WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3602 E.  ,  2024/5386 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/634 Esas, 2023/318 Karar
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/46 E., 2021/3 K.

Taraflar arasındaki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çok sayıda anıtın eser sahibi olup, tanınmış bir heykeltıraş olduğunu, 1981 yılında açılışı yapılan Tarımcı Atatürk Anıtını da kendisinin meydana getirdiğini, anıtın sağ üst duvarında yer alan “Harman” konulu rölyefin 2007 yılında çalınması üzerine, eserin eski haline getirilmesi için davalı aleyhine açtığı dava sonucunda Ankara 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/107 E., 2014/301 K. sayılı ve 09.12.2014 tarihli kararı ile eserin eski haline müvekkili tarafından getirilmesine ve masraflarının da davalıdan tahsiline karar verildiğini, anılan kararın

Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, 2016 yılında dava konusu rölyefin orijinal ilk haline uygun olarak müvekkili tarafından yeniden yapılarak montajının gerçekleştirildiğini, bu sürecin tamamlanmasından sonra ise anıtın sağ alt ve sol tarafındaki duvarlarda bulunan diğer rölyeflerin de kısmen yerinden söküldüğünün görülmesi üzerine davalıya müracaat edildiğini, ancak davalının müvekkilini uzun süre oyaladığını, son olarak esere üçüncü şahıslar tarafından verilen zararlardan sorumlu olmadıklarını bildirdiğini ileri sürerek, bronz rölyeflerin eski haline getirilmesine, bunun müvekkili tarafından yapılmasına ve bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut uyuşmazlık yönünden zamaaşımı süresinin geçirildiğini, dava konusu eserin müvekkili Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü sınırları içinde yapılmış olmasına karşın taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığını, dava konusu eserin müvekkili Müdürlüğün talebi üzerine yaptırıldığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığını, bu nedenle husumet yönünden itiraz ettiklerini, davaya konu eserin kamuya açık geniş bir alanda sergilendiğini, esere üçüncü kişiler tarafından verilen her türlü zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, olayda müvekkiline izafe edilecek bir kusurunun bulunmadığını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında eserin eski haline getirilmesi için gereken koşulların oluşmadığını, zira bunun için eserin haksız olarak değiştirilmesi gerektiğini ve eski halin iadesinin mümkün bulunması gerektiğini, ayrıca haksız fiil sonrasında kayba uğrayanın müvekkili olduğunu, Kanun kapsamındaki diğer seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu anıtın Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin bitişiğinde yer alması, çevresinden geçen yollar ve güvenlik sebebi ile vatandaşlar tarafından ziyaretinin çok mümkün olamadığını, eserin daha korunaklı ve ziyarete daha uygun bir alana taşınmasının ise davacı tarafından kabul edilmediğini, davacının hırsızlık olayı sonrasında kurtarılan rölyef parçalarının montajı yerine yenisini imal etme talebinin kamu menfaati ile bağdaşmadığını, yeniden imalat ile eski hale getirme talebinin kabulü halinde müvekkilinin, davacının beklediği yarar ile kıyaslanmayacak derecede ve objektif olarak katlanılamaz esaslı bir zararının doğacağını davacının talep ettiği bedelin kabul edilemeyeceğini, davacının aynı zamanda Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin (GESAM) kurucu üyesi olması sebebi ile bu kurumdan alınan verilerin de kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapıtın, eser sahibi davacının hususiyetini yansıttığı ve 5846 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Heykeller, kabartmalar ve oymalar” kapsamında güzel sanat eseri vasfında bulunduğu, davalının dava konusu eserin üzerinde bulunduğu arazinin maliki olması nedeniyle husumet itirazı yerinde bulunmadığı gibi haksız ... devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemeyeceğinden zamanaşımı def'inin de yerinde olmadığı, davacının eski hale getirme isteminin teknik olarak mümkün bulunduğu, eski hale getirme işleminin eksik parçaların yeniden üretilmesi suretiyle yapılmasının tarafların menfaat dengesine en uygun seçenek olduğu, eski hale getirme bedelinin 517.000,00 TL+KDV olabileceği, dava konusu eserin Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.07.1994 tarih ve 3591 sayılı kararı ile anıt-heykel olarak tescil edildiği, kültürel mirasımızın bir parçası olan dava konusu eserin eski hale getirilmesinde kamunun manevi anlamda menfaatinin bulunduğu, bu manevi menfaatin büyüklüğü dikkate alındığında, maliyet bedeli olarak hesaplanan bedelin davalı malikin mali menfaatlerine göre üstün tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu "Tarımcı Atatürk" anıtının, bütünlüğü bozulan kısmının eksik parçalarının eser sahibi davacı tarafından yeniden üretilmesine ve montajının yapılması suretiyle eski hale getirilmesine, eski hale getirme bedelinin 517.000,00 TL+KDV'den fazla olmamak kaydı ile davalı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında eserin eski hale getirilmesinde müvekkilinin menfaatlerinin esaslı surette halledip etmeyeceğinin değerlendirilmediğini, ayrıca hesaplanan eski hale getirme bedelinin de denetime elverişli bulunmadığını, müvekkilince talep edilen alternatif çözüm yollarının hiçbir şekilde incelenmediğini, davaya konu yapıtın bulunduğu yer itibariyle korunmasının oldukça güç bulunduğunu, bu nedenle iki defa hırsızlık olayı meydana geldiğini, bundan sonra hırsızlık olayının meydana gelmeyeceğinin de belli olmadığını, kusuru bulunmayan olaylar nedeniyle müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu sebeple eski hale getirme yerine diğer alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğini, eski hale getirme şartlarının oluşmadığını, dava konusu eser ile ilgili olarak taraflar arasında bir sözleşme olmadığını, esere müvekkili tarafından da zarar verilmediğini, davacı iddialarının zamanaşımına uğradığını, ayrıca eski hale getirme bedeli için metre kare başına belirlenen 20.000,00 TL bedelin fahiş olduğunu, daha önce taraflar arasında görülen benzer bir uyuşmazlıkta metrekare başına 10.000,00 TL bedel tespit edildiğini, davacının kurucu üyesi olduğu GESAM tarafından belirlen metrekare fiyatının esas alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının 601.800,00 TL üzerinden davayı ıslah ettiğini, mahkemece 517.000,00+KDV üzerinden davayı kabul ettiğine göre kısmen kabul kararı verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

2.Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan eski hale getirme bedelinin yeteriz olduğunu, ayrıca hükmedilen eski hal getirme bedelinin haksız fiil tarihinden veya en geç müvekkilinin davalıya yaptığı 16.01.2019 başvuru tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmemesinin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5846 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca eserin eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.