11. Hukuk Dairesi 2023/3295 E. , 2024/5807 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1255 Esas, 2022/1014 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/849 E., 2020/185 K.
Taraflar arasındaki geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından düzenlenerek müvekkiline verilen hesap ekstresi ve Kamer Holding A.Ş. antetli hisse senetlerinde görüleceği üzere davalının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na (6362 sayılı Kanun) ve yasal mevzuatlara aykırı şekilde usulsüz para topladığını, bu konu ile ilgili şirket yetkilileri hakkında pek çok soruşturma ve işlem yapıldığını, açılan hukuk davaları sonrası Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin verdiği son kararda müvekkili gibi sayısız insandan para toplandığını, bu insanların kandırıldığı 6362 sayılı Kanun'a ve yasal mevzuata uygun olmayan şekilde bir ortaklık ilişkisinin kurulduğunun sabit olduğunu, müvekkilininde bu kişilerden biri olduğunu ve kendisininde istendiği zaman parasını alabileceği, yüksek kar payı ödeme vaadi gibi usulsüz ve hileli vaatlerle kandırıldığını, müvekkilinin ve benzer çok sayıda insanın kendilerinden usulsüz şekilde toplanan bu paralar nedeni ile uzun süredir mağduriyet yaşadıklarını ileri sürerek geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitini ve müvekkili tarafından davalı şirkete verilen tüm paranın miktarının tespiti ile fazlaya ilişkin dava, faiz ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin çok ortaklı şirket statüsünde olmadığını, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından kurul kaydına alınmadığını, müvekkili şirket tarafından davacıda dahil hiçbir üçüncü şahsa şirket olarak hisse senedi satışı yapılmadığını, davacının dosyaya dayanak olarak sunduğu 000057 numaralı 100'lük hisse senedi ile 001244, 002521 2'lik ve 00283 numaralı 1'lik hamiline yazılı hisse senetlerinin seri numaralarının 15.12.2000 tarih ve 52 sayılı yönetim kurulu kararında hisse senetleri ile örtüştüğünü ancak bu hisse senetlerinin kimden ve hangi tarihte edinildiğine dair bir açıklama bulunmadığını, hesap ekstresinden sonra verildiği iddiasının ise ekstre içeriği ile çeliştiğini, ancak hisse senetlerinin hamiline yazılı olması sebebiyle bu hisse senetlerinin hamili olan davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, davacının hamiline hisse senetlerini elinde bulundurduğu sürece şirketin ortağı olduğunu, davacının şirket kayıtlarında para ödemesinin gözükmediğini, müvekkilinin şirket yetkililerinin iddianın aksine hiç kimseye hiçbir vaatte bulunmadığını, davacının taleplerinin açıkça hukuka aykırı olduğu gibi taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından sunulan içeriğini ve davalı şirket tarafından verildiğini kabul etmediklerini 15.08.2010 tarihli hesap ekstresi esas alındığında üzerinden 7 yıl geçtiğini, bu süre zarfında davacının oyalandığına dair bir iddiasının bulunmadığını, bu nedenlerle yersiz ve mesnetsiz davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini savunrak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının zamanaşımı definin dürüstlük kuralına uymadığını, hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu ve nedenle yerinde olmadığını, davacının dosyaya sunmuş olduğu belgelerde yer alan tutarlar ile ilgili bir tahsilat kaydının tespit edilmediği ve davacının sermaye hesabından adı geçen şirket ortakları arasında yer almadığı, davalı şirketin defter kayıtlarına göre 2001 ve 2002 yıllarında çeşitli tarihlerde sermaye taahhütlerine karşılık tahsilatların yapıldığı, bu tahsilatlara ilişkin yevmiye defteri ve defteri kebirdeki kayıtlarda yapılan incelemelerde hisse senetlerinin satış bedelinin nominal bedelinden fazla olanının "520 hisse senetleri ihraç primleri hesabına" kaydedildiği, dolayısı ile davalı şirketin primli hisse senedi ihracının söz konusu olduğunun belirlendiği fakat defterlerde yardımcı hesabın açılmaması nedeniyle bu tahsilatların kimden yapıldığının tespit edilemediğinin bildirildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan 15.08.2010 tarihli hesap ekstresinin kim tarafından düzenlendiğinin belli olmadığı, davalı tarafından da bu belge ve içeriğinin kabul edilmediği, bu sebeple davalı ... bağlamayacağı gibi bu ekstrenin davacının davalı şirkete para yatırdığına delil teşkil etmeyeceği, davalı şirket kayıtlarında ve SPK'nın 2001 yılı Kamer Holding A.Ş. denetim raporunun ekinde bulunan CD'de de davacının isminin yer almadığı, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının cevabındaki müvekkilinin ve üçüncü şahıslara şirket olarak hisse senedi verilmediği şeklindeki cevabın gerçek dışı olduğunu, dosyaya delil olarak sundukları müvekkilinin ödemeleri karşılığı kendisine şirketçe verilen hisse senetlerinin sahteliği davalı tarafça iddia edilmediğini, davalı şirket ile ilgili iddia da bulunan ve hak arayan sadece müvekkili olmadığını, davalı şirket kayıtlarında para ödemesi yok gibi bir savunmadan gerçek dışı olmakla birlikte bir anlamda suçun ve yasallara aykırı işlemlerin değişik bir kabul olduğunu, davalının cevaplarına göre iki şık ortaya çıktığını, birinci ihtimalin, hak sahibi olduğunu iddia eden ve elinde senet ve ödeme belgesi olan ve bunu ilgili mercilere sunan insanlar sahtecilik yapmakta ya da ikinci ihtimal, davalı şirket Türk Ticaret Kanunu'na uygun oluşturmadığı ortaklık ilişkisi ile topladığı paraların varlığının ortaya çıkmasını engellemek için var olan gerçeği dolaylı yollardan inkar ile ikrar ettiğini, birinci ihtimalin olması imkansız olup bir şirkete binlerce insanın sahte belgelerle hak iddiasında bulunması bunun da ceza bir şikayete konu olmaması aksine davalı şirket hakkında dolandırıcılık, inancı kötüye kullanmak suçlarında cezai soruşturmalar yapıldığını davalı tarafın zamanaşımı yönünden iddiaları da hukuk aykırı olduğunu, hisse senetleri, paranın ödendiğinin kesin delili olduğunu, keza bilirkişi raporu, hisse senetleri, davalı şirket ve yöneticileri hakkındaki ceza davaları ve şikayetlerde alınan beyanlar, raporlar kapsamında haksız fiil durumu sabit olup dava dilekçesindeki ekli hisse senetlerinde de müvekkilinin şirkete para ödediğinin açık olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının elinde davalı şirkete ait hamiline yazılı hisse senetleri bulunduğu, davacının davalı şirket tarafından düzenlenen bir tahsilat makbuzu ibraz etmediği, alınan bilirkişi raporuna göre davalı şirket kayıtlarında ve Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/713 E. sayılı dosyasında bulunan SPK'nın 2001 yılı Kamer Holding A.Ş. denetim raporunun ekinde bulunan CD'deki davalı şirkete ait taranmış evraklar içerisinde davacının adının bulunduğu herhangi bir tahsilat makbuzunun tespit edilemediği, her ne kadar davacı, davalı şirkete yüksek faiz ve istenildiği zaman geri alınabileceği garantisi ile bir miktar para verdiğini daha sonra bu parayı alamadığına dair iş bu davayı ikame etmiş ise de yapılan yargılamada davalı şirkete para verdiğini usulünce ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve alacak talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!