11. Hukuk Dairesi 2023/3527 E. , 2024/5391 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/1099 Esas, 2022/1522 Karar
HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ :Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/599 E., 2020/341 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, yeğenin ticari ilişkide bulunduğu davalıya borçlanması nedeni ile borcun 350.000,00 TL'lik kısmına söz ile kefil olduğunu, kefilliğinden dolayı davalının, yeğenleri ve evlatları ile birlikte müvekkilinin evini ve işyerini basması üzerine iki adet ipotek tesis ettirdiğini, davacının ölüm tehditleri aldığını, tüm bu ipoteklerin, senetlerin ve hatta davaya konu 200.000,00 TL'lik senedin bu öldürme tehdidi nedeniyle verildiğini, müvekkilinin hiçbir borcunun bulunmadığını, senedin üzerinde nakden ibaresinin yer aldığını, bir alacağının bulunmamasına rağmen senet metnine nakden yazıldığını, bu senedin teminat amaçlı verildiğini ileri sürerek, Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2014/12994 E. sayılı dosyasına konu 21.09.2014 tanzim ve 22.09.2014 vade tarihli 200.000,00 TL'lik bu senet nedeniyle davalıya bir borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava konusu icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin davacının kızı ... Kent'e 08.10.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, aralarındaki soruşturma dosyasının takipsizlikle sonuçlandığını, davacı tarafça benzer iddialar ile Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/19 E. sayılı dosyası ile açılan davanın da reddine karar verildiğini ve bu hükmün kesinleştiğini, müvekkilinin davacıya yapmış olduğu kesimlerle ve borç verdiği paralarla ilgili olarak senet aldığını savunarak, davanın reddine ve müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu bonoya ilişkin olarak 29.09.2014 tarihinde kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, ödeme emrinin 08.10.2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, en geç 08.10.2015 tarihine kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi gereğince bono hakkında korkutma nedeniyle dava açabilecek iken davacının 19.06.2017 tarihinde dava açtığı, dava konusu bononun korkutma nedeniyle verilmiş olsa bile anılan madde gereğince süresinde dava açılmadığı, kaldı ki dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanlarından da bononun korkutularak alındığının ispat edilemediği, bilakis senedin rızaen verildiğinin beyan edildiği, bununla birlikte dava konusu bononun teminaten verildiği iddia edilmiş ise de bononun teminaten verildiği hususunun kesin delille ispat edilmesi gerekirken davacı yanca yazılı belge sunamadığı gerekçesi ile davanın reddine, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasından dolayı takibin durdurulmasına karar verilmediği ve davacının kötü niyetli dava açtığı da ispat olunamadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir yıllık hak düşürücü sürenin korkutma fiilinin sonlandığı tarihten itibaren hesaplanmasının gerektiğini, tehdidin devamı sırasında hukuki yollara başvurulmasının beklenemeyeceğini, tanıkların beyanlarında, müvekkilinin akrabalarının evine gelindiği, bu sebeple başkaca senet ve para ödeme taahhüdünde bulunulduğu belirtilmesine ve bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunulmasına rağmen tanıkların bu konuda söylemlerinin bulunmadığı gerekçesine yer verildiğini, bu durumun da hukuka aykırı olduğunu, tanık delilinin mahkeme tarafından doğru değerlendirilmediğini, davalı yanca davacıdan alacaklı olunduğunun belirtilmesine rağmen borcu bulunmayan müvekkilinin damadının ve oğlunun da arabalarını aldıklarını, ayrıca onlara da senet imzalattıklarını, senette nakden ibaresinin yer aldığını, bu da ipoteğin tahsil edilememesi üzerine müvekkiline bir gün vadeli 200.000,00 TL'nin verildiği anlamına geldiğini, bu durumun kabul edilemeyeceğini, ibraz edilen delillerin gerekçeli kararda değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!