WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/364 E.  ,  2024/3970 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/269 Esas, 2022/1537 Karar
HÜKÜM :Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/751 E., 2019/983 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dükkan vasıflı taşınmazı 14.07.2014 tarihinde davalıdan satın aldığını, davalının taşınmazı kullanılabilir ve iskanlı halde müvekkiline teslim edeceğini taahhüt etmesine rağmen henüz teslim etmediğini,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi ve diğer ilgili maddelerine göre satışın ayıplı olduğunu, taahhüt edilen şekilde teslimi için defalarca sözlü olarak başvurulduğunu, ancak davalının taşınmazı gereği gibi teslim etmediğini, ayrıca davalıya 28.12.2015 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, bu ihtarnameye cevap bile verilmediğini, taşınmazın davalı tarafından teslim edilmemesi sonucunda müvekkilinin zarara uğradığını ve satın alınan tarihten dava tarihine kadar geçen sürede kira gelirinden mahrum kaldığını iddia ederek 5.000,00 TL kira bedeli mahrumiyeti alacağının satış tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı vekili, 14.11.2018 tarihli dilekçesiyle dava değerini 220.853,63 TL artırarak 225.853,63 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın teslim edilmediği iddiasının doğru olmadığını, davacının imzaladığı taahhütnamede açıkça taşınmazı satın ve teslim aldığını kabul ettiğini, müvekkilinin taşınmazın tapu devrini de yaptığını, müvekkilinin taşınmazı kullanılabilir halde ve iskanı alınmak suretiyle teslim edeceğine dair bir taahhüdü bulunmadığını, müvekkilinin taşınmazı mevcut haliyle sattığını, taşınmazın yapımı için müvekkilinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı yüklenici dava dışı firmasının inşaatı yarım bırakarak sözleşmeden doğan taahhütlerini yerine getirmediğini, bu hususun Küçükçekmece 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/100 D.İş sayılı dosyasında tespit edildiğini, bu nedenle üçüncü kişilere karşı inşaatı yarım bırakan dava dışı firmasının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından imzalanan 14.07.2014 tarihli taahhütname uyarınca, davacının dava konusu bağımsız bölümü satın aldığı, dükkanı bilerek ve görerek eksiksiz olarak aldığı, bu haliyle kabul ettiğini beyan ederek teslim aldığı, binalar ile ilgili olarak Bakırköy 44. Noterliği'nin 02.07.2014 tarih ve 24945 yevmiye nolu işlemiyle onaylanmış bulunan ve ayrıca tapuya işlenmiş yönetim planı ile ekinde bulunan bağımsız bölüm malik listesi ve işletme projesini görerek ve bütün şartlarını kabul ederek aldığını kabul ve taahhüt ettiği, tek başına çarşının eksik işlerinin tamamlanması ve kullanıma açılması, sadece kendi dükkanına iskan ruhsatı almasının teknik olarak da hukuki olarak da mümkün olmadığı, alındıktan sonra uzun süre kullanıma hazır olmaması sonucunda davacının kira kaybı söz konusu olduğu, 27.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda kira kaybının 225.853,63 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı dava dışı firmasının inşaatı %72 seviyesinde yarım bıraktığını, binanın ruhsatsız ve kaçak bölümler ihtiva ettiğini, müvekkilinin tasfiye sözleşmesiyle dava dışı firmasına bırakılan dava konusu taşınmazı yine dava dışı firmasının talimatıyla davacıya tapuda devir ettiğini, ortaya çıkan kayıptan yüklenici sorumlu olduğundan davanın muhatabı dava dışı firması olup müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ticari defterler incelendiğinde satım ilişkisinin dava dışı firması ile davacı arasında gerçekleştiğinin görüleceğini, davacının imzaladığı taahhütnamede taşınmazı bilerek ve görerek satın ve teslim aldığını kabul ettiğini, müvekkilinin taşınmazı kullanılabilir halde ve iskanı alınmak suretiyle teslim edeceğine dair bir taahhüdü bulunmadığını, taşınmazın mevcut haliyle satıldığını, tamamlanmamış ve ruhsatsız binada yer alan taşınmazı bilerek satın alan davacının kira kaybı istemesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, raporda yer verilen taşınmazların konum itibariyle daha yüksek kira değeri olan yerler olduğunu, bu nedenle emsal olarak alınamayacağını, sundukları emsallerin de raporda dikkate alınmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu inşaatın yapımı konusunda arsa maliki olan davalı ile dava dışı yüklenici firması arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği, inşaatın dava dışı yüklenici firması tarafından %72 oranında tamamlanarak eksik bırakıldığı, bunun üzerine davalı arsa maliki ile dava dışı yüklenici firması arasında akdedilen 11.07.2014 tarihli tasfiye sözleşmesi ile; 10.01.2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa malikince haklı nedenle feshinin kabul edilerek, yüklenici tarafından parası alınarak üçüncü kişilere satılmış veya iş karşılığı taşeronlara verilmiş olan, aralarında dava konusu dükkanın da bulunduğu bağımsız bölümlerin, arsa maliki tarafından yükleniciye bırakıldığı, yüklenicinin bu taşınmazların tapularının ilgililerine verilmesini kabul ettiği ve bu konuda arsa malikine talimat verdiği hususlarının kararlaştırıldığı, davacı şirket tarafından imzalanmış olan 14.07.2014 tarihli taahhütname başlıklı belgede; davacının dükkanı bilerek ve görerek eksiksiz olarak aldığı, bu haliyle kabul ettiğini beyan ederek teslim aldığı, binalar ile ilgili olarak onaylanıp tapuya işlenmiş yönetim planı ile ekindeki bağımsız bölüm malik listesi ve işletme projesini görerek ve bütün şartları kabul ederek aldığı kabul ve taahhüt edildiği, dolayısıyla davacı, henüz tamamlanmamış olan taşınmazı mevcut halini görerek, bilerek ve kabul ederek satın ve teslim aldığını açıkça kabul edildiği, davalının, taşınmazı tamamlayarak, tüm eksiklerini gidererek teslim etme yönünde herhangi bir taahhüdü bulunmadığı, bu nedenle taşınmazı mevcut eksik halini görerek, bilerek ve kabul ederek teslim alan davacının, satıştan sonra artık taşınmazın eksik ve bu nedenle ayıplı olduğunu ileri sürerek kira kaybı bedeli talep etmesinin mümkün olmadığı, satış sözleşmesinin tarafının davalı olduğu, taşınmazın davalı arsa maliki ile yüklenici firma arasında akdedilmiş olan tasfiye protokolünde arsa maliki davalı tarafından, yükleniciye bırakılmış olup olmaması da sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün isabetsiz olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.Uyuşmazlık, taşınmazı mevcut eksik halini görerek, bilerek ve kabul ederek teslim alan davacının, satıştan sonra artık taşınmazın eksik ve bu nedenle ayıplı olduğunu ileri sürerek kira kaybı bedeli talep edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.

2.Dava, satış konusu taşınmazın tamamlanmış olarak teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak kira kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.