WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3521 E.  ,  2024/4002 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1029 Esas, 2022/1592 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/447 E., 2018/466 K.

Taraflar arasındaki asıl sözleşmenin feshi, birleşen menfi tespit davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ...'nin süs bitkileri yetiştiriciliği ve ticareti yaptığını, davalı ...'nun da süs bitkileri yetiştiricisi olduğunu, 05.04.2015 tarihli bitki alım sözleşmesi başlıklı sözleşme ile, davalı ...'nun Ödemiş Demircili Köyündeki serasında davalı ... tarafından yetiştirilecek 10.000 adet leylendi ve 5.000 adet limon servi cinsi ürünlerin 270.000,00 TL bedel ile davacı müvekkili ... tarafından satın alınması konusunda anlaştıklarını, anlaşma uyarınca müvekkilinin ürün bedelleri için 25.06.2015 tarihli 80.000,00 TL, 03.08.2018 tarihli 80.000,00 TL, 03.10.2015 tarihli 80.000,00 TL, 03.11.2015 tarihli 43.200,00 TL bedelli çek düzenleyip verdiğini ayrıca sözleşme kurulduktan sonra toplam 4.000,00 TL nakit ödeme yaptığını, 25.06.2015 tarihli 80.000,00 TL miktarlı çeki ödediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin özel şartlar bölümünde "bitkilerin tüm bakım işlemlerinin üreticiye ait olduğu, malzemenin 200 cm ve üzeri olduğunda sarılacağı, 200 cm altı, beli boş ve yanık olanların alınmayacağı, şartlara uyulmadığı takdirde 100.000,00 TL cezai şart uygulanacağı hususunun belirtildiğini, davacı müvekkilinin sözleşme konusu bitkiler üzerinde yaptığı incelemede, bitkilerin yeterince bakılıp sulanmadığını ve bitkilerin büyük kısmının yanık halde, ekonomik olarak değerini yitirmiş olduğunu gördüğünü, bu durumun tespiti açısından mahallinde tespit yapıldığını, tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda fidan saksılarının aralarının 8-10 cm olduğu, bu sıkışıklığın fidanların bazılarında kuruma, bazılarında ise fidanların dip kısımlarından başlayarak uç kısımlara doğru yanmaların meydana geldiği, 11.500 adet leylendi ve limon servi bitkisinden 9.389 adet fidanın normlara uygun olmadığı, bunlardan 8.889 adedini 1-2 yıl gibi ilave bir bakım ile top tabir edilen şekilde piyasaya kazandırılabileceği, geriye kalan 500 adet fidanın ise tamamen öldüğünün tespit edildiğini, davalının fidanlara gerekli bakım ve özeni göstermemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalıya toplam 274.000,00 TL ödeme yapmış olmasına rağmen karşılığında 18.500,00 TL değerinde fidan teslim aldığını belirterek, taraflar arasında yapılan 05.04.2015 tarihli Bitki Alım Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin, davalı ... tarafından ifa edilmesi mümkün olmadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 ve devamı maddeleri uyarınca sözleşmenin feshine, 03.08.2015 tarihli 80.000,00 TL, 03.10.2015 tarihli 80.000,00 TL, 03.11.2015 tarihli 43.200,00 TL miktarlı üç adet çekin davalıdan geri alınmasına, müvekkili tarafından davalıya ödenen 84.000,00 TL'den, davalı tarafından teslim edilen fidan bedeli olan 18.500,00 TL sinin düşümünden sonra kalan 65.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde, ... tarafından ciranta sıfatıyla davacı müvekkili aleyhine 03.08.2015 keşide tarihli 80.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takip konusu çek nedeniyle çek lehtarı ...'ya ciranta davalı ...'a borçlu olmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin süs bitkisi yetiştiricisi olup, davacının hem süs bitkisi yetiştirip hem de ticaretini yaptığını, tarafların 05.04.2015 tarihli sözleşme uyarınca 10.000 adet leylandi, 5.000 adet limon selvi alım satımı konusunda anlaştıklarını, davacı tarafından ödenen 84.000,00 TL karşılığında davacının 3.300 adet leylandi, 1.145 adet limon çamı olmak üzere 94.411,80 TL değerindeki bitkiyi müvekkillerinden teslim aldığını, müvekkilinin bu alışverişten 10.411,80 TL daha alacağının bulunduğunu, alım-satım sözleşmesine göre müvekkilinin borcunun cins(çeşit)borcu olduğunu, müvekkilinin, davacıya karşı belirli bir tarladaki (davacı tarafça tespit yaptırılan) süs bitkilerini verme borcu altına girmediğini, müvekkilinin bunun dışında 3 farklı tarlada da süs bitkilerinin bulunduğunu, diğer yandan müvekkilinin ille de kendi üretmiş olduğu süs bitkilerini verme zorunluluğunun da bulunmadığını, gerektiğinde sözleşme şartlarını taşıyan bitkileri başka bir yerden temin edip davacıya teslim edebileceğini ayrıca sözleşmede malların ne zaman teslim edileceği konusunda bir tarih de bulunmadığını ve malların teslimi konusunda davacı tarafından müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini belirterek, haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ...'ya 16.04.2015 tarihinde taşınmaz sattığını, ...'nun aralarında davaya konu çekin de bulunduğu 4 adet çeki müvekkiline ciro ederek verdiğini, müvekkilinin iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, hamilin kötü niyetli olduğunu kanıtlamadıkça keşideciyle lehdar arasındaki şahsi defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun cins borcu olması sebebiyle davacının sözleşmeden dönebilmesi ve davalıya vermiş olduğu çeklerin iadesini talep edebilmesi için öncelikle davalıya borcun ifası için ihtar çekmesi ve mehil vermesinin gerekli olduğu, söz konusu şartlar yerine getirilmediğinden asıl davanın reddine karar vermek gerektiği, birleşen dava bakımından; 03.08.2015 tarihli 80.000,00 TL bedelli çeki ciro yoluyla üçüncü kişi konumunda olan ...'a ciro edilerek teslim edildiği ve onun tarafından icraya intikal ettirildiği, birleşen dosyadaki davalının iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğu anlaşılmakla birleşen davanın reddine karar vermek gerektiği, teminat karşılığında ... adına konulan hacizlerin kaldırılması hususunda Ödemiş 1. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, birleşen davada 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesince asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile birleşen dosyada davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit dosyasından sözleşmenin ifası için süre verilmesinin sonucu değiştirmeyeceğinin anlaşıldığını, davalının sözleşmedeki edimleri yerine getirme konusunda taahhüdün olmadığını, müvekkilinin 6098 sayılı Kanun'un 125 inci maddesindeki seçimlik haklardan sözleşme feshi ve verdiklerinin geri verilmesini talep ettiğini, birleşen davada icra takiplerinden çok önce menfi tespit ve istirdat davasının açıldığını ve çeklere ödeme yasağı konulduğunu, davalının bu hususları bilerek icra takibi başlattığını, iyi niyetli 3.kişi sayılamayacağını belirterek asıl ve birleşen davanın kabulünü talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf nedenleri yerinde olmayan asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada edimin yerine getirilmesinin imkansızlığı nedeniyle sözleşmenin iptali, menfi tespit ve istirdat istemine, birleşen davada menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.