WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3714 E.  ,  2024/6285 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1022 Esas, 2023/473 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/604 E., 2021/130 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının butlanı ve ticaret sicilinden silinmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 03.03.2014 tarihli ortaklar kurulu kararıyla, müvekkilinin yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkili payının dava dışı ... ...’e devredildiğini, davalı şirketin 27.02.2015 tarihinde nevi değiştirerek anonim şirkete dönüştüğünü, ortaklıktan çıkarma kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu sebeple, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin 03.03.2014 tarih 02 kararının butlanına ve ticaret sicilinden silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının kuruluş sermayesini ödemediğini, bu nedenle davacıya kuruluş sermayesinin ödenmesi yönünde 22.04.2011, 03.06.2011, 28.11.2011 ve 16.02.2012 tarihinde sermaye borcunun ödenmesi yönünde ihtarlar çekildiğini, şirketin kuruluşundan itibaren 4 yıl boyunca ana sermaye borcunu yerine getirmediğinden 03.03.2014 tarihli ortaklar kurulu kararıyla davacının ortaklıktan çıkarıldığını, söz konusu kararın 04.03.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, davacının adres ve soyadı değişikliğini müvekkili şirkete bildirmediğini, kararın iptali için davacı tarafından süresi içerisinde dava açılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla açılan davanın zaman aşımına uğradığını davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı limited şirketin esas sözleşmesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir ortağın şirket ortaklığından çıkarılması için sebeplerin öngörülmediği, davacı şirketin 03.03.2014 tarihli ortaklar kurulunda, şirket ortaklarından ...'nun şirket ortaklığından çıkarılması kararı alındığının anlaşıldığı, 03.03.2014 tarihli ortaklar kurul kararında, ortağın şirketten 'çıkarılmasına' karar verilmiş olup, bu durumda, bu ortaklar kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 616/1-h ve 640/3 maddeleri uyarınca bir ortağın haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması için mahkemeden istemde bulunma yetkisini içermekte olduğu kabul edilmesi gerektiği, ortağın ortaklıktan çıkarılması mahkemeden istenmeden 03.03.2014 tarihli ortaklar kuruluna dayanılarak yapılan çıkarma kararı usulsüz olduğu, kaldı ki, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince ortaklıktan çıkarılması işlemi yapılması koşulunda dahi bu kararın 640 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince noter aracılığıyla tebliği gerektiği, bu tebliğden itibaren ortak kararın kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabileceği, davalı vekiline 01.12.2020 tarihli oturumun (4) nolu ara kararı gereğince verilen iki haftalık kesin süreye rağmen kararın noterden tebliğine ilişkin örneği sunulmadığı, davalı şirketin ortağın ortaklıktan çıkarılmasını mahkemeden istemeden 03.03.2014 tarihli ortaklar kuruluna dayanılarak yapılan çıkarma kararı usulsüz olup yok hükmünde olduğu, bu sebeple, davacının, davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin 03.03.2014 tarihli (02) sayılı ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğu, bu durumda zamanaşını söz konusu olmayacağından davanın kabulüne, ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, hakkını kötüye kullandığını, hukuk düzeninin bu durumu korumasının söz konusu olamayacağını, davacının sermaye borcunu yerine getirmesi için ana sözleşmede kesin bir vade belirlendiğinden ödemeye davet yazısı gönderilmesine gerek bulunmadığı halde taahhüt edilen sermayeyi ödemesi için davacıya davet ve noter aracılığıyla ihtarlar çekildiğini, davacının çekilen ihtarlara rağmen ana sermaye borcunu ödemediğini, bu nedenle davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiğini, davalı şirketin çıkarma kararı verdikten sonra nev'i değişikliğine gidilerek anonim şirket olduğunu, sermayesini artırarak 1.300.000,00 TL'ye çıkarttığını, davacının 5,5 yıl gibi uzun bir süre sessiz kaldıktan sonra dava açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, ayrıca davacının çekilen ihtarlarla temerrüte düşürüldüğü tarihin göz ardı edildiğini, somut olayda 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 6762 sayılı Kanun'un 529-530 uncu maddeleri gereğince ortağın şirketten ıskat edilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketteki payının %10 olduğu, davacıya sermaye koyma borcuna ilişkin çekilen ihtarların davacıya usulüne uygun tebliğ edilmediği gibi davaya konu 03.03.2014 tarihli Ortaklar Kurulu toplantısına davacının katılmadığı gibi bu toplantıda alınan kararının da davacıya Noter aracılığıyla usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yok hükmünde olan dava konusu ortaklar kurulu kararı karşısında bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyeceğinden davalının buna yönelik istinaf itirazı da yerinde olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin genel kurul kararının butlanı ve iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 616 ve 640 ıncı maddesinin birinci fıkrası

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

.