WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3369 E.  ,  2024/4538 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1686 Esas, 2022/1640 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1218 E., 2019/979 K.
BİRLEŞEN DAVA : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1244 E.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince birleşen davada hüküm altına alınan ve asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 10.202,19 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

Asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili vekilinin asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Petrolcülük İnşaat Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'de bulunan hisselerini Karşıyaka 2. Noterliğinin 11.05.2016 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesi ile davalılardan ...'e devrettiğini, sözleşmeye göre aynı gün taraflar hisse devrinin hangi şartlarda olacağına dair 11.05.2016 tarihli bir hisse devir sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeye göre devir bedeli 1.000.000.00 TL olduğunu bu bedelin 590.000,00 TL'lik kısmını sözleşmenin imzalanması sırasında nakit olarak ödendiğini, bakiye devir bedelinin ise 10.000,00 TL'lik kısmının bir ay içinde elden nakit olarak, 200.000,00 TL meblağlı 25.06.2016 ödeme tarihli, 200.000,00 TL meblağlı 10.08.2016 ödeme tarihli keşidecisi davalılardan ...'in yetkilisi olduğu davalı .... Şti. olan çekler ile ödenmesi hususunda tarafların mutabakata vardıklarını, çeklerin tarihi geldiğinde davalıların bu çek bedellerinin 175.000,00 TL'sini ödediklerini, 225.000,00 TL'lik kısmına ödemediklerini bu nedenle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını davalıların takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davada belirtilen sebeplerle davalının elden nakit olarak ödenmesi gereken 10.000,00 TL'nin davalı tarafından ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl davada davalılar birleşen davada davalı asıl ve birleşen davada cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 11.05.2016 tarihi adi yazılı hisse devir sözleşmesi altındaki imzanın davalı ... tarafından inkar edilmediği, isticvap ile sözleşmenin içeriğinin doğruluğunun kabul edildiği, dolayısıyla her ne kadar dava dışı limited şirket hissesinin devrine ilişkin noter sözleşmesinde hisse devir bedeli olan 1.000.000,00 TL'nin tamamının nakden alındığı yazılı olsa da, davacı 11.05.2016 tarihi adi yazılı hisse devir sözleşmesi ile hisse devir bedelinin yalnızca 590.000,00 TL'lik kısmının devir tarihinde nakden ödendiğini, kalanının ödenmesinin vadeye bağlandığını ispat ettiği, davalı şirket dava konusu hisse devir sözleşmesinin tarafı olmasa da davacı sözleşmeden bahsi geçen çeklere dayalı olarak icra takibi başlattığı, takibe konu çekler ibraz müddetinde bankaya ibraz edilmediği, dolayısıyla davacı ciranta hamil olduğu üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanarak keşideci olan davalı şirkete başvurabileceği, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi uyarınca ispat yükü kendisine düşen davalı şirket sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı, davalı ... ise hisse devir sözleşmesi uyarınca çek bedellerinden bakiye kalan 225.000,00 TL'den sorumlu olup, bu bedelin ödendiğini yazılı delille kanıtlayamadığı, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmediği, davacının işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı alacağın likit olduğu, birleşen dava yönünden, hisse devir sözleşmesinin 2 nci maddesinde bakiye hisse devir bedelinin 10.000,00 TL'lık kısmının 1 ay içinde elden nakit olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 10.000,00 TL'lik ödemeyi yaptığına dair delil bildirmediği, hisse devir sözleşmesinin 11.05.2016 tarihinde düzenlendiği, 10.000,00 TL'lik ödeme için öngörülen 1 aylık vadenin 11.06.2016 tarihinde dolduğu, davalının 12.06.2016 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, 02.09.2016 takip tarihine kadar işlemiş yasal faizin (82 gün x 10.000,00 x9/36500)= 202,19 TL olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalıların itirazlarının kısmen iptali ile 225.00,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek %9 yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, icra inkar tazminatına, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile 10.000,00 TL asıl alacak ile 202,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.202,19 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %9 yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince yapılan 19.09.2019 tarihli duruşmada kısa kararın tefhimi ile istinaf yoluna başvuru sürelerinin başladığı, gerekçeli karar yazılana kadar istinaf başvuru süresi dolacağından istinaf başvuru dilekçesi yerine iş bu süre tutum dilekçesini verme zorunluluğu hasıl olduğunu, İlk Derece Mahkemesince 19.09.2019 tarihinde verilen kararın yasaya ve usule açıkça aykırı olduğundan karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf yoluna başvurduklarını, gerekçeli kararın taraflarına tebliğini müteakip, istinaf yoluna başvuru gerekçelerini ayrıntılı olarak bildirileceğini beyan etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı limited şirket hissesinin devrine ilişkin noter sözleşmesinde hisse devir bedeli olan 1.000.000,00 TL'nin tamamının nakden alındığı yazılı olsa da, davacının 11.05.2016 tarihi adi yazılı hisse devir sözleşmesi ile hisse devir bedelinin yalnızca 590.000,00 TL'lik kısmının devir tarihinde nakden ödendiğini, bakiye devir bedelinin ödenmesinin ise vadeye bağlandığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, zira, davacı noter devir sözleşmesinin aksini, imzası inkar edilmeyen başka bir yazılı delil ile ispat edebileceği, davalı sözleşme içeriğini ve sözleşme altındaki imzayı inkar etmediği gibi sözleşmeye konu borcun 800.000,00 TL' sini ödediğini de iddia etmiş ise de, ödemeye ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, davacının ise devir sözleşmesine istinaden sözleşmede kararlaştırıldığı üzere hisse devrini gerçekleştirerek edimini yerine getirdiği, davalı tarafından yapılan kısmi ödeme tutarını beyan ederek bakiye alacağını asıl ve birleşen dosyada talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin noter huzurunda gerçekleşen pay devir sözleşmesine uygun bir şekilde 1.000.000,00 TL tutarının tamamını almış olduğu hisseye karşılık nakden ödediğini, müvekkilinin içeriğini ve altında bulunan imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği sözleşmenin Karşıyaka 2. Noterliği'nin 11.05.2016 tarih ve 13328 yevmiye sayılı limited şirket pay devir sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla hem İlk Derece Mahkemesi hem de Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında bu hususu hiç gözetilmeden müvekkilinin sanki davacı tarafın iddia ettiği 11.05.2016 tarihli hisse devir sözleşmesinin içeriğini kabul etmiş gibi bir algıyla hüküm tesis edildiğini, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tüm belirsizlikleri ortadan kaldırılmasını sağlaması gerektiğini, 11.05.2016 tarihli hisse devir sözleşmesi şekil şartlarına uygunluk arz etmediğinden hükümsüz olduğunu, müvekkilinin devir bedeli olarak 800.000 TL ödediğini hatırladığı sözleşme başka bir sözleşme olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davada; davacı tarafından limited şirket hisse devri sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takiplere davalılar tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Asıl Davada, Asıl Davada Davalılar Birleşen Davada Davalının Temyizi Yönünden Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

B. Birleşen Davada, Asıl Davada Davalılar Birleşen Davada Davalının Temyizi Yönünden
Asıl davada davalılar birleşen davada davalı vekili vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl dava yönünden davalılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.