11. Hukuk Dairesi 2023/3357 E. , 2024/5585 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1291 Esas, 2022/2006 Karar
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davalılar ... ve ... bakımından davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/118 E., 2018/1156 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tüm davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, davalı şirketler bakımından ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ege Giyim Sanayicileri Bankası A.Ş. (EGS) ile asıl borçlu Gür Gömlek Dikim San. ve San. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine kredi hesabının 11.08.1998 tarihinde kat edilerek bu durumun İzmir 5. Noterliğinin 20815 yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirildiğini, buna rağmen tahsilatın gerçekleştirilememesi nedeni ile İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2013/6502 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalıların İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2013/6502 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20 icra inkâr tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; icra takibinde dayanak gösterilen sözleşmelerin 1998 yılı ve öncesinde düzenlendiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, alacak ile ilgili 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un (6183 sayılı Kanun) uygulanması halinde de zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, bu sürenin alacağın davacıya temlikinden önce dolduğunu, takibe dayanak sözleşmeler ile ilgili davalı ... ve diğer borçlulara ait taşınmazların satışlarının yapıldığını, ayrıca EGS Bank tarafından haciz işlemlerine girişildiğini, takibe konu borcun tahsil edildiğini, sözleşmelerin ve hesap kat ihtarnamesinin takip ve mahkeme dosyalarına sunulmadığını, faize yapılan itirazın haklı ve yerinde olduğunu, ödeme emrinde tahsili istenen masraf adı altındaki alacağa ilişkin açıklama bulunmadığını savunarak, davanın reddine, % 40 icra inkâr tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, hacizler sonucu EGS Bank A.Ş.'ye ait tüm alacakların tahsil edildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de dava ve takip konusu edilen alacağın niteliği gözönüne alındığında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 141 inci maddesi gereğince 20 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, bu sürenin takip ve dava tarihi itibariyle henüz dolmadığı, bu sebeple davalıların zaman aşımı def-i ve itirazının reddinin gerektiği, aktif husumet ehliyeti bulunan davacının, takip tarihi itibariyle davalıdan 464.547,34 TL asıl alacak, 2.324.616,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.789.163,70 TL alacaklı olduğu, davacının icra takibinde 510.373,45 TL asıl alacak, 1.136.983,83 TL birikmiş faiz, 1.227,96 TL masraf olmak üzere toplam 1.648.585,29 TL talep ettiği, temerrüt faizi açısından talep ile bağlı kalınmasının gerektiği, 464.547,34 TL asıl alacak, 1.136.983,88 TL temerrüt faizi toplamı olan 1.601.531,22 TL üzerinden davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu, davacı tarafça icra takibinde ayrıca 1.227,96 TL masraf talep edilmesine rağmen masraf ile ilgili davacı tarafça belge sunulamadığı ve davacının masraf talebinin reddinin gerektiği kanaati ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağının zamanaşımına uğradığını, müvekkili açısından zamanaşımını kesen işlemlerin, yalnızca müvekkil aleyhinde yapılan işlemler olduğunu, söz konusu ipoteğin paraya çevrilmesi hususundaki icra dosyalarında 17 adet taşınmazın satışının yapıldığını, bunlardan sadece 3 tanesinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkili açısından zamanaşımı süresinin hesabında, söz konusu 3 adet taşınmaza ilişkin yapılan işlemlerin gözönünde bulundurulması gerektiğini, bu açıdan hiçbir inceleme yapılmadığını, mahkemece dosyada düzenlenen bilirkişi raporuna dayanıldığını, talimat dosyasında düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporların, talimat dosyasında düzenlendiğini, raporlar düzenlenirken esas alınan kayıt ve belgelerin mahkeme dosyasında bulunmadığını, bu nedenle bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, rapora esas kayıtların mahkeme dosyasına alınması hususundaki istemlerinin mahkemece yerine getirilmediğini, 04.06.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda yargılamaya konu takibin, ihtarnamede belirtilen tüm borçları kapsadığının tespit edildiğini, bu tespit ışığında, ihtarnamede belirtilen bir kısım alacak hakkında, daha evvel İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2013/4351 sayılı dosyasıyla icrai işlem yoluna gidildiğini ve iki takibin mükerrer olduğunun açık olduğunu, mükerrerlik nedeniyle yargılamaya konu icra dosyasının iptalinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının unvanının Rct Varlık Yönetim A.Ş. iken Birleşim Varlık Yönetim A.Ş. olarak değiştiğini, gerekçeli kararda davacının unvanının hatalı olarak gösterildiğini, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, kayıtların mahkeme dosyasına celp edilmesi yönündeki beyanlarının yerel mahkemece reddedilmemesine rağmen, gereğinin yapılmadığını, bilirkişi raporlarında zamanaşımı ve diğer iddialarının gözönünde bulundurulmadığını, bu hususlarda hiçbir inceleme yapılmadığını, yerel mahkemece ekonomik gücü yerinde olmayan müvekkilinin adli yardımdan faydalandırılması istemi kabul edilmediğinden, yeni bir bilirkişi incelemesi talebinde bulunulamadığını, belirtilen nedenle müvekkilinin iddia ve beyanlarının araştırılması ile kendini savunma hakkının kısıtlandığını, hukuka aykırı düzenlenen raporlara dayanak hükmün kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5020 sayılı Kanun'un 27 nci maddesiyle 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na (4389 sayılı Kanun) eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Ek 3 üncü maddesiyle fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olarak belirlendiği, aynı kuralın 5411 sayılı Kanun'un 141 inci maddesi ile de benimsendiği, anılan Kanun'un geçici 16 ncı maddesinde "zamanaşımı ve diğer konularda fon lehine getirilen hükümler makable şamildir" düzenlenmesinde yer alan "zamanaşımı" sözcüğünün Anayasa Mahkemesinin 04.06.2014 tarih ve 2014/85-103 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması nedeni ile Anayasa Mahkemesinin sözü edilen kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) lehine getirilen 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olacağına yönelik düzenlemenin de iptal edildiği, somut olayda, dava konusu kredi sözleşmelerinden kaynaklı borçtan dolayı İzmir 5. Noterliğinin 20815 yevmiye numaralı 11.08.1998 tarihli hesabın kat edilmesine ilişkin ihtarattan sonra zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir işlem yapılmadığı, daha sonra bu davanın dayanağı olarak gösterilen İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2013/4351 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, dolayısıyla borcun muaccel hale geldiği ihtarname tebliğ tarihi olan 15.08.1998 tarihi ile 21.05.2013 olan takip tarihine göre 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 125 inci maddesi gereğince 10 yıllık sürenin geçmiş olduğu görüldüğünden davanın reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesinin isabetsiz olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12898 E. ve 2017/3883 K. sayılı emsal ilamının da aynı yönde olduğu gerekçesi ile davalılar ... ve ...'ün istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile adı geçen davalılar yönünden davanın reddine, davalı şirketler yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun süresinde olmadığını, zamanaşımı süresinin 20 yılı olduğunu, takip borcunun tahsil edildiği hususu kabul etmemekle birlikte her dört borçlunun da açıkça beyan ettiği üzere davaya konu alacağın tahsilatı için temlikten önce takip icra işlemlerine girişilmiş olduğunun açık olduğunu, bir an için temlik dosyasında zamanaşımının 10 yıl olduğu kabul edilse dahi davalı davalıların beyanlarının araştırılıp 6183 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi gereğince zamanaşımını kesen sebeplerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Davacı vekilinin davalılar Gür Boya Baskı Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim şirketi ve Gür Gömlek ve Dikim Sanayi Ticaret A.Ş. hakkında kurulan hükümlere yönelik yapmış olduğu temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davalı şirketler hakkında İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2015/118 E. ve 2018/1156 K. sayılı kararın bu davalılar ve davacı yanca istinaf edilmemesi nedeni ile adı geçen davalılar yönünden sözü edilen hükmün kesinleştiği, hal böyle olunca verilen ilk derece mahkemesi hükmünü istinaf etmeyen davacının Bölge Adliye Mahkemesinin bu davalılar hakkındaki hükmünü temyiz edemeyeceği anlaşılmakla, davalı şirketler yönünden davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin davalılar ... ve ... yönünden yapmış olduğu temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Uyuşmazlık, banka kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, açılan işbu davada 5411 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde yer alan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı ve buradan varılacak sonuca göre davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
5411 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince TMSF tarafından devralınmayan fon bankalarının alacakları fon alacağı niteliğinde değildir. Anılan fıkra; “Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı hâline gelir ve bu alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilir” hükmünü haizdir.
5411 sayılı Kanun'un geçici 16 ncı maddesinde, “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.” hükmü getirilerek anılan Kanun‘un 141 inci maddesinde öngörülen yirmi yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olması sağlanmıştır. Bu düzenleme ile yirmi yıllık zamanaşımının ilk defa öngörüldüğü 26.12.2003 tarihi itibariyle dolmuş olan zamanaşımı süreleri yeniden canlandırılmış olmaktadır.
Buna karşılık Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kuralı, ilk kez 4389 sayılı Kanun'a eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Ek 3 üncü maddesi ile getirildiği için söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte henüz zamanaşımı süresini doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzamıştır. 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun’un geçici 16 ncı maddesi ise 26.12.2003 tarihinden önce zamanaşımı süresini dolduran alacaklara ilişkin zamanaşımı süresini yeniden canlandırarak yirmi yıla uzatmıştır, geçmişe etkili hale getirmiştir. 5411 sayılı Kanun’un geçici 16 ncı maddesinde yer alan “…zamanaşımı ve…” ibaresi 12.09.2014 tarihli ve 29117 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.06.2014 tarihli ve 2014/85 E. ve 2014/103 K. sayılı kararı ile borçlunun zamanaşımına uğramış alacaklarının yeniden canlandırılması ve bu suretle yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre doğmuş ve tahakkuk etmiş olan zamanaşımı def’ini ileri sürme hakkının geçmişe yönelik olarak elinden alınmasının hukuka olan ... duygusunu zedelediği ve hukuk güvenliği ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa’nın 2 nci maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bu durumda 4389 ve 5411 sayılı Kanun’lardan kaynaklanan Fon alacakları için 26.12.2003 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak ancak anılan tarih itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Başka bir deyişle anılan Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tespiti için öncelikle 26.12.2003 tarihi itibariyle alacağın tabi olduğu genel zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir. Eğer anılan tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise bu Fon alacağına yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak, buna karşılık öngörülen zamanaşımı süresi dolmamış ise her hâlde zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır.
5411 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline gelen alacaklarda yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı devir tarihi itibariyle tespit edilmelidir. Banka alacağı devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline geldiği için bu tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak buna karşılık alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi henüz dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır.
Yukarıda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli, 2019/11-327 E. ve 2019/1072 K. sayılı ilamı da nazara alınarak yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu alacak Bankacılık Devlet Denetleme Kurulu’nun 09.07.2001 tarihli kararı ile bu davadan kaynaklanan tüm hak ve alacakların Fon’a devredildiği, 27.02.2006 tarihinde ise alacağın temliki sözleşmesi ile davayı açan RCT Varlık Yönetim A.Ş'ye temlik edildiği, davaya konu kredi borcunun 11.08.1998 tarihinde kat edilerek muaccel hale geldiği anlaşılmıştır. Bu tarihte zamanaşımı süresi 10 yıldır. 4389 sayılı Kanun’a 26.12.2003 tarihinde eklenen Ek 3 üncü madde ile fon alacaklarında zamanaşımı süresi 20 yıla çıkarıldığından dava konusu alacağın gerek Fon’a devredildiği tarih gerekse alacağın temliki ile dava açan şirkete temlik edildiği tarih itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan zamanaşımı süresi 20 yıl olarak hesaplanacaktır. Takip tarihi itibarıyla 20 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından mahkemenin zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair kararı yerinde görülmemiş olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin davalılar Gür Gömlek ve Dikim Sanayi Ticaret A.Ş. ve Gür Boya Baskı Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye yönelik yaptığı temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ... ve ... yönünden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!