WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3393 E.  ,  2024/2069 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/ 714 Esas, 2023/22 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA

HÜKÜM : Asıl davanın kabulüne- birleşen davanın kısmen kabulüne
BİRLEŞEN DAVA : Kadiköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/1005 E.

Taraflar arasındaki asıl alacak ,birleşen itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaSI sonucunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin bankada hesabı bulunduğunu, keşidecisi oldukları 20.01.2008 tarihli 100.000,00 TL bedelli çekle ilgili olarak bankanın ödeme yaptığını, çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, çekin düzenlenmesine ilişkin bilgi ve talimatları bulunmadığını, ayrıca 18.02.2008 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli çekin lehtarı olduklarını, çek üzerinde davacının cirosu bulunmadığını, ciro silsilesi kopuk çeke dayalı olarak ödeme yapıldığını ileri sürerek asıl davada şimdilik 10.000,00 TL'nin ödeme yapıldığı tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; bankadaki mevduat hesaplarından 12.02.2008 tarihinde 10.000,00 TL, 13.02.2008 tarihinde 10.000,00 TL, 18.02.2008 tarihinde 100.000,00 TL üçüncü kişiye ödeme yapıldığını, talimat evraklarındaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde; davacı şirkette ... isimli kişinin muhasebe bölümünde çalıştığını, davacının nakit para, kıymetli evraklarının bu kişiye teslim edildiğini, ödemelerin anılan kişiye yapıldığını, bankanın kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davada 20.01.2008 keşide tarihli çekin davacı şirketin mali işlerden sorumlu kişisi olan ... tarafından şirket kaşesine sahte imza atılarak düzenlendiği, iğfal kabiliyetine haiz olduğu, bankanın kusuru bulunmadığı, 18.02.2008 keşide tarihli çekin ise dava dışı şirket tarafından davacı adına keşide edildiği, çek bedelinin anılan kişi tarafından bankadan tahsil edildiği, çek arkasında ...'nın çeki devraldığına dair ciro bulunmadığı, bankanın özen borcunu ihlal ettiği, birleşen davada ise paranın ... tarafından çekildiği, imzanın taklit edildiği, bankanın düzenlenen talimatlar uyarınca ödeme yapmasında kusuru bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 10.000,00 TL'nin 18.02.2008 tarihinden itibaren tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 10.02.2015 tarih, 2014/1997 E.- 2015/1622 K. sayılı kararıyla; "1- Asıl dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nun 294 ve sonraki maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece asıl davaya ilişkin kısa kararda "Davanın kısmen kabulüne" denilmiş, gerekçeli kararda ise "Davanın kabulüne " şeklinde hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Asıl davaya yönelik olarak, bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
3- Birleşen dava, sahte talimat ve imzalarla bankada bulunan hesaptan üçüncü kişilere usulsüz ödemeler yapılmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bankalar, özel yasa ile kurulan ve ekonomik alanda çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Güven kuruluşları olan bankalar, aldıkları mevduatları özenle korumak zorundadırlar. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı, eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir.
Somut olayda, mahkemece davacı şirketin muhasebe görevlisi olan ...'ı banka hesabına yatırılan paralar ile şirket adına yapılan tüm harcamalar konusunda görevlendirdiği, nakit ve kasa mevcudunun anılan kişinin elinde bulunduğu, sahte talimat düzenlenmesinde davacının ağır kusuru olduğu, taklit imza ile şirketi yetkilisinin imzasının benzerlik taşıdığı, iğfal kabiliyetinin bulunduğu, bankanın olayda kusuru olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, bankanın sorumluluğu yukarıda anlatılan hukuki çerçeve içinde değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalı bankanın hukuki durumunun yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tartışılarak, ceza dosyası getirtilip muhasebeci ...'ın sahte talimatların düzenlenmesi konusundaki eylemi değerlendirilerek, anılan kişinin şirket çalışanı olması sebebiyle çalışanını seçmede ve onu denetlemede gerekli özeni göstermeyen davacının da olayda müterafik kusurunun bulunacağı nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile asıl dava yönünden davacının davalı banka tarafından davacı şirkete teslim edilen çeklerden 6945637 numaralı çek yaprağının, ... tarafından, 20.01.2008 tarihinde, davacı şirketin kaşesi üzerine yetkili imzasının taklit edilerek, Tema Yapı İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. lehine keşide edilen 100.000,00 TL bedelli çekin tahsil edilmesi suretiyle davacının zarara uğratılmasında davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı davacının ihmalinin ve ağır kusurunun bulunduğu, 6947133 numaralı çekin tahsilinden ve davacının zarara uğratılmasından kaynaklı davalı bankanın kusurlu olduğu değerlendirilerek bu çek yönünden davanın kabulüne, birleşen dava yönünden davacı şirketin ağır kusurlu olduğu, davalı bankanın ise objektif özen yükümlülüğü altında hafif kusurdan dahi sorumlu olduğu, buna göre davacının %60 davalı bankanın %40 kusurları bulunduğu gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davada kısmen kabulü yönelik verilen kararın bozulması gerektiğini, davacının müterafik kusurlu olmadığını ileri sürerek ve resen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir sermaye şirketinin hesabından keşide ettiği çekin kayıtlarında bulunmamasının olağan olmadığını, şirket kayıtlarının çelişkili olduğunu, bedeli dava konusu edilen paranın tamamının davacı şirket veya grup şirketleri kasasına girdiğini, asıl dava konusu çek bedelinin davacı şirket tarafından bir kez tahsil edilmiş olduğu davacı şirket kayıtları ile sabit olduğunu, Mahkemenin asıl dava konusu bir çek hakkında kabul kararı verip diğer çek hakkında red kararı vermesinin çelişkili olduğunu, bir sermaye şirketinin hesabından keşide ettiği 100.000,00 TL bedelli çeke grup şirket lehine keşide etmiş olsa da ticari defter ve kayıtlarında yer vermemiş olmasının olağan olmadığını, dava konusu çekin neye karşılık verildiğinin dava dışı şirket tarafından açıklanamadığını, dolayısıyla davanın geçerli bir hukuki ticari nedeni olmayan bir çeke dayalı olarak açıldığını, davacının asıl dava konusu olup bedeli kendi hesaplarından çıkmayan 18.02.2008 tarih 6947133 çek nolu 100.000,00 TL bedelli çek nedeniyle bir zarara uğramasının söz konusu olmadığını, birleşen dava yönünden de verilen aleyhe değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı ...'ın davacı şirket bakımından herhangi bir kişi olmayıp davacı şirketin ticari faaliyeti kapsamında şirket banka hesabı kasasına yatan paralar ile şirket adına yapılan tüm resmi ve gayriresmi harcamaların kontrolünde tek ve tam yetkili olan kişi olduğunu, işbu dava konusunun ihbar olunan aleyhine açılan başka bir dava konusu ile aynı olduğunu ve o davada verilen red kararına rağmen işbu davada aynı yönde taleplerinin nazara alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca birleşen davada icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilip kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ve resen takdir edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat, birleşen dava, sahte talimat ve imzalarla bankada bulunan hesaptan üçüncü kişilere usulsüz ödemeler yapılmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple ;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.