11. Hukuk Dairesi 2023/3413 E. , 2024/5685 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1150 Esas, 2023/660 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
( Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/621 E., 2021/75 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili husumeti davalı Şirket'e ve Türk Patent ve Marka Kurumu'na ( TÜRKPATENT) yönelttiği dava dilekçesinde; davalı Şirket adına tescil edilen 2016/21387 numaralı “ERGÜL LOJİSTİK” markasının tescili talebine davacı tarafça yapılan itirazın TÜRKPATENT tarafından davacıya ait 2015/09453 numaralı “ERGÜLKARGO” markasının hükümden düştüğü gerekçesiyle reddedildiğini, davacının bu markayı 1993 yılından bu yana markasal olarak ve ticaret unvanı olarak kullandığını, ayrıca “ERGÜL LOJİSTİK” markasını da kullandığını, internet sitesinin ergullojistik.com.tr alan adıyla kayıtlı olduğunu, davalının da www.ergullojistik.com alan adını kullandığını, arama motorunda davalının sitesine de giriş yapıldığını, davalının markasının da aynı mal ve hizmetler için tescil edildiğini, her iki şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı Şirketin davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, bu durumun önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, buna ilişkin olarak, davalının “... Lojistik” markasını, birlikte, tek başlarına veya başka herhangi bir ibare ile birlikte, her türlü yayınlar, hizmetler ve mallar, ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü evrak ile internet alan adları da dahil olmak üzere internet üzerinde, Türkiye’de ya da yurtdışında kullanmasının önlenmesine ve bunların toplatılarak, hükmün kesinleşmesini müteakip bu türden her türlü materyalin imhasına, davalının "ergüllojistik" ibaresini kullandığı alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasına ve bunların iptaline, davalı adına tescil edilen 2016 21387 numaralı markanın hükümsüzlük kılınarak sicilden terkinine ve TÜRKPATENT YİDK'in 07.09.2017 tarihli kararının iptaline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince 24.01.2019 tarihli celsede, davalılar hakkında açılan YİDK kararının iptali davasının iş bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kurucusunun soyadının ... olduğunu, davalı şirketin tamamıyla bu sebepten dolayı olarak mevcut ticaret unvanıyla kurulduğunu, ... Lojistik'in kuruluş amacına paralel olarak 2006 yılından itibaren gerçekleştirdiği proje taşımaları, hatırı sayılır miktarda ihracat ve depolama, ambalajlama, yurt içi ve yurt dışı firmaları ile partnerlik anlaşmaları ile tanınmışlık sıfatına dünya çapında layık olduğunu, marka tescili yapılması için davacı tarafın beyan ettiği gibi " tanınmış" olmak gerekiyor ise, müvekkili şirketin çok çok öncesinden tanındığını, davacı tarafın uzun yıllar bekledikten sonra huzurdaki davayı açmış olmasının, davacı tarafın kötü niyetle, tamamen müvekkili şirket üzerinden kazanç sağlama hayalinin de bir neticesi olduğunu, müvekkili şirketin web sitesinin davacının ... Kargo adlı sitesinden tamamen farklı olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak
davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli bir marka bulunmadığından davacının iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayanarak hükümsüzlük talep edemeyeceği, davacı yanca her ne kadar davalının adına tescilli markayı kötü niyetle tescil ettirdiği iddia edilmiş ise de davalının hangi gerekçeyle "..." ibaresini ticaret unvanı olarak seçtiğini izah ettiği, davacı tarafça marka tescilinin kötü niyetle yapıldığına dair delil sunulmadığı, tescilsiz kullanılan markaya benzer bir marka tescil ettirilmesinin kötü niyeti ispata yeterli olamayacağı, davacının gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük talebine gelince, davacı tarafça 12 Ocak 1993 tarihinde ticaret sicil kaydının yapılması ile ticaret unvanında yer alan "ERGÜL" ibaresinin kullanılmaya başlandığı, davacının nakliye ve lojistik hizmeti ile iştigal etmesi nedeniyle, ticaret unvanının aynı zamanda hizmet markası olarak kullanıldığının kabulü gerektiği, buna göre davacının "ERGÜL" ibaresini davalıdan daha önce kullanmaya başlamasından dolayı öncelik hakkına sahip olduğu, davalının markası 05.12.2017 tarihinde tescil edilmişse de, davalı şirketin ticaret sicile kaydedildiği 07.01.2006 tarihinden itibaren ticaret unvanı içinde yer alan "ERGÜL" ibaresini marka olarak kullandığının dosyaya sunulan fatura örnekleri ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı şirketin nakliye ve lojistik hizmetiyle iştigal etmesi nedeniyle, ticaret unvanını hizmet markası olarak kullandığının kabul edilmesi gerektiği, davacı ve davalı şirketlerin aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri, birbirlerinden haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının 2006 yılından davanın açıldığı 2017 yılına kadar yaklaşık 11 yıl bu kullanıma itiraz etmediği, davalının da tescilsiz marka kullanımı nedeniyle "ERGÜL" markası üzerinde hak elde ettiği, davalının markasının kötü niyetle tescil edilmediği, bu aşamada davacı tarafından davalının markasının hükümsüzlüğünün talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, keza davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet talepleri bakımından da aynı gerekçelerle sessiz kalma yoluyla hakkını kaybettiği, davacıya ait www.ergullojistik.com.tr alan adının 19.06.2010 tarihinde, davalıya ait https://ergullojistik.com/ alan adının ise 13.10.2010 tarihinde alındığı, her iki tarafın alan adlarının benzer olduklarının tespit edildiği, ancak davalının "ergullojistik" ibaresini içeren alan adını almakta kötü niyetli olduğu ya da işareti içeren alan adını almakta hukuki ve meşru bir gerekçesi veya bağlantısı olmadığı yönünde bir kanıt sunulmadığı, davalı şirketin ticaret unvanına uygun alan adını almasının yasal hakkı olduğu, davacı tarafın yaklaşık 7 yıldan bu yana kullanılan alan adının terkini için daha önceden bir talepte bulunmadığı ve yasal yollara başvurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında müvekkilinin 12 Ocak 1993 tarihinde ticaret sicil kaydının yapılması ile ticaret unvanında yer alan "ERGÜL" ibaresini kullanmaya başladığı, nakliye ve lojistik hizmeti ile iştigal etmesi nedeniyle ticaret unvanının aynı zamanda hizmet markası olarak kullanıldığının kabulü gerektiği, müvekkilinin ERGÜL ibaresini davalıdan önce kullanmaya başlamasından dolayı öncelik hakkına sahip olduğunun kabul edildiği, ancak sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı kanaatine varılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin ticaret unvanından ve ERGÜL ibaresini kullandığından ancak TÜRKPATENT'e yaptığı başvuru sonucu haberdar olduklarını, sessiz kalma koşullarının oluşmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşması için öncelikle marka sahibinin markasının başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerektiğini, davalının genellikle yurt dışında çalıştığını beyan ettiğinden müvekkilinin haberdar olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, haksız fiilde bulunduğunu, dürüstlük kuralından yararlanmasının mümkün olmadığını, tacir olan davalının dürüst davranmakla yükümlü olduğunu, öncelik hakkına sahip müvekkilinin markayı kullandığını bilmesine rağmen yetkisiz olarak ve kötüniyetli olarak müvekkilinin bilinirliğinden faydalanmak amacıyla, ERGÜL markasını kullanması nedeniyle sessiz kalma iddiasını ileri süremeyeceğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında düzenlendiğini, öncelikle, sonraki tarihli markanın tescilinin veya kullanımının kötü niyetli olmaması gerektiğini, davalı şirketin ise tescili ve kullanımının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren bir tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı davranarak, faaliyetlerinde kullanacağı marka konusunda üzerine düşen araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, aynı sektörde faaliyet gösteren müvekkilinden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bir diğer şartın sonraki tarihli markanın tescilinin ve kullanımını bilinmesi veya bilinmesinin gerekmesi hâli olup davalı şirketin kullanımından ancak tescil talebinde bulunulduğunda haberdar olunarak yasal süreç başlatıldığını, davalı şirketin müvekkilinin daha önce bildiği/bilmesi gerektiğini ispatlaması gerektiğini, bunu ileri sürmediği gibi ispatlayamadığını, müvekkilinin ticari faaliyetine 1993 yılında başladığını, insan ve mal taşımacılığı, kargo hizmetleri, komisyon hizmetleri alanında ülke çapında faaliyetlerini genişlettiğinin bilirkişi raporu ile ortaya konulduğunu, "ergül kargo", "ergül lojistik" markalarının o tarihten beri ihdas edilip piyasada maruf hale getirildiğini, kargo, lojistik ve nakliyat ibarelerinin kelime anlamlarının birbirine çok yakın olduğunu, davalının ... markasına Lojistik kelimesi eklemesinin ayırt edicilik katmadığını, davalı şirket tarafından 2016/21387 başvuru numarası ile tescili yapılan "ergül lojistik" ibareli marka ile müvekkili şirketin markası olan "ergül kargo" markası arasında iltibasın mevcut olduğunun bilirkişi raporu ile ortaya koyulduğunu, davacının müvekkili şirketin "ergül" markasını kargo, nakliyat ve lojistik alanında yaratan ve tanıtan gerçek hak sahibi olup markayı maruf hale getirdiğini, daha önce bilinen bir markanın başkası adına tescil ettirilmesinin hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağladığını, gerçek hak sahibinin dava açması ile önceki tescil hükümsüz kılınması gerekmesine rağmen gerekçeli karar ile varılan kanaatin kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin eylemlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafından yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin varlığından haberdar olduğundan kötü niyetli olan marka tescilinin bu sebeple de hükümsüzlüğünün gerektiğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı yönündeki kanaatin kabulünün mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin müvekkilinin "ergül kargo" "ergül nakliyat" ibarelerini markasal kullanarak öncelik hakkına sahip olduğunu ileri sürerek, davalının davacıya ait tescilsiz markasından kaynaklanan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi , davalının ... Lojistik markasını kullandığı alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasını ve iptalini talep ettiği, tarafların ticaret sicil kayıtları ve mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ve ek rapordan, her iki tarafın nakliyat, lojistik alanında faaliyet gösterdiği, davacı şirketin ticaret unvanının 15.01.1993 tarihinde, davalı tarafın ticaret unvanının 07.11.2006 tarihinde tescil edildiği, İlk Derece Mahkemesince bilişim uzmanı bilirkişinin bulunduğu heyetten alınan raporda, tarafların web sitelerinin arşiv kayıtlarının wayback machine sitesi üzerinden incelendiği, davacıya ait https://ergulkargo.com/ alan adlı web sitesi ekran görüntüsünde, davacı tarafın sayfa başlığında 10 December 2010 ( 10 Aralık 2010) tarihinde "ergül kargo+şekil" ibaresini nakliyat ve lojistik alanında markasal olarak kullandığı, davacının www.ergulnakliyat.com alan adlı internet sitesinden alınan 20 Mayıs 2013 tarihli ekran görüntüsünde, tırlar üzerinde "ergül kargo+şekil" ibaresini markasal olarak kullanıldığının anlaşıldığı, mahkemece alınan raporda, davalının http://ergullojistik.com/ alan adlı internet sitesi arşiv kaydının 31 Mayıs 2013 tarihli ekran görüntüsünde "ergullojistik+şekil" ibaresini markasal kullandığının anlaşıldığı, davalı tarafça dosyaya sunulan "taşıma bedeli" açıklamalı hizmet faturalarının en eskisinin 20.11.2006 tarihli olduğu, bu faturalarda, "e" şekil logosu ile "ergül lojistik uluslararası nakliyat Tic. Ltd. Şti." şeklinde davacı ticaret unvanı yer aldığı anlaşılıyorsa da, kullanımın ticaret unvan kullanımı mahiyetinde bulunduğu, markasal kullanım olmadığı, bu durumda öncelik hakkının belirlenmesinde tarafların internet sitelerindeki kullanımlarına bakılması gerektiği, internet sitesi arşiv kayıtlarından davacı tarafın 10.12.2010 tarihinde "ergül kargo+şekil" ibaresini nakliyat ve lojistik alanında markasal olarak kullandığı ve kullanımla öncelik hakkı sahibi olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın tescilsiz kullanımla hak sahibi olduğu tespit edilmekle birlikte, davacı adına marka tescili bulunmadığından, davalının davacı markasına tecavüzün tespitini, menini ve refini talep etmesinin mümkün olmadığı, davacı yanca, "ERGÜL LOJİSTİK" ibaresi üzerinde tescilsiz hak sahipliği iddiasıyla, davalı tarafın aynı ibareyi ticari faaliyetinde kullanmasının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin ileri sürüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkiyi etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamaların" haksız ve hukuka aykırı olduğu, aynı Kanun'un 55 inci maddesinde ise; "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiilinin dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulama oluşturduğu, haksız rekabet teşkil ettiğinin düzenlendiği, davalı adına dava tarihinden önce 2016/21387 sayılı "ERGÜLLOJİSTİK+Şekil" marka başvurusunda bulunulduğu, markanın yargılama sırasında 05.12.2017 tarihinde tescilinin gerçekleştiği, davalı markasının 09.03.2016 başvuru tarihinden itibaren davalıya koruma sağlayacağı, davalının markasal kullanımı tescilden kaynaklanan hakka dayandığından, bu ibarenin ticari faaliyetlerde kullanımının meni, durdurulması ve refinin talep edilemeyeceği, internet alan adının kullanılmasının meni talebine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde, alan adı kullanımı yönünden ise, davalının marka tescilinin kendisine hak sağlamayacağı, davacının www.ergullojistik.com.tr alan adlı internet sitesinin 19.06.2010 tarihinde, https://ergulkargo.com/ alan adlı sitenin 12.07.2010 tarihinde, davalıya ait http://www.ergullojistik.com/ alan adlı internet sitesinin ise 13.10.2010 tarihinde yayına başladığının tespit edildiği, davacı tarafın alan adı tescilinin davalıdan önce olduğu, davalının 07.11.2006 tarihinde "..." unvanı ile kurulduğu, ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "ergül lojistik" ibaresini içeren http://ergullojistik.com/ alan adlı internet sitesi alan adını tescil ettirdiği anlaşılıyorsa da, davacının "... Kargo Otopark Turizm Loj. Nakl. Tic. Ltd. Şti." ticaret unvanının 1993 yılında tescil ettirildiği, davacı adına adına www.ergullojistik.com.tr alan adlı internet sitesinin 19.06.2010 tarihinde tescil ettirildiği ve kullanıldığı, bu alan adı ile karışıklığa neden olacak şekilde, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının alan adı kullanmasının 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 55 inci maddelerinin dördüncü fıkrası gereğince basiretli tacirden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olduğu, uygulamada alan adları yönünden "ilk gelen alır" prensibinin hakim olduğu göz önüne alınarak, tescilde öncelik sahibi olan davacı tarafın alan adının kullanılmasının önlenmesi talebinin kabulü ile, alan adına erişimin engellenmesine, alan adının davalı adına tescilli olmadığı anlaşılmakla iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın reddine, haksız rekabetten kaynaklanan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının http://www.ergullojistik.com/ alan adlı internet sitesini kullanımı haksız rekabet teşkil ettiğinden, alan adına erişimin engellenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiş, bunun yanında, dava dilekçeleriyle markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti yanında davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınmasını da talep ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümsüzlük talebine ilişkin olarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi olumlu olumsuz bir karar da verilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 353 üncü ve 359 uncu maddeleri.
2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ıncı maddesinin birinci, üçüncü, beşinci ve dokuzuncu fıkraları ile aynı Kanun'un 25 inci ve 29 uncu maddeleri.
3. 6102 sayılı Kanun'un haksız rekabete ilişkin 54 üncü ve v.d. maddeleri.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre, yapılan istinaf başvurusunu inceleyen bölge adliye mahkemesinin yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar vermesi gerektiği belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemesince anılan Yasa hükmüne göre esas hakkında yeniden verilen hükmün ise aynı Kanunun “Karar ve tebliği” başlığını taşıyan 359 uncu maddesi hükmünde yer alan tüm unsurları taşıması gerektiği aşikar olup, anılan maddenin ikinci fıkrası; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü haizdir.
2. Davacı yan, dava dilekçesiyle, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince davaya konu taleplerinin her biri hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yazılı olduğu şekilde İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmiş ise de, kararın gerekçe kısmında davacı vekilinin marka hükümsüzlüğü talebine ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf itirazlarına herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi, yeniden kurulan hükümde de hükümsüzlük talebine ilişkin olarak olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir.
3. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine aykırılık teşkil eder şekilde davaya konu taleplerden biri hakkında olumlu olumsuz bir hüküm oluşturulmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!