WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3328 E.  ,  2024/5743 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/638 Esas, 2022/2076 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
(Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/187 E., 2020/358 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya aralarındaki anlaşmaya istinaden yumurta bedeli olarak para gönderdiğini, davalının da fatura düzenlediğini ancak faturaya konu yumurtaları davacıya teslim etmediğini, aldığı parayı da iade etmediğini, davacının verdiği paranın iadesi için davalı aleyhinde başlatılan icra takibinin de davalının itirazı üzerine durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, yetkiye ve borca itiraza ilişkin olarak, yetki itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafından her ne kadar 754.400,00 TL'lik asıl alacağa istinaden icra takibi başlatılmış ise de, davacının bizzat kendi ticari defterlerine göre davalıdan olan alacağının 689.472,00 TL olduğunun kayıtlı olduğu, davacının defterlerinin kendisinin hem lehine hem de aleyhine delil teşkil edeceği belirlendiğinden, davacının asıl alacağının 689.472,00 TL olduğu sonucuna varıldığı, davalının da mazeretsiz olarak ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacının ticari defterlerine üstünlük tanınmak suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile 689.472,00 TL'lik asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptaline karar vermek gerektiği, ancak davalı vekili kısa kararın verilmesinden sonra vekâlet sunduğundan, davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti tayin edilmediği, davacı icra takibinde ayrıca takip öncesi dönem için faiz talebinde bulunmuş ise de; 18.09.2019 tarihli duruşmada, davacı vekilinin sadece 745.400,00 TL'lik asıl alacak üzerinden itirazın iptalini istediklerini beyan ettiği, bu nedenle takip talebinde yazılı ve takip öncesi döneme ilişkin işlemiş faiz yönünden değerlendirme yapılmadığı, alacak likit olduğundan icra inkâr tazminatına karar verilecekse de Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2005 gün ve 2004/8013 E. ve 2005/1022 K. sayılı emsal içtihadına göre dava açılmasında harçlandırılmayan icra inkâr tazminatının harç ve davacı yararına vekâlet ücreti takdirinde dava değerine dahil edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ...'ın Konya 7. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12458 E. sayılı icra takibine yaptığı itirazın, asıl alacağın 689.472,00 TL'lik kısmı yönünden iptali ile takibin asıl alacağın 689.472,00 TL'lik kısmı yönünden devamına, asıl alacak olan 689.472,00 TL'ye icra takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, hükmedilen 689.472,00 TL'nin %20'si olan 137.894,40 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı asile yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ve davada taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapıldığını, yetki itirazı hususunda bir inceleme yapılmadığını, davacı tarafından faturanın kabul edildiğini, bu faturaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca itiraz edilmediğini, davacı tarafından kabul edilen bu faturaya istinaden faturada yer alan vergiden beyan sırasında yararlanıldığını, davacının faturayı defterine işlemesinin malın teslim edildiğine ilişkin bir ispat olduğunu, diğer taraftan itiraza uğramayan faturanın 28.08.2018 düzenleme tarihinden itibaren sonra 26.11.2018 tarihinde yani 3 ay gibi uzun bir zaman sonra teslim edilmeyen malın bedeline ilişkin istemde bulunulması ya da malın teslim edilmediği yönünde iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi ticari teamüllere de aykırı olduğunu, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacının ticari defterlerinin kapanış tasdikin olmadığının tespit edildiğini ve bu nedenle sahibi lehine delil olma özelliği bulunmadığını, dava konusu faturanın kapalı fatura olup bu faturanın bedelinin ödendiğine ilişkin banka dekontları sunulduğunu, sunulan banka dekontlarında herhangi bir açıklama kaydı yer almadığını, banka makbuzlarının bir kısmının fatura tarihinden önce bir kısmının da fatura tarihinden sonra olduğunu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olması yanında bilirkişice tespit edildiğini, davacının başka bir kişiye ilişkin yapılan ödemeyi davalının cari hesabına kaydettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davada harca esas değer olarak asıl alacak miktarının gösterildiği ve harcın da bu değer üzerinden yatırıldığı, davacı vekilinin duruşmada da asıl alacak üzerinden itirazın iptalini talep ettiklerini beyan ettiği, Mahkemece icra dairesine yönelik yetki itirazının reddedildiği, itirazın iptali davası ile icra takibi ayrı hukuki yardımları ve dolayısıyla ayrı ayrı avukatlık ücretini gerektirmekte olduğundan dava dosyasına da davalı vekilinin vekâlet ibraz etmesinin gerektiği, bu durumda itirazın iptali davasında davalının vekille temsil edildiğinden bahsedilemeyeceği, buradan hareketle bizzat davalı asile dava dilekçesinin tebliğinin yerinde olduğu, yetki itirazının kaldırılmasına yönelik icra hukuk mahkemesince verilen kararın istinafta kaldırılarak davacı alacaklının yetki itirazının kaldırılması talebinin usulden reddedildiği, bu durumda itirazın iptali davasına bakan Mahkemenin davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazı öncelikle incelemesi gerektiğinden inceleme yaparak para alacağı ile ilgili talepte Konya İcra Dairesi'nin de yetkili olduğunu kabul edip davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın reddine karar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı, davanın esasına yönelik ise; Mahkemece davacı ticari defterlerine göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda davacı ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı ve usulüne uygun tutulmadığının belirtildiği, bu haliyle davacı defterlerinin lehine delil olamayacağı, kaldı ki defterler tasdiki yapılmış ve usulüne uygun tutulmuş olsa bile karar tarihindeki mevzuata göre tek başına davanın ispatı için yeterli olmadığı, davacının dava konusu edilen faturayı ticari defterlerine kaydettiği, faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının faturada yazılı malları davacının teslim aldığına karine teşkil edeceği, davacının malları teslim almadığını yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, ancak bu yönde yazılı bir delil ibraz edilmediği, yemin deliline de dayanılmadığı, bu durumda davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının takibe itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davalının yumurtaları müvekkiline teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, gönderilen yumurta olmadığından müvekkilince ödenen bedelin de iadesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarının da müvekkilinin haklılığını ortaya koyduğunu, davalının ihtara rağmen ticari defterlerini sunmadığını, müvekkilinin ticari defterlerini usulüne uygun tuttuğunu, davalının süresinde cevap dilekçesi de sunmadığını, faturanın tek başına malların teslimini ispatlamayacağını zira faturada bu yönde bir imza da olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının avans bedeli olarak ödediği bedelin malların teslim edilmediği iddiasıyla iadesi için başlatılan takibe vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.