WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3383 E.  ,  2024/5152 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2076 Esas,2022/2123 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/36 E., 2022/50 K.

Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tanınmış marka sahibi olduklarını, 105979 nolu "TEMSA" markasının 23.11.2007 tarihli Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) kararı ile tanınmışlığının tespit edildiğini, davalının ise, 2012/39317 nolu markayı 19. sınıfta 20.03.2013 tarihinde tescillediğini, müvekkilinin tanınmışlığından yararlandığını, marka hakkına tecavüz ettiğini ileri sürerek davalı markasının hükümsüz kılınmasını ve sicilden terkin edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin başka bir sektörde faal olduğunu, plastik yüzer platform ve kanolar alanında kendi müşteri kitlesini oluşturduğunu, "temsaplastik.com.tr" web sitesi bulunduğunu, 2005 yılında kurularak bugünkü haline geliştiğini, o tarihte davacının markasının tanınmış statüsünün bulunmadığını, davacının uzun süre sessiz kaldığını, dava hakkının düştüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aralarında sektör bilirkişisinin de bulunduğu üç kişilik heyetin raporuna göre, davacının 2000/07481 numaralı markası ile davalı adına tescilli 2012/39317 başvuru numaralı markası arasında sınıfsal açıdan farklılık bulunduğu, hükümsüzlüğe esas iltibas değerlendirmesinde bu hususun dikkate alınamayacağı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) madde 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında davalıya ait markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, davacının otomotiv (otobüs, midibüs) sektöründe tanındığı, taraf markalarının genel görünüm, biçim, bıraktıkları izlenim hususlarında bünyelerinde yer alan ürünlerin ve hizmetlerinin potansiyel müşteriler nezdinde karıştırmaya sebebiyet verebilecek derecede benzer bulunmadığı, potansiyel müşteri kitlelerinin farklı olduğu ve her iki işletmeyi karıştırmayacağı, bu nedenlerle potansiyel müşteri kitlesinin tarafların ürün ve hizmetleri arasında bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı etki ile satın alma tercihlerine yön vermeyeceği, bu halin ise tanınmış markadan haksız yararlanma veya tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme, tanınmış markanın itibarına zarar verme neticelerini doğurmayacağı, tüm bu nedenlerle davalı markası açısından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığına ilişkin görüş belirtildiği, söz konusu raporun, dosya kapsamına ve bilimsel verilere uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava konusu olayda her iki markanın da birebir aynı olduğunu, "TEMSA"nın tescilli olduğunu 19 ve 37 sınıfların benzer işler olduğunu, hepsinden önemlisi halk tarafından karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu çünkü, halkın aynı harfleri içeren markaları aynı firmanın markası ve aynı firmanın malları olarak değerlendirdiğini, müvekkili şirketin TEMSA markasının tanınmış marka olması nedeniyle de davalının mallarının da müvekkilinin ürettiği mal olarak değerlendireceğini, iltibasa ve haksız kazanca neden olacağını, kararını 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne dayandıran yerel mahkemenin 8 inci maddenin dördüncü fıkrasını görmezden geldiğini, yasa koyucunun tanınmış markanın korunacağını açık ve net bir biçimde kabul ettiğini, dosya kapsamından açıkça belli olduğu gibi müvekkilinin markasının tescili çok eski olduğu gibi ayrıca tanınmış marka statüsünü kazandığını, her iki markanın da kullanılan harfler ve şekil itibariyle aynı olduğunu, müvekkili şirketin çok geniş bir ürün yelpazesi olduğunu ve ürünlerin yurt içi ve yurt dışı pazarlarda satılarak piyasada dolaştığını, müvekkili şirketin bu markaya tanınmışlık statüsü kazandırabilmek için çok büyük emek ve mali harcamalar yaptığını, zaman harcadığını, ürünlerin tüm dünyada dolaştığını ve TEMSA markasının bu nedenle de reklamı yapıldığını, davalının markasının aynı harflerden ve aynı dizilimle meydana gelmiş olması ve şekil olarak da aynı olması nedeniyle davalının bu benzerlikten haksız yarar sağlayacağının alenen ortada olduğunu, müvekkilinin markası ile davalının markası birebir aynı olduğundan halk arasında karıştırılma ihtimali veya en azından iki markanın ilişkili olduğunu, müvekkilinin dahil olduğu ve dünya çapında tanınmış ... Holdinge dahil olduğu şeklinde kanaat oluşacağını, iltibasa yol açacağını ve davalı müvekkilinin markasının tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç elde edeceğini, müvekkilinin markasının haksız bir yarar sağlanması amacı ile taklit edildiğinin alenen ortada olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairenin kaldırma kararı doğrultusunda alınan, uyuşmazlık konusunda uzman bilirkişilerden oluşan heyetin düzenlediği 28.07.2022 tarihli bilirkişi raporunun somut uyuşmazlığın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamındaki deliller ile uyumlu olduğu, dosya kapsamına göre davalı tarafından davacının marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hükümsüzlük koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.