11. Hukuk Dairesi 2023/4029 E. , 2024/1724 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/158 Esas, 2023/321 Karar
DAVALILAR : 1.... (TMSF) vekili Avukat ...
2.ING Bank A.Ş. vekili Avukat ...
İHBAR OLUNAN : ... (OYAK) vekili Avukat ...
Yılmaz
FER'Î MÜDAHİL : İpeks İplik Tekstil San. A.Ş. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 21.12.2009
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 133.657,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkilinin Sümerbank A.Ş. Çankaya Şubesi’nin müdürünün ısrarı ile bu banka şubesine 8.000,00 USD ve 23.000 DM yatırdığını, banka yönetimine el konulmasından müvekkilinin parasının off shore hesabına aktarıldığını öğrendiğini, yapılan araştırmada söz konu paranın Efektifbank Off-Shore Ltd. adlı paravan bankaya yatırılması için müvekkilinin bankalara olan güveninin kötüye kullanıldığının, banka müdürünün sırf prim almak için paranın off-shore hesabına aktarılmasının sağlandığının anlaşıldığını, davalı bankaya karşı açılan kısmi davanın kabulüne karar verildiğini ve müvekkilinin hüküm altına alınan alacağını tahsil ettiğini, bakiye kısım için bu davanın açılmasının gerektiğini ileri sürerek, 7.316,01 USD'nin ve 11.759,71 euronun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Ş. vekilinin cevap dilekçesi; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin Off Shore Bankasından ayrı bir tüzel kişiliği olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili banka tarafından yalnızca havale işleminin yapıldığını, aciz durumunun söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 03.04.2012 tarih, 2009/1126 E. ve 2012/50 K. sayılı kararı ile davacının 14.12.1999 tarihinde Sümerbank A.Ş. Çankaya Şubesi'nden, aynı bankanın Kadıköy Şubesinde mevcut Efektifbank Off-Shore Ltd.'ye ait hesaplara vadeli olarak 8.000,00 USD ve 23.000 DM havale ettiği, ayrıca davacının off-shore bankasında hesap açılması için talimat verdiği, daha sonra Sümerbank A.Ş.'nin fona devir edildiği, davacının yatırmış olduğu parayı bugüne kadar geri alamadığı, davalı bankanın yapılan işlemle hakkında mevduat sahibini aydınlatmadığı, Sümerbank A.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazlarında bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından borç üstlenildiğinden davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 euronun 14.12.1999 tarihinden itibaren vade sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar %17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte borcu üstlenen TMSF'den tahsiline karar verilmiş, karar, davalı vekili ile borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili ve feri müdahil vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 17.01.2014 tarih, 2012/13246 E. ve 2014/961 K. sayılı kararıyla, davanın davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olduğu, zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunun 83 üncü maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği, bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesinin mümkün olmadığı, somut olayda da, davacı İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/1432 E., 2008/419 K. sayılı dosyasında görülen kısmı davada tercih hakkını kullandığı ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istediği, o halde, mahkemece davacının alacağın Türk Lirası üzerinden ödenmesi yönündeki tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği, ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, vade sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen akdi faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 18.04.2017 tarih, 2015/234 E. ve 2017/294 K. sayılı kararı ile davacının Egebank A.Ş.'ye yatırdığı parasını dava tarihine kadar alamadığı, Off Shore Bankacılık'ta yüksek faiz almak amacıyla yatırılan paranın aynı şekilde geri alınacağı düşüncesinde olan mevduat sahiplerinin devlet ve bankalar tarafından yeterince aydınlatılmaması sonucu pek çok mevduat sahibinin mağdur olduğu, Egebank A.Ş. ile Egebank Off Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, davacının zarara uğratıldığı ve bu zararın giderilmesi gerektiği, Egebank A.Ş.'nin de ING Bank'a geçmesi sonucu davacının mevduat alacağının davalıdan tahsili talebinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, Yargıtay bozması öncesi davaya konu borcu TMSF üstlenmiş olmakla TMSF aleyhine hüküm kurulmuş olup ancak TMSF daha sonra üstlenme taleplerinden vazgeçtiklerinden davada da davalı sıfatı olmayıp fer'i müdahil olarak katıldıklarından TMSF aleyhine yeniden hüküm kurulmadığı belirtilerek davanın kabulüne 8.000,00 USD alacağın TL karşılığının İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/1432 E. ve 2008/419 K. sayılı dosyası ile karara bağlanan 1.000,00 TL'lik kısmı dışında kalan 10.600,95 TL'nin off shore hesabına yatırıldığı tarih olan 14.12.1999 tarihinden itibaren borç tamamen ödeneninceye kadar yürütülecek avans faizi ile birlikte, 23.000 DM=(11.759,71 euro) alacağın TL karşılığı olan 20.505,99 TL'nin off shore hesabına yatırıldığı tarih olan 14.12.1999 tarihinden itibaren borç tamamen ödeneninceye kadar yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı ...Ş.'den tahsiline karar verilmiş, karar, davalı vekili, feri müdahiller vekilleri ve müdahale talebinde bulunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı:
Dairemizin 25.06.2019 tarih, 2019/2236 E. ve 2019/4826 K. sayılı kararıyla mahkemece, Dairenin bozma ilamı öncesi verilen 03.04.2012 tarihli kararda, TMSF tarafından borç üstlenildiğinden bahisle davalı İng Bank A.Ş. hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş, söz konusu karar, davacı yanca temyiz edilmemiş olup, ING Bank A.Ş. bakımından oluşan müktesep hak nazara alınmaksızın, bozma ilamı sonrası verilen kararda İng Bank AŞ. aleyhine tahsil hükmü kurulması doğru görülmediği, davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle hükmün anılan davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar:
Mahkemece 05.04.2023 tarih, 2023/158 E. ve 2023/321 K. sayılı kararı ile, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2021/7 E. sayılı içtihatların birleştirilmesi talebi üzerine İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunca 22.04.2022 günü yapılan toplantıda: "Mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde Off-Shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiği" yönünde karar verildiği, anılan karar karşısında off shore hesabı bulunan davacı mudiye karşı haksız fiilin gerçekleşme tarihi olarak paranın off shore hesabına aktarılma tarihi olan 14.12.1999 tarihi zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak esas alınacağı, hal böyle olunca, davalı TMSF'nin süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, davacının bankaya yatırdığı paranın off shore hesabına aktarılma tarihi olan 14.12.1999 tarihi ile davanın açıldığı 21.12.2009 tarihi arasında TBK'nun 72 nci maddesinde yer alan 10 yıllık mutlak zamanaşımı süresinin dolduğu, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın kısmi dava olduğu, huzurdaki davanın ek dava olduğu, gözetilerek borcu üstlenen davalı TMSF yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden ise; mahkememizin 03.04.2012 tarihli "TMSF tarafından borç üstlenildiğinden davalı ...Ş. hakkında hüküm tesisine yer olmadığına " ilişkin kararının davacı yanca temyiz edilmediği, bu nedenle davalı ...Ş. bakımından usuli müktesep hak oluştuğu anlaşıldığından, davalı ...Ş. yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2009 yılına kadar Yargıtay tarafından verilen kararlarla alacağın bir Türk mahkemesinde ileri sürülme imkanı bulunmadığından zamanaşımı durduğunu ve Yargıtay kararlarının gereği olarak Off-Shore Bankaya başvurunun sonuçsuz kaldığının anlaşılmasına kadar zamanaşımının işlemediğini, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle ret kararının hukuka aykırı olduğunu, TMSF ile Garipoğlu şirketleri grubu arasında Efektifbank'ın borçlarının fona ödenmesine ilişkin yapılan sözleşmelerde İpek İplik A.Ş. Efektifbank'tan kullandığı kredileri nedeniyle oluşan borcu kabul ettiğini, ve TMSF'ye karşı üstlendiğini ve yapılan bu sözleşmeler kapsamında borcu ödediğini, yapılan bu sözleşmeler ve protokoller ile Garipoğlu şirketlerinden yapılan tahsilatların müvekkilin alacağının zamanaşımına uğramamasını gerektiren ve zamanaşımını kesen sebepler olduğunu, işbu davayı açmadan önce alacağı için kısmi dava açtığını, lehe sonuçlanması sonucu ger kalan alacağını işbu dosya ile dava ettiğini, ancak yerel mahkemeler tarafından yapılan hukuki hatalar nedeniyle kararların bugüne kadar bozulduğunu, müvekkilinin 2003 yılında dava açarak ortaya koyduğu alacağını talep konusundaki açık iradesi ve davadaki haklılığı dikkate alındığında bu günde kadar davanın sürüncemede kalması ve nihayetinde zamanaşımından reddine karar verilmesinin zamanaşımı kavramını amacı ile çeliştiğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, gerekçeli karar incelendiğinde zamanaşımının hakkın kötüye kullanılması yasağında ileri sürülüp sürülmediği, zamanaşımını kesen ve durduran sebeplerin bulunup bulunmadığı gibi hususların tartışılmadan karar verildiğini, bu hali ile kararın Anayasa'nın 36 ncı maddesine açıkça aykırı olduğunu, duruşma sırasında ileri sürecekleri sebeplerle kararın müvekkili lehine bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 60 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!