WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3494 E.  ,  2024/5440 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/997 Esas, 2022/1605 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/3 E., 2020/99 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket tarafından, 28.03.2013 tarihinde Land Rover marka, 2013 model, 01 NL 380 plaka sayılı LF tipi, ... motor, ... şase nolu aracı 60.863,64 € bedelle davalı şirketin Adana-Mersin şubesinden satın aldığını, aracın satın alınmasından sonra garanti süresi içerisinde arızaların meydana geldiğini, bir çok kez servise gidildiğini, ancak sonuç alınamadığını, aracın seyir halinde veya rölantideyken stop etmesi şikayetleri nedeniyle 4-5 defadan çok tekrarladığını, müvekkili şirketin araçtan yararlanamasının süreklilik kazandığını, en son aynı şikayetlerden dolayı 13.10.2016 tarihinde aracın bir kez daha firma yetkili servisine bırakıldığını, parçaların incelenmek üzere İstanbul iline gönderildiğini, bu arızaların tamiri için müvekkili şirketten yüklü bir bedelin talep edildiğini, müvekkili şirketin aracını götürdüğü davalıya ait yetkili servis tarafından parça değişiklikleri gibi geçici tedbirlele sorunların giderilmeye çalışıldığı, ancak araçtan beklenilen verimin alınamadığını, müvekkili şirket tarafından Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/50 D.İş sayılı dosyasından tespit talebinde bulunulduğunu ve bilirkişiden rapor alındığını, bilirkişi raporuna göre, araçta yaşanan ve halen mevcut olan sorunların ayıplı üretimden kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı şirket tarafından, tespit dosyasına sunmuş olduğu bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile aracın garanti süresinin bittiğini belirttiğini, araçtan yararlanamamanın süreklilik kazanması ve bu durumun ayıplı üretim kaynaklı olması nedeniyle davalı şirkete Adana 9. Noterliği'nin 02.12.2016 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davalı tarafından ihtarnameye karşı cevap vermediğini ileri sürerek tahkikat sonucunda müvekkilinin alacak değerinin tam ve eksiksiz olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, davalı şirkete araç bedeli olarak ödenen şimdilik 5.000,00 euronun Devlet Bankalarının "euro" ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili olmayan Adana Mahkemelerinde açıldığını, müvekkili şirketin ikametgahının İstanbul sınırları içerisinde olduğunu, davaya bakmaya yetkili olan Mahkemelerin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, davanın esasına girilmeden yetki açısından reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu aracın 28.03.2013 tarihinde satın alındığını, davanın ise 02.01.2017 tarihinde açıldığını, aracın satış tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri uyarınca dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, ayıptan doğacak zamanaşımının belirlendiğini, davanın esasına girilmeden zamanaşımından reddine karar vermek gerektiğini, davacı tarafın ayıp ve muayene ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hak düşürücü sürelere riayet edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerektiğini, açılan davada aracın bedelinin iadesi talep edilecek ise bu bedelin fatura tutarında belli olduğunu, eğer araçtaki arızanın giderilmesinin istenilmesi halinde bedelin belli olacağını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatası ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, davacının dava konusu araçtan yararlanmasını engelleyen veya güçleştiren herhangi bir kusur ayıp söz konusu olmadığını, davacının aracı satın aldığı tarihten itibaren kullandığını ve araçtan yararlandığını, beyan ettiği şikayetler doğrultusunda aracın kontrol edildiğini müşteri memnuniyeti çerçevesinde kullanımdan kaynaklanan arızalar neticesinde araçta gereken parçaların değiştirilerek tamirlerin yapıldığını ve araçtan faydalanma sağlandığını, delil tespitinin müvekkili şirkete tebligat yapılamadan gıyapta yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının araç bedeli üzerinden indirim/ tazminat ve faize ilişkin taleplerinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu araçtaki arızanın üretim, servis veya kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan ve servis kayıtları incelenerek düzenlenen 06.11.2017 tarihli kök rapor ile bu rapora itiraz sonucu araç üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen ve hükme esas alınan 30.10.2019 tarihli ek rapor sonucu, dava konusu aracın 72.000 km bakımının yaptırılmadığı, motor yağının, yağ filtresi ve hava filtresinin zamanında değiştirilmeyerek, akışkanlığını kaybeden yağın kullanılmaya devam edildiği, bu eksikliğin aracın turboşarj ünitesine zarar verdiği, araçtaki arızanın üretim kaynaklı olmayıp, periyodik bakımın zamanında yapılmamasından kaynaklandığı, araçta açık veya gizli ayıbın bulunmadığı, bu nedenle davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde belirtilen seçimlik hakları kullanamayacağı gerekçesi ile davacı tarafından açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/50 D. İş sayılı tespit dosyasından yaptırılan bilirkişi incelemesinde araç üzerinde bilgisayarlı inceleme yapıldığını ve ayıplı üretim kaynaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, düzenlenen raporda ise eksik ve hatalı inceleme ile bir önceki raporda herhangi bir değişikliğe ve ayrıntılı incelemeye gidilmeden araçtaki arızanın kullanıcı hatasından meydana geldiği şeklinde görüş ve kanaatte bulunulduğunu, dosyanın incelenmesinden ve tespit dosyasından alınan bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan teknik mütalaa raporlardan da anlaşılacağı üzere, dava konusu aracın “0” km olarak sahibine teslim edildikten sonra, ardı ardına gerçekleşen arızalar nedeniyle birçok parçasının tamamen değiştirildiğini, yapılan onarımlar sonucu bu arızaların giderilememiş olduğunu, bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi turboşarj ünitesi arızasının gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bu arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanmadığını, alıcının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı, konforu ve performansı sağlayamadığını, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate alması ve değerlendirmesi gerektiğini, bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz ettiğini ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmadığını ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmadığını, yerel mahkemece bilirkişiden kök ve ek rapor alınmış ise de, kök raporda anlaşılacağı üzere satıma konu araç üzerinde herhangi bir test yapılmadığına, evrak üzerinde incelemeyle yetinildiğini ve taraflarınca bu konuda itirazda bulunulduğunu, alınan bilirkişi ek raporu ayrıntılı incelemeyi içermediği gibi, dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmaya da yeterli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketten satın alınan aracın tekrarlayan arızalar verdiğini, servise götürülmesine rağmen araçtaki arızanın tekrarladığını, arızaların aracın ayıplı üretilmesinden meydana geldiği ileri sürülmüş olup dava konusu 01 NL 380 plaka sayılı aracın 28.03.2013 tarihli düzenlenen fatura ile davalıdan satın alındığı, aracın 29.03.2013 tarihinde Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne tescil ettirildiği, dava konusu otomobilin 05.08.2013 tarihinden itibaren çeşitli tarihlerde yetkili servise girişinin yapıldığı, aracın 10.10.2016 tarihinde 97.662 km iken turboşarjının değiştirildiği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan ve dairemizce de benimsenen bilirkişi kök ve araç üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi ek raporu ile, test sürüşü sırasında otomobilde herhangi bir anormalliğe rastlanmadığı, turboşarj ünitesi arızasının araçta mevcut olmadığının, dava konusu otomobilin turboşraj ünitesinde meydana gelen arızanın uzun süre yağlama özelliğini kaybetmiş yağ ile çalışmaya maruz bırakılması sonucu meydana geldiği, arızanın oluşumunda periyodik bakımını zamanında yaptırmayan davacı kullanıcının hatası olduğunun belirlendiği, bilirkişilerce yapılan tespitlerin bilimsel yönteme dayalı ve denetime elverişli olduğu, raporun davaya konu aracın servis kayıtları değerlendirilerek ve araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiği, bilirkişi ek raporunda tespit raporundaki farklılığın da sebebinin açıklandığı, ilk derece mahkemesince bilirkişi kök ve ek raporunun hükme esas alınmasının yerinde olduğu, araçtaki arızanın üretimden kaynaklı olmadığı, araçta ayıbın bulunmadığı, tüm bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekii temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı mal satışı sebebiyle uğranılan zarardan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

.