WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3305 E.  ,  2024/5478 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/734 Esas, 2023/325 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/378 E., 2020/586 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı Banka vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Banka vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı Banka vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı borçlu Koçoğlu İnşaat Sanayi Tarım ve Hayvancılık Ticaret A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirkete nakti ve gayrinakdi kredi kullandırıldığını, davalı şirketin sözleşmenin müşterek borçlu müteselsil kefili olduğunu, borcun ödenmemesi ve gayrinakdi krediler yönünden depo taleplerinin karşılanmaması üzerine Üsküdar 6. Noterliğinin 13.03.2016 tarihli ve 19475 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğini, kat ihtarına rağmen ihtarın gereğinin yerine getirilmemesi üzerine borçlular hakkında Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2017/11792 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş; davadan sonra davaya konu alacak kısmını Hayat Varlık Yönetim A.Ş.'ye temlik etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin kefil olup, depo kararından sorumlu bulunmadığını, çek yaprağı bedeli olarak toplam 15.485,00 TL depo edilmesi talebinin müvekkili açısından geçerli olmadığını, icra takibinin asıl borçlu açısından iflas erteleme sürecinde verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle kesinleşmediğinden kefil olan müvekkili açısından da kesinleşmediğini, müvekkili şirketin kefaletinin sona erdiğine dair alacaklı bankadan verilen yazı bulunduğunu, faiz miktarı, faiz oranı ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, Koçoğlu Turizm İşletmesi A.Ş.'yi birleştirme ile devir alan müvekkili Saray Halı A.Ş.'nin konkordato talep ettiğini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1306 E. sayılı dosyasında 08.11.2018 tarihinde 3 aylık geçici mühlet verildiğini, takip işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulduğunu dolayısıyla müvekkili şirket hakkında icra takip işlemleri yapılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre takip talebinde yer alan nakit ve harici garanti tutarlarından kaynaklanan gayrinakit kredilerin davalının kefaletinin bulunmadığı sözleşmelere istinaden kullandırıldığı, dava dışı asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan kredi sözleşmelerinde gayrinakit alacakların depo talebinden sözleşme kefilinin sorumlu olacağına dair açık hüküm de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı haksız ve kötü niyetli olarak değerlendirilmediğinden davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı banka vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara dayanak gösterilen 02.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalının 30.04.2004 tarihli eski para ile 3.100.000.000,00 TL, 06.05.2004 tarihli eski para ile 10.000.000.000,00 TL, genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunun tespit edildiğini, ayrıca 13.04.2004 tarihli genel kredi sözleşmesinde de 40.000.000.000,00 TL kefaletinin bulunduğunu, düzenlenen bilirkişi raporunda takip alacağının davalının imzasının bulunmadığı sözleşmelere neden dayandırıldığının izah edilmediğini, ayrıca raporun 5 inci sayfasında sözleşme sayfalarının eksik olduğu, depo talebine ilişkin hükümlerin bulunup bulunmadığı hususlarının incelenmediğinin belirtildiğini, Mahkemece tüm sözleşmelerin eksiksiz bir şekilde dosyaya kazandırılması gerektiğini, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, kat ihtarının davalıya tebliğ edildiğini, 8 günlük süre içerisinde noter aracılığıyla itiraz edilmediğinden söz konusu borcun kesinleştiğini, davalı yanın Manavgat şubesine verilen yazıyı gerekçe göstererek borçtan sorumlu olmadığını iddia ettiğini, oysa dava dışı şirketin bankanın Orta Anadolu Kurumsal Şubesinin müşterisi olup, Orta Anadolu Kurumsal Şubesi veya banka genel merkezince davalı tarafın borçtan sorumlu olmadığına veya borcu bulunmadığına dair verilmiş bir yazı da ikrarının mevcut olmadığını, bilirkişi raporunda davalı tarafın kefalet limitinin 13.100.000,00 TL olarak tespit edildiğini, müvekkili bankanın davalı taraftan 583.128,09 TL alacaklı olduğunu, söz konusu miktarın kefalet limiti içerisinde kaldığını, 25.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin 16 ncı maddesinde gayri nakdi riskten kefilin sorumlu olduğuna dair düzenleme bulunduğunu, ayrıca gayri nakdi riskin nakde dönüştüğünü ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı banka nezdinde kefaletini sonlandıran tek taraflı irade beyanının söz konusu olduğunu, bu yazının banka tarafından inkar edilmediğini, davanın kabul edilen bu belgeye dayanılarak reddi gerekirken hüküm fıkrasında bu gerekçeye yer verilmemesinin hatalı olduğunu, ayrıca yapılan takibin kötü niyetli olmasına rağmen kötü niyet tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı banka ile dava dışı borçlu Koçoğlu İnşaat Sanayi Tarım ve Hayvancılık Ticaret A.Ş. arasında 01.07.2003, 30.04.2004, 06.05.2004, 03.03.2007, 04.07.2007, 18.04.2007, 21.11.2007, 10.12.2007 ve 25.02.2008 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalı şirketin ise 01.07.2003, 30.04.2004 ve 06.05.2004 tarihli genel kredi sözleşmelerinde toplam 13.100.000,00 TL limitle müteselsil kefaletinin bulunduğu, dava dışı şirkete davacı bankaca harici dış garanti mektupları kullandırıldığı, bankacı bilirkişinin dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli raporunda belirttiği üzere 20.03.2017 tarihinde 35.000 USD tutarlı olarak kullandırılan harici dış garanti mektubunun 03.03.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında, 07.05.2007 tarihinde 835.000 USD tutarlı kullandırılan harici dış garanti mektubunun yine 03.03.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında, 22.06.2007 tarihinde 437.200 USD tutarlı kullandırılan harici dış garanti mektubunun yine 03.03.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, 22.06.2007 tarihinde 147.200 USD tutarlı kullandırılan harici dış garanti mektubunun yine 03.03.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında, 09.07.2007 tarihinde 20.000 USD olarak kullandırılan harici dış garanti mektubunun yine 04.07.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında, 09.07.2007 tarihinde 30.000 USD tutarlı kullandırılan harici dış garanti mektubunun yine 04.07.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, davalı şirketin toplam 13.100.000,00 TL miktarlı 01.07.2003, 30.04.2004 ve 06.05.2004 tarihli genel kredi sözleşmelerinde kefalet imzası bulunmakta olup, dava ve takibe konu harici dış garanti mektuplarının davalının imzası ve kefaleti bulunmayan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırıldığı, ayrıca dava dışı asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde gayri nakit alacakların depo edilmesine yönelik kefilin sorumluluğuna ilişkin açık bir hüküm de bulunmadığı, öte yandan davacı vekilince dava ve takibe konu genel kredi sözleşmelerinin eksiksiz örneklerinin celp edildikten sonra davalının gayri nakit alacak yönünden depo yönünden sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusuna gelince; dava ve takibe konu genel kredi sözleşmelerinin davacı bankanın uhdesinde bulunduğu, takip yapılırken ve akabinde dava açılırken sözleşme örneklerinin eksiksiz bir şekilde davacı yanca elinde bulunan örneklerinin dosyaya kazandırılması gerektiği halde davacı banka tarafından sözleşme örneklerinin dosyaya sunulmadığı gibi istinaf başvurusu esnasında da söz konusu sözleşme örneklerinin eklenmediği, davaya konu kredilerin de davalının imzası bulunmayan sözleşmeler kapsamında kullanılmadığından sözleşme asıllarının bulunmamasının da sonuca etkisi bulunmadığı, davalı yanca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olarak başlatılması gerektiği, somut olayda ise davacının davalı aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de kötü niyetli olduğuna ilişkin davalı tarafça herhangi bir iddia ve delil sunulmadığından ve takip ve davaya konu birden fazla genel kredi sözleşmesine dayanıldığından kötü niyet tazminatının reddine yönelik kararın da yerinde olduğu, ayrıca davalı yanca 02.09.2010 tarihli belge kapsamında da davanın reddi talep edilmiş ise de, söz konusu belgenin aslı dosyaya sunulmadığı gibi belgenin TEB A.Ş. Manavgat Şubesince düzenlendiği, dava dışı asıl borçlu şirketin ise Türk Dış Ticaret Bankası A.Ş. Başkent Kurumsal Şubesi müşterisi olduğu gibi davacı yanca söz konusu belge içeriği de kabul edilmediğinden bu belgeye istinaden davanın reddi gerektiğine yönelik davalı yanın istinaf başvurusuna itibar edilmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı banka vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve alacağın nakit kısmının temlik edildiğini, reddedilen davanın da nakit kısmının temlik alan tarafından istinaf edilmediğini, banka tarafından verilen ibra aslının Mahkemeye sunulduğunu ancak kasaya alınmadığını, suretinin dosyaya alındığını, bu belge gereği de müvekkilinin borçlu olmadığının ortada olduğunu, Mahkeme gerekçesinin bu yönden eksik olduğunu, anılan yazıda müvekkilinin bankaları nezdinde borcu olmadığının belirtildiğini, yazı içeriğinin inkar edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı bankanın dava dışı şirketten olan kredi alacağından davalı şirketin müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olacağı iddiasına yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı banka vekili ve davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.