11. Hukuk Dairesi 2023/345 E. , 2024/3998 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/317 Esas, 2022/1497 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/678 E., 2019/1124 K.
Taraflar arasındaki hasız rekabetin tespiti ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından ulusal ölçekte yayın yapan ... ve ... gazetelerine 27.03.2017 tarihinde ilanlar verilerek; müvekkili aleyhinde tamamen asılsız ve gerçek dışı, yanıltıcı, karalayıcı, incitici nitelikte beyan ve iddialarda bulunulduğunu, davalının ilan yoluyla müvekkilini kötülediğini, daha önce ... adlı kişi tarafından verilen gazete ilanlarıyla müvekkilinin ilgisinin bulunmadığını, davalının, ...'ın müvekkilinin azmettirmesi ile ilanları verdiği iddiası bakımından suç duyurusu üzerine, Karabük C.Savcılığı tarafından yapılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini, ilanların ... tarafından verildiği davalı tarafından açıkça bilinmesine rağmen davalı tarafından ilanlarla müvekkiline hukuka aykırı fiillerin isnat edilmesi sonucunda, davalının haksız rekabet fiilini işlediğini, müvekkilinin kişilik haklarının zedelendiğini, davalının, kendisi ile aynı pazarda faaliyet gösteren müvekkilini müşterileri nezdinde küçük düşürdüğünü, müvekkilinin, tüm Türkiye'ye karşı adeta hukuk dışı ve kötü niyetle hareket eden, doğduğu ve kurulduğu yöre (Karabük) ile ilgisiz ve hatta o yöreyi mağdur etmeye çalışan, başkalarının ardına saklanan kötü bir firma olarak lanse edildiğini, davalının bu suretle müvekkilinin mevcut ve potansiyel müşterilerinin azalmasına sebep olduğunu ve müvekkilinin kişilik haklarını zedelediğini belirterek; davalının haksız rekabet fiilinin tespit ve önlenmesine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet yanlış ve yanıltıcı beyanlarla yapıldığından bu beyanların düzeltilmesine, masrafı davalıdan alınmak sureti ile kararın Türkiye çapında yayımlanan tirajı en yüksek iki gazetede ilanına, 100.000,00 TL manevi tazminat ile 5.000,00 TL maddi tazminatın haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen ve 27.03.2017 tarihinde yayımlanan ilanların, karşı tarafın ... Gazetesi'nin 17.03.2017 tarihli sayısında yayımlanan, kamuoyunu ve yatırımcıları yanıltan ilanına cevaben yayımlandığını, 27.03.2017 tarihli müvekkili şirketçe verilen ilanda iftira, hakaret ve haksız rekabet suçunu oluşturacak bir açıklamaya yer verilmediğini, hukuki anlamda herhangi bir suç ya da haksızlık teşkil eden bir ifadenin yer almadığını, davacı ile müvekkili arasında muhtelif hukuki uyuşmazlıkların mevcut olduğunu, davacı tarafından müvekkili aleyhine çok sayıda genel kurul karar iptali davası ile haksız rekabet ve tazminat davası açıldığını, yine müvekkili aleyhine Rekabet Kurumuna ve C.Savcılığına şikâyetlerde bulunulduğunu, geçmiş yıllardan bu yana gerek davacı şirketin ortağı/yönetim kurulu üyesi ... ve gerekse şirketle ortak koordinasyonda hareket eden eski şirket yöneticisi ... isimli şahısların, müvekkili aleyhine medyaya demeç ve ilanlar verdiklerini, ilanlarda hukuka aykırılık teşkil eden bir ifade ve açıklamaya yer verilmemiş olması, haksız rekabet teşkil etmemesi ve davacının hiçbir zararının bulunmaması nedenleriyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; "başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" fiilinin haksız rekabet olarak düzenlendiği, kötülemenin, muhatabın üzerinde olumsuz etki yapan, her türde ve içerikteki karalayıcı veya küçültücü açıklama olarak nitelendirilmesinin mümkün olduğu, bir açıklamanın kötüleme olarak nitelendirilebilmesi için, açıklamanın rekabet ortamını etkilemeye elverişli olması gerektiği, ancak açıklama dolayısıyla rekabetin mutlaka etkilenmiş olması veya kötülemeyle güdülen amacın gerçekleşmesinin gerekmediği, o açıklamanın ulaştığı kitlenin tarafsız ve objektif, ortalama bir ferdi nezdinde bu açıklamanın rekabeti etkilemeye elverişli olup olmadığının belirleyici olduğu, davalının ... ve ... gazetelerine ilanlar vererek, davacıya ilişkin olarak "Karabük’te hiçbir sınai-ticari faaliyeti ve yatırımı olmadığı, Karabük’ün ekonomik/sosyal yaşantısı ile ilgili bir katkısı olmadığı, Karabük'ün yerel herhangi bir derdi, ihtiyacı veya sorunu ile de ilgili olmadığının bilinen bir husus olduğu, dolayısıyla (dava konusu yayınlardan önce kendisi hakkında verilen ilanları kastederek) davacının ilanlardaki temel maksatlarının Kardemir’e ve onun hissedarlarına zarar vermek, dolayısıyla bunun doğal sonucu olarak da Karabük'ü mağdur etmek olduğu" iddialarına yer verildiği, bu açıklamaların, muhatabı olan kişiyi, açıklamaların ulaştığı kitlenin ortalama bir ferdi nezdinde küçük düşürücü ve kötüleyici olduğu, davalının bu ilanları yayınlamasındaki sebebin ise daha önce kendisi hakkında yayınlanan küçültücü ilanları veren kişinin davacı olduğunu düşünmesi olduğu, davalı tarafça, daha önceki ilanları yayınlatan kişinin, davacı şirket tarafından yönlendirildiği iddia edilmiş ise de, bu durumun davalının dava konusu açıklamalarını haklı ve gerekli kılmadığı, bu sebeple davalının dava konusu açıklamalarının gereksiz yere incitici olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi uyarınca da haksız rekabet teşkil ettiği, 56 ncı maddesine göre, haksız rekabete maruz kalan bir kimsenin maddi tazminat isteyebileceği, bu isteğin kabul edilmesi için öncelikle davacının zararı kanıtlaması gerektiği, davacının zararı tespit edilemese veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile, haksız rekabetin varlığı halinde hakimin, tazminat miktarını belirleyebileceği, bilirkişi raporlarıyla davacının kazanç kaybına uğramadığı belirtilmiş ise de, davalının haksız rekabet eylemleri nedeniyle ticari itibarı zedelenen davacının kazanç kaybına uğramasının muhtemel olduğu, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacının talebi ile de bağlı kalınarak, maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği,6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin gönderme yaptığı 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görene uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat olarak bir miktar para ödenmesine karar verilebileceği, somut olay bakımından, tarafların durumu, haksız rekabetin ülke çapında yayınlanan gazeteler aracılığı ile gerçekleştirilmesi,haksız rekabet eyleminin kötüleme yolu ile gerçekleştiği, eylemin davacının itibarını ve sektördeki yerini olumsuz etkilemeye elverişli olduğu dikkate alınarak, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000,00TL maddi tazminat ile 10.000,00TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, karar özetinin gazetede ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının maddi zararı bulunmadığı gibi muhtemel bir kar kaybına uğrayacağına dair delil de bulunmadığını, maddi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından verilmiş olan ilandaki ifadelerin gereksiz yere incitici olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini kabul etmenin mümkün olmadığını, geçmişten beri davacı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi ... ve eski yöneticilerinden ... isimli şahısların, medyaya verilen demeç ve mesnetsiz ilanlarla müvekkili şirkete karşı bir algı operasyonu düzenlediklerini, müvekkilinin de hukuki yollarla mücadele başlatarak bu kişiler hakkında Karabük Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, hal böyleyken mahkemece müvekkili tarafından hukuki mücadele başlatılmadığından bahisle, müvekkilinin dürüstlük kuralına aykırı davrandığının kabul edilemeyeceğini, müvekkili tarafından verilen ilanın, davacı tarafın aynı gazetede yayımlattığı yanıltıcı ilana cevaben verildiğini,müvekkili tarafındankullanılan ifadelerin gereksiz yere incitici olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, uğradığı haksızlıklar sebebiyle müvekkili tarafından verilen ilanda kullanılan ifadelerin, düşünce açıklaması ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin uğradığı ithamların sıklığı ve haksızlık boyutu düşünüldüğünde, bu açıklamaların yerinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!