WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3583 E.  ,  2024/5563 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/539 Esas, 2023/388 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1128 E. - 2019/685 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucu gereği düşünüldü:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 348 inci maddesi uyarınca temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf vereceği cevap dilekçesi ile tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyize cevap dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Kararı katılma yoluyla temyiz eden davalı vekiline karar 02.05.2023 tarihinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesi ise 22.05.2023 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı vekili tarafından katılma yoluyla ve kararın bozulması talebiyle süresi geçirildikten sonra 03.07.2023 tarihinde temyiz dilekçesi verilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile TRT marketlerde satışta bulunan veya sözleşme süresince TRT marketlerde satışa sunulacak ürünlerin (kitap, kaset, CD, VCD, DVD, vb) çoğaltımı, dağıtımı ve satış işlemlerinin davalı vasıtasıyla gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme süresinin 3 yıl olduğunu, 3.yılın bitiminde birer yıl olmak üzere sözleşme süresinin iki defa daha uzatıldığını, sözleşmenin 6.4.maddesinde "Şirket, sözleşme ekinde olan ürün listesi protokolü ve sonradan yapılacak ek protokoller kapsamı TRT market ürünlerinden 3 yıl içerisinde en az 2000'er adet almayı veya çoğaltmayı kabul ve taahhüt eder." hükmünün bulunduğunu, davalının sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini 22.10.2012 tarihli ihtara rağmen yerine getirmediğini, akdin 14.maddesi ve ticari anlayışları çerçevesinde belirli bir süre daha beklendiğini, karşılıklı görüşmeler yapılmışsa da sonuç alınamadığını, bunun üzerine 28.02.2013 tarihli yazı ile tekrar ihtarda bulunulduğunu, davalının 18.04.2013 tarihli karşı ihtarı ile yükümlülüklerin ifası hususunda yerine getirmesi gerektiği herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını bildirdiğini, bu durumda akdin 9.maddesi uyarınca sözleşmenin 31.05.2013 tarihinde feshedildiğini, akdin feshi üzerine davalı şirkete ifa edilmeyen yükümlülüklerin tazmini amacıyla işbu davanın açıldığını, davalının akdin 6.4.maddesi gereğince sözleşme ekinde yer alan ürün listesinde bulunan ürünlerden en az 2000'er adet almak veya çoğaltmak zorunda olduğunu, bunu yaparken akdin 7.maddesi gereğince davalı ürünün satışını ve dağıtımını yapacaksa ürünü müvekkili kuruluştan TRT market perakende satış fiyatı üzerinden %50 indirimli olarak satın alabileceğini, eğer davalı çoğaltımını da kendi yapacak ve sonrasında satışını veya dağıtımını yapacaksa ürün başına müvekkili kuruluşa ürünün TRT market perakende satış fiyatı üzerinden %70 indirimli bedel ödeyeceğini, buna göre yapılan hesaplamalar neticesinde toplam 580.938,83 TL ile davalının müvekkili kurumdan aldığı ürünlere ilişkin ödemediği 17.173,95 TL, ayrıca akdin 10.maddesinde yer alan "Şirket, sözleşme hükümlerinden aykırı harekette bulunması veya ürünlerin işbu sözleşme hükümlerinden herhangi birine aykırı olarak kullanılması - kullandırılması halinde, TRT'nin her türlü maddi ve manevi tazminata ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak koşuluyla teminat tutarı kadar cezayı TRT'ye ödeyecektir." hükmü gereğince sözleşme hükümlerinin ifa edilmemesi nedeniyle 250.000,00 TL'lik teminat mektubu tutarında cezai işlemin uygulanması gerektiğini belirterek KDV hariç toplam 848.112,78 TL kurum alacağının 22.10.2012 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanacak en yüksek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin sözleşme süresince ürün listesi içeriğinden davacının tercihi doğrultusunda edim ve taahhüdünü yerine getirdiğini, davacının müvekkiline bildirdiği hangi market ürünlerinin üretilmediğini/satın alınmadığını ispat etmesi gerektiğini, davacının üretimi yapılacak ürünlerin tercihi hususunda karar verememesi nedenli karşılıklı görüşmeler yapıldığını, taraflarına bildirilen/teslim edilen ürünlerin çoğaltımı/satın alımının ziyadesiyle yapıldığını, davacının sözleşmenin 10. maddesindeki şartlar yerine gelmeden sözleşmeyi haksız feshederek teminat mektubunu tahsil ettiğini, sözleşmenin 6.5. maddesinde açıkça "Mevcudu azalan veya tükenen ürünlerin şirket tarafından talep edilmesi halinde şirket, TRT tarafından belirlenen şartlara uygun olarak çoğaltım yapacaktır" hükmünün bulunduğunu, bu maddeye göre talep mecburiyetlerinin olmadığını, talep etmeleri halinde şartları davacının belirleyeceğini, sözleşme süresince hiçbir ürünün basma ve çoğaltma yetkisinin müvekkiline

verilmediğini, yaklaşık 5 yıl süren çalışma prosedürünün de bu doğrultuda olduğunu, davacı talep etmeden sipariş göndermeden grafik tasarımı için belge ve resimleri göndermeden eser işletme belgesi davacı tarafından çıkartılmadan ve davacı tarafından bandrol alınmadan çoğaltma yapılmadığını, sözleşme içeriğinde de bunun aksine bir yetki bulunmadığını, davacının seçip onayladığı ürünlerinin çoğaltımının davacı adına yapıldığını, çoğaltım hizmetinin karşılığında da müvekkiline çoğaltım ücretinin ödendiğini, davacı adına çoğaltımı yapılan yaklaşık 300 adet albüm ve 90 adet DVD nin bu şekilde ve şartlarda işlem gördüğünün fatura ve dekontlarla sabit olduğunu, davacı tarafından talep edilip, sipariş geçilip bütün evraklar davacı tarafından düzenlemeden müvekkilinin çoğaltım yapmasının mümkün olmadığını, davacı yanın müvekkiline bu yönde "üret/satın al" şeklinde bir bildiriminin olmadığını, davacının kendi kararı ile çoğaltımını yaptırmadığı ürünlerden müvekkilini sorumlu tutmaya çalıştığını, müvekkili tarafından 6.5. maddesi gereği talep edilmeyen stokta olmadığı halde davacı tarafından sipariş verilmeyen ve çoğaltım zorunluluğu bulunmayan kitap, CD, DVD'lerden hiçbir şekilde müvekkilini borçlandıramayacağını, davacı adına çoğaltımı yapılan yaklaşık 300 albüm ve 90 DVD'nin hem basın hem de halk tarafından büyük beğeni ve haklı övgü aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme, fesih ihtarnamesi, bilirkişi raporları ve taraf delillerine göre, davalının sözleşme kapsamında belirlenen ürünlerin çoğaltım, dağıtım ve satışını ihtarname tebliğine rağmen yapmadığından davacının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, bu durumda sözleşme kapsamında cari hesap alacağı ile cezai şart talep etme hakkının bulunduğu, cari hesap talebi yönünden taleple bağlı kalınarak 17.173,95 TL bakiye alacak talebinin yerinde olduğu, sözleşme fesh edildiğinden sözleşmeye bağlı müspet zarar talep edilemeyeceğinden davacının müspet zarara yönelik talebinin reddi gerektiği, borçlunun temerrüdü nedeniyle sözleşmeyi fesh eden davacının sözleşme kapsamında ceza koşulunu isteyebileceği, bu nedenle davacının ceza koşulu olarak 250.000,00 TL'nin tahsili hakkındaki isteminin yerinde olduğu, ancak 250.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun 04.06.2013 tarihinde davacı tarafından nakde çevrilerek gelir kaydedildiği, sözleşmenin 9. maddesinde teminatın irat kaydedileceği ve hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceğinin belirlendiği, dolayısıyla her ne kadar davacı teminatı irat kaydetmekte haklı ise de, fesih ile birlikte genel hükümlere göre tasfiye yapılacağından ve sözleşmede teminatın borca mahsup edilemeyeceğine dair bir hüküm de bulunmadığından davalının davacıya olan cezai şart borcu 250.000,00 TL olup irat kaydedilen teminat tutarı da aynı miktarda olduğundan davalının bu kalemden dolayı bakiye borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.173,95 TL cari hesap alacağının 30.04.2013 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında iki farklı bilirkişi heyetinden rapor alındığını, mahkemece ikinci rapor hükme esas alınarak karar verildiğini, ancak raporun hukuki değerlendirmeler içerdiğini, iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeden verildiğini, müspet zararın istenemeyeceğine dair kararın yerinde olmadığını, cezai şart talep edilebileceğinin kabul edilmesine rağmen aynı miktarlı irad kaydedilen teminat mektubu bedelinden mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, davalının 22.10.2012 tarihinde temerrüde düştüğünü, faiz başlangıç tarihinin bu tarih olması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cezai şart dışındaki maddi zarar ve teminat mektubu bakımından kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının cezai şartın gerçekleştiğini ispat edemediğini, sözleşmenin 6.4 maddesinde sözleşmenin ifası için müvekkiline seçimlik hak verildiğini, ifanın sözleşmenin devamı sırasında nasıl uygulandığının dikkate alınmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının cezai şart bakımından kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, müspet zarar ve cezai şartın istenip istenemeyeceği, irad kaydedilen teminat mektubu bedelinden cezai şartın mahsup edilip edilemeyeceği, cari hesap alacağı yönünden temerrüt tarihinin hangi tarih olduğu husularına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.