11. Hukuk Dairesi 2023/3837 E. , 2024/1644 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/638 Esas, 2023/248 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 133.657,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketten mal satın aldığını, taraflar arasında vade farkı/kur farkı anlaşması bulunmadığını, borcun kapanmasından yaklaşık 6 ay sonra 17.06.2014 tarihinde müvekkilinin muhasebe servisinin “Nexans” unvanlı başka bir firmaya ödeme yapmak isterken isim benzerliği sebebiyle davalıya 111.515,92 TL ödediğini, yanlışlık fark edilir edilmez davalıdan geri istenmişse de davalının yanlış ödemeyi kabul etmekle beraber kur farkı alacağı olduğunu ileri sürdüğünü, 77.607,00 TL’nin iade edildiğini, 33.908,92 TL’nin iadesinin sağlanmadığını, müvekkilinin de bu alacağının tahsili talebiyle başlattığı icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya 377.600,00 USD tutarında ürün sattığını, davacının ifa amacıyla bankadan olan alacağının 320.000,00 USD kadarını temlik ettiğini, bu temlikin ifa amacıyla yapıldığını, ifa uğruna/amacıyla temlikte borcun temlik anında değil tahsil anında ve ölçüde sona erdiğini, temlik sonucu müvekkilinin alacağının bir kısmı ödenmişse de borcun tamamının ortadan kalkmadığını, her ne kadar vergi mevzuatı gereği faturalar TL üzerinden düzenlenmişse de taraflar arasındaki satışların döviz üzerinden yapıldığını, faturalar üzerinde yabancı para cinsinden değeri gösterildiği gibi faturanın USD karşılığı kesildiğinin ve vade tarihinde USD olarak tahsil edileceğinin belirtildiğini, fatura ve ödeme tarihindeki kur farkı sebebiyle müvekkilinin 29.617,27 TL tutarındaki alacağını tahsil edemediğini, bunun tahsili için de davacı aleyhine takip yaptığını, 20.06.2014 tarihinde davalının müvekkilinin hesabına 111.514,92 TL tutarında havale yaptığını, o tarih itibariyle de müvekkilinin alacağının 33.907,92 TL olması sebebiyle bu tutarın mahsubu ile bakiyesinin iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 01.03.2019 tarih, 2016/988 E. ve 2019/170 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 10.06.2021 tarih, 2020/5195 E. ve 2021/4976 K. sayılı kararıyla bozma ilamı gereğince araştırma yapılmadığı, alınan bilirkişi raporunun da somut olayı çözmekten uzak soyut gerekçelere dayalı olduğu, hükme esas alınamayacağı, Mahkemece dava dosyasının yeni bilirkişiye verilerek taraflar arasında düzenlenen satıma konu malın fatura tarihindeki TL karşılığı USD kurunun ve bu USD’nin fatura bedellerinin ödendiği tarihlerdeki TL karşılığı USD bedelinin tespiti, fatura tarihi ile ödeme tarihi arasında kur farkı olup olmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 2 adet faturanın 29.11.2013 tarihinde Merkez Bankası (TCMB) USD satış kuru olan 1 USD = 2.0203 TL/USD kur esas alınarak düzenlendiği, TL karşılıkları toplamının 762.685,28 TL olduğu, faturaların ödeme tarihi olan 29.12.2013 tarihi itibariyle TCMB USD satış kurunun ise 1 USD = 2.0994 TL/USD üzerinden TL karşılığının 377.600 USD x 2.0994 TL/USD = 792.733,14 TL’ye ulaştığı, davalı lehine 792.733,44 TL–762.685,28 TL= 29.868,16 TL kur farkı alacağı doğduğu, 29.11.2013 düzenleme, 29.12.2013 ödeme tarihli 377.600 USD bedelli faturaların üzerindeki “İşbu fatura USD karşılığı kesilmiş olup vade tarihinde …..USD olarak tahsil edilecektir.” ibaresine göre oluşan 29.868,16 TL tutarındaki kur farkından davacının sorumlu olduğu, davalıya 20.06.2014 tarihinde havale edilen 111.514,92 TL’den kur farkı olarak 29.868,16 TL mahsup/kesinti yapılması gerekirken 4.039,76 TL fazlasıyla 33.907,92 TL kesinti yapıldığı, davacının işbu 4.039,76 TL’yi 25.06.2014 takip tarihinden itibaren talebe uygun olarak %9 yasal faizi ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına yaptığı itirazın 4.039,76 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin 4.039,76 TL asıl alacak üzerinden yıllık %9 yasal faiz uygulanmak sureti ile devamına, kabul edilen miktar üzerinden %20 olarak hesaplanan 807,95 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının kendi iradesiyle satın alma sözleşmesindeki ödeme şeklini onayladığını, temlik sözleşmesini gayri kabili rücu olarak kabul ederek imzaladığını, müvekkil ile dava dışı banka arasında akdedilen satın alma sözleşmesinin 4.2. maddesinde “USD meblağ ödemeleri, fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden yapılacaktır.” hükmünün yer aldığını, hukuki olarak, vade farkı kaydı/kur farkı kaydının faturada bulunması zorunlu olmadığını, taraflar arasındaki yazılı sözleşmede de vade/kur farkı talep edilebileceğine dair hiçbir kayıt veya yerleşmiş teamül bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye hiçbir şekilde vade farkı uygulanacağı yönünde bir kayıt konulmadığını, ticari teamülün dahi oluşmadığını, davalının tek taraflı olarak faturalara “İşbu fatura ... USD karşılığı kesilmiş olup vade tarihinde ... USD olarak tahsil edilecektir.” şeklinde vade/kur farkı kaydı koymasının müvekkili borç altına sokmadığını, Mahkeme kararının yerleşik içtihatlara aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!