WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3455 E.  ,  2024/5397 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/276 Esas, 2023/482 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/174 E., 2020/594 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın Alaaddin Şubesi ile dava dışı ... ... ve Atibay Makina Ltd. Şti.'nin asıl borçlusu oldukları 27.03.2013 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine müvekkilinin kefil olarak 1.000.000,00 TL kefalet limiti ile imza attığını ayrıca kredi sözleşmesi kapsamında asıl borçluların keşidecisi oldukları müvekkilinin de avalisti olduğu 1.000.000,00 TL bedelli 29.03.2013 tanzim tarihli bonoyu imzalayıp bankaya verdiklerini, zaman içinde Atibay Makina Ltd. Şti. ve grup şirketlerin asıl borçlusu ... ... nun da kefili olduğu yeni kredi sözleşmelerinin bankanın bir başka şubesinde imzalandığını, müvekkilinin imzasının olduğu sözleşme ve bonoya konu kredinin zamanında ve gününde ödenerek tüm borcun kapatılarak söndürüldüğünü, sonradan başka şubeden kullandırılan kredilerin borçlu olan şirket ve kefilinin Konya Mahkemelerinde konkordato davaları açtıklarını, davalı bankanın müvekkilinin imzaladığı bononun boş olan vade kısmını 26.09.2019 şeklinde doldurarak Konya 6. İcra Müdürlüğünün 2019/10571 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine giriştiğini, takip konusu bononun sonradan kullandırılan kredilerle ve kredi sözleşmeleriyle hiçbir ilgisinin olmadığını, kaldı ki kredi sözleşmesi ve bonoya müvekkilinin eşinin rızasının alınmadığını, eş rızasının olduğuna ilişkin eş imzalarının sahte olduklarını, sözleşmenin ve bononun geçersiz sayılmaları gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin Konya 6. İcra Müdürlüğünün 2019/10571 E. sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip ve dava konusu senedin bono niteliğinde kambiyo senedi olduğunu, kambiyo senetlerinin alacaktan mücerret olmaları nedeniyle davacının iddialarını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, bononun ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, bonoda avalist olan davacının imzasının kendisini bağladığını, bononun teminat bonosu olduğu hususunu yazılı ve kesin delillerle ispatlaması gerektiğini, 27.03.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin kefalet miktarının 1.000.000,00 TL olduğunu, başka bir şubelerinden başka bir kredi çekilmesinin söz konusu olmadığını, Alaaddin Şubesinin zaman içinde Konya Ticari Şubesine devredildiğini, 12.07.2018 tarihli sözleşmenin dava dışı şirketlerle müvekkili banka arasında yeni bir kredi sözleşmesi olmayıp 27.03.2013 tarihli sözleşme ile ilgili limit artışı niteliğinde olduğunu, davalının kefaletinin hem 27.03.2013 tarihli sözleşmeyi hem de sonraki sözleşmeleri kapsadığını, davacının kefalet sözleşmesine eşinin yazılı ve imzalı rızasının olduğunu, bonoya avalist olarak imza atılması sırasında eşin rızasına gerek olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kefalet imzasının ve ayrıca bonoda avalist imzasının olduğu 27.03.2013 tarihli genel kredi sözleşmesine konu kredinin tüm ferileriyle birlikte eksiksiz bir şekilde 29.09.2014 tarihinde ödenerek borcun kapatıldığı, bu sözleşme gereğince davalı bankanın başkaca herhangi bir riskinin kalmadığı, 2018 yılındaki sözleşmenin limit artırımı sözleşmesi olmayıp farklı bir kredi sözleşmesi olduğu ve davalı tarafın aksine savunmalarının banka kayıt ve belgeleri ile örtüşmediği anlaşıldığından davalı bankanın tamamen ödenmiş kredi sözleşmesi gereğince alınmış olan dava konusu bonoya dayalı olarak icra takibine girişmesi hukuka uygun olmadığı gibi ödenmiş bononun yeniden tahsili için icra takibine konu edilmesi davalı bankanın kötü niyetli olduğunu da gösterdiğinden davacının davasının kabulüne ve davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu senette aval veren olarak imzası bulunmakta olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) ilgili hükümleri uyarınca iddiaları borçtan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, takibe konu edilen senet bir kambiyo senedi olup, davacı teminat senedi iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispat edemediğini, davacının borçlu olmadığı iddiasıyla davaya konu ettiği senedin bir kambiyo senedi olduğunu, bilinen üzere kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, kamu güvenine mazhar senetler olup, kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiğini, teminat senedi iddiası kesinlikle kabul edilmemekle birlikte, bir an için öyle düşünülse dahi; davacının limitle kefil olarak imzaladığı sözleşme bir çerçeve sözleşme olup, kullandırılan krediler ödense de tekrar kullandırılan kredilerde kefil, kefalet miktarı ile yine sorumlu olacağını, imzalanan genel kredi sözleşmesi niteliği itibariyle müşteriye belli miktarda tek bir kredi verilmesi için akdedilen sözleşmeler olmayıp, müşteriye belirlenen limit dahilinde banka bünyesinin merkez ve şubelerinden kullanılan ve kullanılacak tüm kredileri kapsadığını, mahkemece, kredileri kullanan ve davacının kefil olduğu şirketlerin aynı grup şirketleri olmasına rağmen davacı yanın yanıltıcı beyanıyla şirketlerin faaliyette olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkeme gerekçesinde sonraki krediyi kullanan şirketlerden ikisinin ilk kredi tarihinde faaliyette olmadığı tespiti son derece hatalı olduğunu, bir an için davacının davaya konu takipten borçlu olmadığının kabul edilmesi gerektiği düşünülse dahi, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, bir an için takibe konu senedin teminat senedi olduğu ve davacının imzaladığı kredi-kefalet sözleşmelerinde açıkça ileride kullandırılacak kredilerden de limiti oranınca sorumlu olduğu belirtilmesine karşın, ikinci kredi nedeniyle sorumlu olmadığı kabul edilse dahi müvekkil banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dosyası incelendiğinde bononun ödendiğine dair hiçbir bilgi belgenin de bulunmadığının anlaşılacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle Dairelerince de usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporuna göre davacının kefili olduğu 27.03.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin 29/09/2014 tarihinde ödenerek kapatıldığı, davacının kefaleti bulunmayan 12.07.2018 tarihli 20.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin ayrı bir sözleşme olduğu, limit artırımına ilişkin olmadığı, davacının aval veren olarak imzaladığı 1.000.000,00 TL bedelli takibe konu bononun 27.03.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin teminatı olarak alındığının sabit olduğu, davalının mücerretlik savunmasının somut olayda dinlenemeyeceği, bu nedenlerle davacının borçlu olmadığı yönünde verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı, davalının bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacının davalıya borcu olmadığı halde davacı hakkında takip yapılması nedeniyle davalının kötü niyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlandığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığından ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, davacı tarafın dava konusu senette aval veren olarak imzası bulunduğunu, 6102 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca iddiaları borçtan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, takibe konu edilen senet bir kambiyo senedi olup, davacının teminat senedi iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispat edemediğini, teminat senedi iddiası kesinlikle kabul edilmemekle birlikte, bir an için öyle düşünülse dahi; davacının limitle kefil olarak imzaladığı sözleşme bir çerçeve sözleşme olup, kullandırılan krediler ödense de tekrar kullandırılan kredilerde kefilin, kefalet miktarı ile yine sorumlu olacağını, mahkemece, kredileri kullanan ve davacının kefil olduğu şirketlerin aynı grup şirketleri olmasına rağmen davacı yanın yanıltıcı beyanıyla şirketlerin faaliyette olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bir an için davacının davaya konu takipten borçlu olmadığının kabul edilmesi gerektiği düşünülse dahi, müvekkil aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.