11. Hukuk Dairesi 2023/3450 E. , 2024/5268 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/770 Esas, 2023/688 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Taşova Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/78 E., 2022/66 K.
Taraflar arasındaki ticari şirket yöneticilerinin azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asil tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ... Tekstil Konfeksiyon İnşaat Eğitim ve Ticaret Anonim Şirketinde pay sahibi olarak bulunduğunu, dava tarafı şirketin müvekkiline ve pay sahiplerine muris babalarından miras olarak kaldığını, şirketin uzun yıllardır tasfiye haline geçtiğini, tasfiye memurluğunu ise şirket orlaklarından ...'in yaptığını, tasfiye memurunun öz annesi ve kardeşlerinden vekalet alarak büyük pay sahibi konumuna geçtiğini, büyük pay sahibi olarak da tasfiye memurluğunu yapmaya başladığını, şirket yetkilerini ve pay sahiplerinin vekaletini kötüye kullandığını, tasfiye memuru tarafından yapılan işlemlerin hem şirketi hem de başta müvekkili olmak üzere tüm pay sahiplerini zarara uğrattığını, davalı şirketin tasfiye memuru görevini yerine getirmediğinin açıkça ortada olduğunu, mahkeme tarafından ticaret sicilinden gerekli belgeler ve bilgiler istendiğinde ve şirket karar defterleri, genel kurul toplantıları incelendiğinde yapılan usulsüz işlemlerin açıkça ortaya çıkacağını, bu nedenlerle ve yargılama sırasında ortaya çıkacak sebepler ile şirket haklarını, menfaatlerini korumak müvekkilini maddi ve manevi korumak amacı ile işbu davayı açmak zorunluluğu doğduğunu, müvekkillerinin ve şirket haklarının zarara uğramasını önlemek amacı ile öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek tasfiye memurunun görevinin durdurulmasına, davanın kabulü ile tasfiye memurunun mahkeme kararı ile azledilmesine ve tasfiye memuru olarak mahkemece belirlenecek tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asil cevap dilekçesinde; davacı tarafın “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Yönünden” başlıklı, kanun hükmünü değiştirmek sureti ile mahkemeyi aldatmaya yönelik hukuka ve ahlaka aykırı beyanlarına karşı beyan ve itirazlarını sunduklarını, tüm bu anlatılanlara istinaden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinde düzenlenen hukuki yarar dava şartı yoksunluğundan ve somutlaştırma yükümüne aykırı olarak açılan işbu davanın usulden reddini, kişilerin kendi haksız fiillerinden menfaat etmelerine kanunun, ilgili mevzuat hükümlerinin ve Türk Hukuk Sisteminin hiçbir surette cevaz vermemesi sebebiyle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talepleri doğrultusunda ihtiyaten tasfiye memurluğumun askıya alınması kararının kaldırılmasını, basit yargılama usulünün uygulandığı işbu davada dilekçeler teatisi cevap dilekçesinin mahkemeye sunulduğu andan itibaren başlamış olmakla birlikte tarafların iddianın ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına tiayet etmeleri zorunluluğu bulunduğundan, talep konusu tasfiye memurluğundan azil ve değişiklik yapılması dışında hiçbir kimse veya hiçbir olayın dava konusu içerisine dahil edilmesine muvafakatlerinin olmaması sebebiyle mahkemece davacı tarafın beyan ve taleplerinin reddine, Kanun maddeleri üzerinde hileli değişiklikler yapılmak suretiyle mahkemeyi yanıltıcı görünüm oluşturmak suça sebebiyet vereceğinden ve tarafların dürüst davranma ilkesine aykırılık oluşturacağından sorumlular hakkında yasal işlem başlatılmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 07.01.2022 tarihli bilirkişi raporu sonucunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 542 nci maddesinin birinci fıkrasına göre tasfiye memurlarının görevlerinin ihlal edildiğine ilişkin olarak davacının davasını kanıtladığı sonucuna varmak mümkün olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararı kabul etmediklerini, bilirkişi tarafından incelenmesi gereken hiçbir konunun incelenmediğini, davalının tanıklarının hepsinin şirket ortağı olduğunu, tanıklık yapmalarının hukuka aykırı olduğunu, ancak yerel mahkemenin davalı tanıklarının ifadelerini hükme esas aldığını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair yeniden hüküm kurulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı asilin temyiz dilekçesinde özetle, davalı tasfiye memuru tarafından şirkete ait taşınmazların değerinin çok altında cüzi bir bedelle muvazaalı olarak satışının gerçekleştirildiğini, bu şekilde gerek şirket gerekse de ortakları zarar uğrattığını, ...'den borç olarak alındığı iddia edilen 76 bin Türk Lirasının borç ilişkisi davalı transferine yönelik muvazaalı bir borç ilişkisi niteliğinde olduğunu, davalının tasfiye memuru olarak tasfiye ile ilgili olarak şeffaf olma, pay sahiplerini bilgilendirme ve şirkete ait kanuni defterleri gösterme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı tasfiye memurunun tasfiye işlemlerini makul sürede bitirmediği gibi bundan sonra da bitirme olanağının bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket yöneticilerinin azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı asilin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!