11. Hukuk Dairesi 2023/3590 E. , 2024/5443 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/799 Esas, 2023/687 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/624 E., 2022/205 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Sinerji Ziraat Tarımsal Pazarlama A.Ş. ile 21.12.2016, 03.05.2017, 20.02.2017 ve 01.03.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri ile nakdi ve gayri nakdi kredi tahsis edildiğini ve kullandırıldığını, davalı ...'ın 21.12.2016, 20.02.2017 ve 03.05.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerine müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, müteselsil kefilin asıl borçlunun müvekkili bankaya doğmuş ve doğacak her türlü borcundan sorumlu olduğunu, borçluların müvekkili bankaya borcunu ödemediğini, bunun üzerine Ankara 12. Noterliğinin 12.07.2019 tarihli ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/936 D.İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alınarak Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/77927 E. sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalı/borçlunun icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek davalının Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/77927 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, 466.834,00 TL ve takip talebindeki faiz ve ferileri, yargılama giderleri, vekâlet ücreti tutarı üzerinden takibin devamına, itiraz edilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalılara icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Sinerji Ziraat Tarımsal Pazarlama A.Ş.'nin yetkisili ... Altunkaya'nın kredi kullandığını düşünerek Ziraat Bankası'ndaki 21.12.2016 tarihli 50.000,00 TL kredi sözleşmesine tam olarak içeriği bilmeden imza attığını ve kefil olduğunu, bu kredi sözleşmesinin içeriğinin incelenmesi ile görüleceği üzere kredi sözleşmesi 50.000,00 TL olup kefalet miktarının 60.000,00 TL olarak gösterildiğini, akabinde aradan uzun bir zaman geçtikten sonra müvekkiline bankadan evrak eksikliği olduğu ve birkaç evrak daha imzalaması gerektiği söylenerek çağırıldığını ve bir kısım evrak daha imzalatıldığını, müvekkiline 2019 yılı Mayıs ayında davalı banka tarafından 855.000,00TL civarında borçlu olduğunu belirtir ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin bankaya gittiğini, bankadan kredi sözleşmelerinin kendisine ibraz edildiğini, kredi sözleşmeleri incelendiğinde 21.12.2016 tarihli kredi haricinde 20.02.2017, 03.05.2017 tarihli kredilere kefil olduğunu öğrendiğini, davacı kurum tarafından kendisine ibraz edilen diğer kredi sözleşmeleri hakkında bilgisi olmadığını, ... ile yapılan görüşmelerde Sinerji Ziraat Tarımsa Pazarlama A.Ş. adına Ziraat Bankası'ndan kredi kullandığını, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu olmadığını ve düzenli olarak ödemelerini yaptığını belirttiğini, müvekkilinin hataya düşerek deneyimsizliğinden yararlanılarak davacı kurum tarafından borçlu şirkete kefil edildiğini, davaya konu kredi sözleşmesi yasal şekil şartlarına aykırı olup, müvekkilinin bilgisi dışında doldurulan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kefaletin geçerliliği yönünden alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 02.11.2021 tarihli raporunda 20.02.2017 tarihli sözleşme ile 03.05.2017 tarihli sözleşmedeki 330.000,00 ve 300.000,00 müteselsil kelimesi ve sözleşmelerin tarihine ilişkin 23.02.2017 ile 05.05.2017 yazı ve rakamlarının davalı eli ürünü olduğunun bildirildiği, raporda davalının önceki tarihli belgelerdeki yazı ve rakam örneklerinin inkar edilen sözleşmedeki yazı ve rakam örnekleri ile mukayese edilerek ve yöntem belirtilerek kesin şekilde tespit edilmesi sebebiyle raporun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli görüldüğü, sözleşmede eş rızasının olması sebebiyle kefaletin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 ve 584 üncü maddelerine uygun ve geçerli olduğu, 10.01.2022 tarihli rapor ve 14.02.2022 tarihli ek rapora göre davacı banka ile dava dışı asıl borçlu Sinerji Ziraat Paz. A.Ş. arasında 21.12.2016 tarihli 50.000,00 TL bedelli, 20.02.2017 tarihli 300.000,00 TL bedelli, 03.05.2017 tarihli 260.000,00 TL bedelli ve 01.03.2018 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerden 01.03.2018 tarihli dışındakilerde davalının kefil olarak imzasının bulunduğu, kredi hesaplarının Akara 12. Noterliğinin 12.07.2019 tarihli ihtarnamesi ile kat edildiği, ihtarnamenin dava dışı asıl borçluya 17.07.2019 tarihinde, davalı kefile 18.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 3 günlük ödeme süresine ve sürenin son gününün hafta sonuna rastlamasına göre asıl borçlu ve davalı kefil yönünden 23.07.2019 tarihinde temerrütün gerçekleştiği, kullanılan her bir kredinin hangi sözleşmeden kaynaklandığı tespit edildikten sonra her bir kredi yönünden ayrı ayrı ve öncelikle asıl borçlu yönünden hesaplamalar yapıldığı, takibe konu kredilerin ilk kullandırım tarihine göre yapılan incelemede; 1037 no.lu BCH kredisinin 12.10.2018 tarihinde 1040 no.lu BCH kredisinin 15.11.2018 tarihinde, 1043 no.lu BCH kredisinin 27.11.2018 tarihinde, 1046 no.lu BCH kredisinin 03.03.2019 tarihinde, 1054 no.lu teminat mektubu tazmin kredisinin 15.03.2018 tarihinde tahsis edilen 100.000,00 TL tutarlı, 022...084 no.lu teminat mektubuna istinaden 15.04.2019 tarihinde, 1064 no.lu teminat mektubu tazmin kredisinin 08.05.2018 tarihinde tahsis edilen 75.000,00 TL tutarlı 022...049 no.lu teminat mektubuna istinaden 08.07.2019 tarihinde, 1025 no.lu taksitli kredisinin 12.04.2018 tarihinde kullandırıldığı, çek karnesinin ise müşteriye 30.01.2018 tarihinde teslim edildiği, 1015 nolu taksitli ticari kredinin ise 05.05.2017 tarihinde tahsis edildiği, buna göre işbu kredi ve 30.01.2018 tarihinde teslim edilen çek kredisi dışındaki diğer tüm kredi ve teminat mektuplarının davalının kefaletinin bulunmadığı 01.03.2018 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, 1037, 1040, 1043, 1046 no.lu BCH kredileri, 1054 ve 1064 no.lu teminat mektup tazmin kredileri, 1025 no.lu taksitli kredi yönünden talebin reddi gerektiği, bilirkişi rapor ve özellikle ek raporunda 1064 no.lu teminat mektubu tazmin kredisinin 1054 no.lu teminat mektubu tazmin kredisiyle mükerrer olduğu bilgisi yer almakta olup, ek rapordaki kayıt ve ek hesap hareketlerinden tazmin olunan teminat mektubunun aynı olduğu, tarih ve işlem hareketlerinin de aynı gözüktüğü, dolayısıyla vade güncellemesi nedeniyle iki ayrı kayıt açıldığından 1064 no.lu teminat mektubu tazmin kredisi yönünden bu nedenle de talebin yerinde olmadığı, davalının kefalette imzası bulunan 21.12.2016, 20.02.2017 ve 03.05.2017 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında dava dışı asıl borçluya 1015 no.lu taksitli ticari kredinin kullandırıldığı ve 30.01.2018 tarihinde çek karnesi teslim edildiği, müstekar yargıtay kararlarında açıklandığı üzere gayrinakdi kredi olan çek depo talep edilebilmesi için sözleşmelerde bu yöne ilişkin açık hüküm bulunması gerektiği, incelenen sözleşmelerde ise bu yöne ilişkin açık hüküm tespit edilemediği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bildirdiği genel kredi sözleşmesinin 20/d, e maddeleri müşteri yani dava dışı asıl borçlu yönünden olduğu gibi sözleşmelerin 9/i maddesi de açık hüküm ihtiva etmediğinden çek depo bedeline yönelik talebinde reddi gerektiği, 1015 sayılı taksitli ticari kredi yönünden yapılan incelemede bu kredinin davalının imzası bulunan sözleşmelere dayalı olarak kullandırıldığı, ancak söz konusu kredinin açık/seyya olduğu, taksit ödemelerinin devam ettiği, davacı banka tarafından Ankara 12. Noterliğinden gönderilen ihtarname ile hesap kat edildiğinden bu kredinin de muaccel olduğu, borcun talep edilebileceği, 14.02.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda 1015 nolu taksitli kredinin 05.05.2017 tarihinde 250.000,00 TL tutarlı ve 10 taksitli olarak dava dışı asıl borçluya tahsis edildiği, 11.07.2019 kat tarihi itibariyle en son 05.11.2018 tarihli 3. taksitin ödendiği, 03.05.2019 vadeli 4. taksitin 30.09.2019 tarihinde ödendiği, 5, 6, 7, 8 ve 9. taksitlerin ise 09.08.2019 takip tarihinden sonra ödendiğinin tespit edildiği, bu nedenle dava tarihi itibariyle değil davanın niteliği de nazara alınarak takip tarihi itibariyle asıl borç ve ferilerinin tespiti gerektiği, bilirkişi raporunda kabul edilen akdi temerrüt faiz miktarına ve temerrüt tarihine göre takip tarihi itibariyle 171.480,59 TL asıl alacak olmak üzere toplam alacak 174.112,48 TL olarak tespit edildiği, reddedilen kredilere ilişkin davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin bulunduğu, takip talebinde kredi ayrımı yapılmadan tüm kredi sözleşmelerine dayanıldığı, ancak bir kısım kredilerin davalının imzası olmayan sözleşmelerden kaynaklandığı bilirkişi raporuyla anlaşılması nedeniyle davalı bankanın kötü niyetli olmadığına karar verildiğinden kötü niyet tazminat talebinin reddi gerektiği, 1015 no.lu kredi yönünden dava tarihinden sonra ödemelere devam edildiğinden bu ödemelerin işbu dosyada değerlendirilmesi mümkün olmadığından infaz aşamasında nazara alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 1037, 1040, 1043, 1046, 1054, 1025 no.lu kredilerle ilgili alacağın davalının imzası bulunan kredi sözleşmesinden kaynaklanmadığı anlaşılmakla bu kısım yönünden davanın reddine, 1064 no.lu teminat mektubu tazmin kredisinin 1054 no.lu tazmin mektubu kredisiyle mükerrer olduğu anlaşılmakla 1064 no.lu kredi yönünden davanın reddine, çek depo talebinin sözleşmede açık hüküm bulunmaması sebebiyle reddine,1015 no.lu kredi yönünden 171.480,59 TL asıl alacak, 2.506,56 TL işlemiş faiz, 125,33 TL BSMV olmak üzere toplam 174.112,48 TL alacak hakkındaki itirazın iptaline takibin devamına, fazla talebin reddine, asıl alacağa takip tarihi sonrası %23,40 temerrüt faizi ile faizin %5'i gider vergisi uygulanmasına, toplam alacak likit kabul edilmekle %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminat talebinin reddine, reddedilen diğer krediler yönünden kötü niyet tazminat talebinin reddine, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından yapılan incelemede alacaklarının eksik hesaplandığını, akdi faiz oranının temerrüt faiz oranını geçmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemece gayrinakdi krediler yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, bir kısım kredilerle ilgili davalının imzasının bulunmaması sebebi ile sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı çıkarımlarla dava konusunun bir kısmıyla ilgili hatalı karar verildiğini, kısmen kabulü ilişkin verilen kararın neye göre verildiğinin anlaşılır olmadığını, kısmen kabul kısmen ret kararı verilmesine rağmen müvekkili aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, yine müvekkili aleyhine hükmolunan yargılama giderleri, harç ve arabuluculuk masraflarının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı 1015 sayılı taksitli ticari kredinin davalının kefil sıfatıyla imzası bulunan sözleşmelere dayalı olarak kullandırılması ve hesabın kat edilmesi nedeniyle davacı bankanın bu krediye ilişkin talebinin yerinde bulunduğu, takip dayanağı diğer kredi ve teminat mektuplarının ise davalının kefaletinin bulunmadığı 01.03.2018 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanması nedeniyle anılan krediler yönünden davalının sorumlunun bulunmadığı, alacak likit ve belirlenebilir olup icra inkar tazminatına hükmedilmesinde ve takip talebi ile bağlı kalınarak %23,40 oranında temerrüt faizi uygulanmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, sözleşmede kefillerin gayrinakdi krediden sorumlu olacaklarına dair açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle davalı kefilin çek depo bedellerinden sorumlu tutulamayacak olmasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!