11. Hukuk Dairesi 2023/3469 E. , 2024/5511 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/454 Esas, 2023/283 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/207 E., 2021/499 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile ... Mak. Montaj İzo. Taah. İnş. Tur. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen kredi sözleşmesi ile kredi kullandırımı yapıldığını, kredi sözleşmesi davalı ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı şirket tarafından kredi sözleşmesi yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle borçlu ve kefillere muacceliyet ihtarnamesi keşide ve elden huzurda tebliğ edildiğin, borçlular hakkında Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9927 Esasına kaydeden genel haciz yolu ile takip işlemlerine başlandığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edilerek durmasına sebebiyet verdiğini belirterek davanın kabulü ile davalı tarafından Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9927 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı tarafından mezkur takibe haksız ve kötü niyetle itiraz edilerek takibin durmasına sebebiyet verilmesinden dolayı %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesindeki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, belirtilen hususlar hakkında delil bildirme ve beyanda bulunma hakkını saklı tuttukları ve açıklamalarının herhangi bir davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla yaptıklarını, müvekkillerinin davacı bankaya belirtilen miktarda borcunun bulunmadığını, söz konusu banka yapılan ödemeleri dikkate almadan yapılan hesaplamalarla söz konusu takibi başlattığını, belirtilen miktarda borcun bulunmadığı mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde açığa çıkacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 88 ve 120 nci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde ticari kredilerde dahi temerrüt faizi oranı avans faizi oranının %100'ünden fazla olmayacağını, T.C.Merkez Bankası verilerine uygun olarak uygulanabilecek en yüksek temerrüt faizi oranının %19,50 olabileceğini, dosya kapsamında yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafça talep edilen faizin fahiş olduğunu, usul ve yasaya aykırı oluğu hususlarının açıkça görüleceğini, davacı tarafından müvekkillerine gönderilen ihtarname ile belirtilen miktarda borcun ödenmesi için 1 gün süre verildiğini, iyi niyet kuralları gereği verilen sürenin makul bir süre olmadığını, belirtilen miktarda borcun 24 saat içerisinde ödenmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davayı dayanak icra takibinde 30.05.2018'den itibaren temerrüt faizi işletilmiş ise de temerrüt tarihinin 31.05.2018 olduğunu, bu hususun mahkemece dikkate alınması talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı tarafça açılan haksız ve kötü niyetli olarak açılan işbu davanın tüm müvekkilleri bakımından reddine, dayanaktan yoksun ve haksız olarak başlatılan icra takibi nedeniyle davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalıAtilla Mak. Montaj İzo. Taah. İnş. Tur. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davalı ...'nın müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, hesap kat ihtarnamesinin davacı banka tarafından elden tebliğ edildiği, davalı tarafça hesap katın tebliğinin usulsüz olduğu iddia edilmiş ise de tebligatın amacının belirli bir işlemden etkilenecek olan kimseye bu durumun bildirilmesi olup hesap kat ihtarnamesinin davalılara elden tebliğ edilmesi ile davalıların hesap katı öğrenmiş olmaları sebebi ile tebliğin geçerli olduğu, bankacı bilirkişiden alınan kök raporda(ihtarnamenin tebliğinin geçerli kabul edildiği durumda) davacı bankanın 10.362.427,15 TL asıl alacak, 279.367,99 TL faiz, 10.221,66 TL BSMV olmak üzere toplam 10.652.016,80 TL olduğunun belirtildiği, itiraz üzerine alınan ek raporda 03.08.2018 tarihli protokol şartlarının incelenmesi sonucunda hesapların revize edilmesi gerektiğinin tespit edildiği ve davacı bankanın alacağının 9.899.674,76 TL asıl alacak, 1.004.455,22 TL faiz, 55.405,22 TL BSMV olmak üzere toplam 10.959.535,19 TL olduğunun belirtildiği, ek rapora itiraz üzerine düzenlenen 18.05.2021 tarihli ek raporda; taraflar arasında akdedilmiş 03.08.2018 tarihli protokolün varlığı bilinmeden düzenlenen kök raporda akdi faiz oranı ile hesaplanan faiz tutarının anapara tutarına ilave edildiği, ek raporda ise kök raporda akdi faiz oranı ile hesaplanan döneme ilişkin faizin, protokol şartları gereği temerrüt faizi oranı işletilerek hesaplanması ve bu nedenle de ana para tutarına ilave edilmemesinden kaynaklandığının belirtildiği, 03.08.2018 tarihli protokolün içeriğinde; taraflar arasında imzalanmış bulunan genel kredi sözleşmesinin, bu sözleşmelere ek olarak hazırlanan kredi sözleşmelerinin ve ipotek belgelerinin ayrılmaz bir eki ve cüzü olduğunun belirtildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) hükümlerine göre bankanın alacağının muaccel hale geldiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrasına göre ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği düzenlenmiş olup protokol şartlarının davalı tarafın protokol kapsamında kullandırılmış kredilerle ilgili geri ödeme taahhütlerinin yerine getirilmemesi suretiyle ihlal edildiği ve bu durumda protokol şartları kapsamında yeniden yapılandırılan ana para tutarının temerrüt faiz oranı ile faizlendirilmesi gerektiğinin bilirkişi raporunda belirtildiği, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil Banka ile ... Mak. Montaj İzo. Taah. İnş. Tur. Nak. San.Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen kredi sözleşmesi ile kredi kullandırımı yapılmış olup bahse konu kredi sözleşmesi davalı ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, borçlu ... Mak. Montaj İzo. Taah. İnş. Tur. Nak. San.Tic. Ltd. Şti. tarafından keşide edilen ihtarnameye riayet edilmemesi nedeniyle davalı/borçlular hakkında Kocaeli 8.İcra Müdürlüğü’nün 2019/9927 Esasına kayden genel haciz yolu ile takip işlemlerine başlanılmış ancak davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edilerek durmasına sebebiyet verildiği itiraz neticesinde açılmış olan itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulüne karar verildiği ancak kısmen reddedilen kısım eksik inceleme neticesinde tespit edildiğini, ... yönünden gayrinakdi talebin reddine verilen kararın gerçek ile örtüşmediğini, bilirkişi raporu ile yapılan tespitler hatalı olup yerel mahkeme tarafından talep ve itirazları doğrultusunda yeni bir rapor hazırlanması talebi dikkate alınmadığını, müvekkil banka asıl alacağı her defasında farklı - üç rapor arasındaki farklılığın sebebi belirtilmemiş - hesaplanmış ve alacağın kat edildiği nazara alınmadan faiz alacağı eksik hesaplandığını, protokol hükümleri tam olarak değerlendirilmediğini, 03.08.2018 tarihli bahse konu protokolün akdedilmesinin borcun ertelenmesi ve yenilenmesi anlamı taşımadığı vurgulanmış olup temerrüt hükümleri nedeniyle bilirkişi tarafından kök rapordaki asıl alacağın nazara alınması gerektiğini, vekalet ücreti hesaplaması açıklanması gerektiğini, nakdi alacak miktarının reddedilen kısmın ne olduğu dikkate alınmadan hangi miktar üzerinden hesaplandığı belli olmayacak şekilde davalı yararına (41.928,18 TL) vekalet ücretine hükmedilmesi de hukuka aykırı (Yargıtay 19. HD., E. 2015/11742 K. 2016/3811 T. 4.3.2016) bulunduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının reddedilen alacak yönünden kaldırılmasına, davalının borcun aslına, faizine, faiz oranlarına, fer’ilerine ve yetkiye yönelik itirazlarının iptaline, takibin takip talebinde yazılı şartlarla Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9927 E. sayılı dosyası üzerinden devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiaları hakkaniyete aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olup davacı tarafın istinaf talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafça gayrinakdi krediden kefilin de sorumlu olmasına yönelik iddiaları geçerli olmadığı zira gayrinakdi krediden kefillerin de sorumlu olduğunun imzalanan sözleşmede açıkça belirtilmesi gerektiğini, davacının hükme esas alınan bilirkişi raporunda hatalı tespitlerin olduğu iddiaları ile faiz tablolarını sunduğu, sunulan tablodaki faiz oranları oldukça yüksek olup bilirkişice faiz oranının %25,68 olarak kabul edilip hesaplanması usul ve yasaya aykırılıkla istinaf nedenlerini ve bilirkişi raporunu bu sebeple kabul etmediklerini, davacının protokol hükümlerinin değerlendirilmediğine yönelik iddiaları gerçeği yansıtmadığını, davacı vekilinin davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik itirazı ise değerlendirilmeye alınacak itiraz olmadığını, müvekkile yapılan tebligat usulsüz olduğunu, davacı tarafın elden tebliğ ettiği ihtarname, kanunun emredici hükmü gereğince müvekkilin temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir belge sayılmayacağı keza protokolde tebliğin geçerli olduğu belirtilmediğini, temerrüt tarihinin, davacı tarafın iddia ettiği şekilde 30.05.2018 veya 21.08.2018 değil; takip tarihi olan 06.02.2019 olarak kabul edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı bankanın müvekkillerden fazla alacak talep ettiği bilirkişi raporuyla da sabit hale geldiğinden, müvekkkiller aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini ayrıca davacı banka müvekkillerden kötü niyetli olarak fazla alacak talep ettiğinden davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, haksız ve kötü niyetli olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; İlk Derece Mahkemesince varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf ve yargı denetimine elverişli ve dosya kapsamı delillere uygun olduğu, davacının talep edebileceği asıl alacak ve fer'ilerinin doğru hesaplandığı, Yargıtay 11. ve (Kapatılan) 19. Hukuk Daire'lerinin kökleşmiş İçtihatlarına göre kefiller yönünden gayri nakdi alacaklara ilişkin olarak bankanın depo isteminde bulunabilmesi için sözleşmede hüküm bulunması gerektiği, incelenen genel kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hükmün bulunmadığı, davacının istinaf dilekçesinde değindiği maddelerin de davalı kefilin gayri nakdi alacaktan sorumlu olacağına ilişkin olmadığı, diğer yandan ilk derece mahkemesince nakdi ve gayri nakdi alacaklar dikkate alınarak vekalet ücretinin hesaplandığı, buna göre reddedilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretinin de doğru hesaplandığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; davacı vekilinin istinaf başvurusuna davalılar vekilince verilen cevap dilekçesinde; müvekkilleri aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini ayrıca davacı banka müvekkillerinden kötü niyetli olarak fazla alacak talep ettiğinden davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin belirtilmesinin katılma yoluyla istinaf talebi olarak değerlendirildiği, eksik istinaf harçlarını yatırması için ilk derece mahkemesine geri çevirme kararı verildiği, ilk derece mahkemesince çıkartılan muhtıraya cevaben davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmadıklarını, sadece davacı tarafın istinaf dilekçesine karşı beyan dilekçesi sundukları şeklinde beyanda bulunulmuşsa da bu beyanın açıkça istinaf başvurusu olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin, ancak, herhangi bir hak kaybı olmaması için belirtilen miktarda istinaf kanun yolu başvurusu için gerekli harçların yatırıldığının belirtildiğini, bu durumda davalılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmadıkları yönündeki açık beyan karşısında, davalılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru iradesinin olmadığına kanaat getirilerek davalılar vekilinin bu yöndeki beyanı esas alınarak herhangi bir inceleme yapılmasına yer olmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kefilin sorumluluğunun müşteriye kullandırılacak tüm nakdi ve gayri nakdi krediler olduğunu, sözleşme içeriğine göre davalı kefilin gayrinakdi kredi tutarının depo edilmesinden de sorumlu olacağını, hükme esas raporun hatalı olduğunu, asıl alacağın her defasında farklı hesaplandığını, alacağın kat edildiği ve borçluların temerrüte düşürüldüğü nazara alınmadan faiz alacağının eksik hesaplandığını, protokol hükümlerinin eksik değerlendirilmediğini, zira davalıların protokole uymaması ve temerrüt hali nedeniyle protokolün müvekkilince feshedilmiş olduğunu, bu durumda protokol hükümlerinin uygulanamayacağını ve artık hesaplamada kök rapordaki asıl alacak meblağının nazara alınması gerektiğini, sonuç olarak içinde borçlar /sözleşmeler hukuku alanında uzman bir akademisyenin de olacağı yeni bir heyetten protokole dayalı hesaplama yapılıp yapılmayacağı ya da protokolün geçerliliği gibi hususlarda görüş alınması gerektiğini, nakdi alacak miktarının reddedilen kısmın ne olduğu dikkate alınmadan hangi miktar üzerinden hesaplandığı belli olmayacak şekilde davalı yararına (41.928,18 TL) vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıların borçlu olup olmadığı, davalı kefilin gayri nakdi alacak talebi yönünden sorumluluğu bulunup bulunmadığı, sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak imzalanan protokol kapsamında tarafların sorumluluğunun ne olduğu hususlarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2.2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!