11. Hukuk Dairesi 2023/387 E. , 2024/4088 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/2129 Esas, 2022/1560 Karar
HÜKÜM :Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2021/826 E., 2022/347 K.
Taraflar arasındaki ticaret sicili müdürlüğünün kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile ...Kontrplak Fabrikası A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ...Kontrplak Fabrikası A.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/6, 2021/7 ve 2021/01 sayılı yönetim iç yönergesinin kabulüne dair Yönetim Kurulu Kararlarının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen 23.02.2017 tarihli şirket yönetim iç yönergesinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına açıkça aykırı olması nedeni ile tescilinin ve ilanının mümkün olmadığını, söz konusu 2021/6 ve 2021/7 sayılı yönetim kurulu kararlarının, yönetim kurulu üyesi iki müvekkilinin tüm uyarılarına ve gerekçeli muhalefet şerhlerine rağmen, çoğunluğu temsil eden diğer üyelerin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkilleri tarafından davalı ... Sicil Müdürlüğüne ve şirkete hukuka aykırılığın ihtar ve ihbar edildiğini, buna rağmen 6102 sayılı Kanun'un 367 nci ve 371 inci maddeleri delaletiyle ana sözleşmenin tamamlayıcısı/uzantısı niteliğinde olacak şekilde, yönetim kurulu tarafından hazırlanarak tescil ve ilan edilen 01.06.2017 tarihli iç yönergenin 3 üncü maddesine aykırı olan kararların tescil işlemlerinin iptal edilerek sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen bir red kararının bulunmadığını, diğer yandan, tescil edilmiş yönetim kurulu kararlarının terkini, yani iptali için husumetin ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da iptal davası mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince yalnızca esas sözleşmede düzenlenebileceğini, iç yönergede düzenlenebilecek hususların, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi münhasıran esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin de mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar nisabının iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının da söz konusu iç yönerge hükmünün geçersiz olduğu diğer bir ifade ile yok hükmünde olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da, müvekkil davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinde yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alınacağı hüküm altına alınmış ise de aynı madde kapsamında "Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde" ifadesine yer verildiği, iç yönergenin esas sözleşmenin eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm pay sahipleri tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında nisap koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şartın yerine getirilmediği, anılan Kanun'un 32 nci maddesine göre sicil müdürünün talep edilen tescil işlemlerinin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olup olmadığını resen araştırma yükümlülüğü altında olup, 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesine göre düzenlenerek tescil ve ilan edilen esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yönergenin davacıların yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan tescilinin gerçekleştirilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile ...Kontrplak Fabrikası A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas sözleşmede karar nisabı bulunmadığı halde iç yönerge ile yetki aşımı yapılarak karar nisabı belirleme yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ticaret sicili yönetmeliğinde iç yönerge bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılmasını gerektiren bir hükmün bulunmadığını, yine iç yönerge ile yönetim kurulu toplantı ve karar nisabının düzenlenebileceğinin kabul edilemeyeceğini, esas sözleşmeye ilave olarak ve ancak belli konularla sınırlı ve belli konuları açıklayıcı mahiyetteki düzenlemelerin yer alabileceği iç yönergelere, içeriğine uygun olmayan hususların eklenmesinin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesinin birinci fıkrasına göre iç yönergenin, şirketin yönetimini düzenlediği; bunun için gerekli olan görevleri tanımlayıp, yerlerini gösterdiği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceğini, iç yönergenin esas sözleşmesinin bir uzantısı olmadığını, esas sözleşmeyi aşacak hükümler taşımasının mümkün olmadığını, yok hükmünde olan iç yönergeye göre davanın kabulüne karar verilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Dava dışı ...Kontrplak Fabrikası A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların ilgili tanımına girmemeleri nedeni ile yönetim kurulu kararının iptalinin talep edilemeyeceğini, iptal edilen iç yönerge ile yönetim kurulu kararı alınabilmesi için %80 ağırlaştırılmış nisap öngörüldüğünü, bu sınırlandırmanın ise ancak esas sözleşme ile mümkün olduğunu, yönetim kurulunun iç yönergeyi her zaman iptal ve değiştirme imkânına sahip olduğunu ileri sürerek, istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak itirazın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin esas sözleşmesinin, 6102 sayılı Kanun'a uygun hale getirilmesi için kabul edilen esas sözleşme değişikliği incelendiğinde, yönetim kurulu ve süresi başlıklı 7 nci maddesinde, yine şirketin temsili ve yönetim kurulu üyelerinin görev dağılımı başlıklı 8 inci maddesinde, yönetim kurulu tarafından alınacak kararlara ilişkin herhangi bir nisabın düzenlenmediği, 21 inci maddesinde yönetim kurulu karar nisabının 6102 sayılı Kanun'a tabi olduğunun düzenlendiği, buna göre, kanunda ancak esas sözleşmesinin hükümleri ile nisabın ağırlaştırılacağı düzenlendiğine göre ana sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı takdirde anılan Kanun'un 390 ıncı maddesinde düzenlenen toplantı ve karar nisaplarının dikkate alınacağı, yine 367 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan iç yönergenin şirketin yönetimini düzenleyerek, bunun için gerekli olan görevleri, tanımları, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceği, 2017 tarihli iç yönergedeki yönetim kurulunun bazı hallerde %80 olumlu oyu ile karar alacağına ilişkin iç yönerge hükmünün yönetim kurulunca alınan karar gereği düzenlendiği göz ardı edilerek iç yönergenin ana sözleşme hükmünde kabulünün doğru olmadığı, iç yönergenin, dayanağını esas sözleşmedeki yetki devrine ilişkin hükümden ve buna dayalı alınacak bir yönetim kurulu kararından aldığı; iç yönergede, yönetime ilişkin yetki devri ve dolayısıyla yetkilendirme şekli dışında esas sözleşmede düzenlenmesi gereken bir başka hususa yer verilemeyeceği, dava konusu yönetim kurulu kararlarının davalı şirketin beş kişilik yönetim kurulunun üçünün olumlu oyu diğerlerinin muhalefet şerhi ile alındığının anlaşıldığı, yönetimin devri kararı için 6102 sayılı Kanun'da özel bir nisap öngörülmediğinden, bu hususta anılan Kanun'un 390 ıncı maddesindeki nisaplara göre bir karar verilmesi gerektiği, karar nisabı itibari ile anılan Kanun maddesine ve şirket ana sözleşmesine bir aykırılığın bulunmadığı, buna göre terkinin iptalinin ayrı bir dava ile talep edildiği, diğer yandan 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili şirket dinlenmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacıların ilgililer kapsamında olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulması sureti ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin şirket ortağı olmaları nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde yer alan ilgililer olarak dava açma ehliyetlerinin bulunduğunu, iç yönergenin yönetim kurulu üyeleri arasında bağıtlanan bir yönetim yetki devri sözleşmesi niteliğinde olup, kaynağını esas sözleşmeden aldığı, bu özelliği nedeni ile yönetim kurulu üyelerini de bağladığını, 2017 tarihli iç yönergede yer alan dört imza kuralının emredici nitelikte olduğunu, aykırı kararla işlem yapılamayacağını, sözleşmede hüküm bulunması nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesindeki nisapların dikkate alınmaması gerektiğini, yönetim kurulu kararının değiştirilmesinin mümkün olmasına rağmen önceki yönergedeki nisap şartlarına uygun hareket edilmesi gerektiğini, uzun bir süre ağırlaştırılmış nisap benimsenmiş iken üyeler arasında menfaat çatışmasının doğması üzerine bu yola başvurulduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirkete ait iç yönergenin tesciline ilişkin ticaret sicil müdürlüğü işleminin terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!