11. Hukuk Dairesi 2023/3525 E. , 2024/5479 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/950 Esas, 2023/454 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/37 E., 2021/161 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüyle itirazın iptaline, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verildiği, icra inkar tazminatı dava dilekçesinde müddeabihe dahil edilmediğinden dava değerinin belirlenmesinde göz önüne alınamayacağından ve davanın esası da kabul edilmiş olduğundan davacı vekilinin icra inkar tazminatına ilişkin temyizinin kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı tereke tasfiye memuru tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin murisin terekesine tasfiye memuru olarak atandığını, takibin hukuka uygun olmadığını, iflas idaresi konumunda bulunan müvekkiline ipoteğin limiti, borcun varlığı, miktarı, ne kadarının nakdi, ne kadarının gayri nakdi olduğu, ne kadarının ödenip, ne kadarının ödenmediğini tespit etme olanağı sağlanmadığını, müvekkilinin takibe itirazının kötü niyetli olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporuyla davacının dava dışı asıl borçludan takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, davalı terekesinin nakdi borç miktarından ipotek veren sıfatıyla sorumlu olduğu, itirazın yerinde olmadığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasında 1.000.000,00 TL'ye yönelik itirazının iptali ile takibin bu değer üzerinden takip şartları ile devamına, %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ne dava dilekçesi ekinde ne de takip talebi ekinde bugüne kadar iflas masası konumunda olan müvekkiline ve tereke dosyasına söz konusu takibe ve huzurdaki davaya dayanak tutulan, ipotekle teminat altına alınan alacağa ilişkin kredi sözleşmeleri ve kredili hesaba ait cari hesap ekstreleri ibraz edilmediğinden iflas dairesi konumundaki müvekkili tarafından ipoteğin limitinin, borcun varlığının, miktarının, ne kadarının nakdi ve ne kadarının gayri nakdi olduğunun, ne kadarının ödenip ne kadarının ödenmediğinin incelenmesi ve tespit edilmesine olanak sağlanmadığını, icra inkar tazminatının alacağın tahsilini haksız yere geciktirmek amacıyla yapılan itirazlara yönelik olarak hükmedilebilen bir tazminat türü olduğunu, müvekkilinin tasfiye memurluğu görevi gereği ve bu görevin niteliği itibarıyla alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla davacı tarafından yapılan icra takibine itiraz edildiği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından alacağa dayanak belgelerin icra takip aşamasında ödeme emri ekinde veya tereke dosyasına, huzurdaki davada dava dilekçesi ekinde tasfiye memurluğu görevini yürüten müvekkiline, tereke dosyasına ibraz edilmediğini, müvekkilinin alacağı incelemesine olanak verilmediğini, dava dilekçesinden alacağın kısmi bir alacak davası mı yoksa itirazın iptali davası mı olduğunun anlaşılamadığını, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit alacak olması gerektiğini, davacı tarafından ıslah hakkının saklı tutulmasından bahsedilmişse de, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın hususlarında olduğu, davacı tarafından açılan davanın harca esas değeri ile dava konusu icra takibinde tahsili talep edilen alacak miktarı aynı olduğundan kısmi dava niteliği taşımadığı, davanın açıkça itirazın iptali talebiyle açıldığı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının takip tarihi itibarıyla dava dışı asıl borçludan alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, Mahkemece ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile takip tarihi itibarıyla tespit edilen alacak miktarının davalının taşınmazı üzerinde tesis edilen ipotek limitini aştığı, davalının ipotek limitiyle sınırlı olmak üzere ipotekli taşınmazı nedeniyle sorumlu olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin üçüncü fıkrasında icra takibine itiraz edenin veli, vasi veya mirasçı olması halinde borçlu hakkında tazminata hükmedilmesinin kötü niyetin sübutuna bağlı olduğunun düzenlendiği, dava konusu icra takibinin davalı ipotek maliki terekesi tasfiye memuru aleyhine başlatıldığı, ödeme emri kendisine tebliğ edilen tereke tasfiye memurunun icra takibinde borca itiraz ettiği, anılan maddedeki açık düzenleme karşısında, icra takibinde borca itiraz eden davalı ... terekesi tasfiye memurunun hükümde yer alan mirasçı ibaresinin kıyasen uygulanması sonucu itirazının bu hüküm kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu doğrultuda da itirazın haksız olduğunun anlaşılması halinde aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin ancak icra takibine itirazın kötü niyetli olduğunun ispatı halinde mümkün olacağı, somut olayda itirazın kötü niyetli olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi dosyaya bu yönde sunulan herhangi bir delil de bulunmadığı, bu doğrultuda Mahkemece davanın kabulüne karar verildikten sonra 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin üçüncü fıkrası gözetilmeden icra takibine itirazının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmeyen davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı, yeniden kurulan hüküm sırasında İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınmayan arabuluculuk ücreti de gözetilerek arabuluculuk ücretinin davada haksız olduğu anlaşılan davalı üzerinde bırakılması gerektiği, gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüyle davalının Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2019/4843 sayılı dosyasında 1.000.000,00 TL'ye yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden takipte yer alan koşullarla devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; icra inkar tazminatına itirazın haksız olduğunu ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takip dayanağı genel kredi sözleşmesi nedeniyle takip tarihi itibarıyla davacı bankanın dava dışı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı buna bağlı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibe vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davacı Temyiz Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin MİKTARDAN REDDİNE,
B.Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınmadığı anlaşılan 68.310,00 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!