulü olması ve yazıların kısmen davalıya ait olduğunun tespitinin, davalının kefil olma iradesini ortaya koyduğunu, bu durumda kefaletin geçerli olduğunu, müvekkili bankaya karşı hileli davranışta bulunulduğu, imza esnasında dürüstlük kuralına aykırı davranılmış olduğunu, zira davalının kredi sözleşmesindeki yazının yarısının kendi tarafından yazılması diğer yarısının ise bir başkası tarafından yazıldığını bilerek kefalet sözleşmesini imzalamasının açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve bu durumun 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine aykırı olduğunu, açılmaması gereken bir kredinin açılmasına sebebiyet verdiklerinden bankaya karşı dolandırıcılık suçunu işlediklerini belirterek istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, banka kredi alacağının tahsili için davalı kefiller aleyhine başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.