11. Hukuk Dairesi 2023/3283 E. , 2024/5553 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1080 Esas, 2023/503 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/150 E., 2021/112 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Alman menşeli kahve üretimi ve satışı alanında hizmet verdiğini, 2010 yılından bu yana franchise sistemi ile tüm dünyada tanınan bir şirket olduğunu, kendi ürünü ''Cafferino'' markalı kahve ürünü yanında farklı türdeki kahve ürünlerinin ve alkolsüz içeceklerin ''Coffee-Bike'' markası altında üç tekerlekli bir bisiklet ile seyyar bir biçimde satışı hizmetini gerçekleştiren şirketin yaratmış olduğu bu sistemi dünyanın bir çok ülkesinde yaptığı franchise anlaşmaları ile yaygınlaştırdığını, hükümsüzlüğü talep edilen İngilizce ''bike'' yani Türkçe bisiklet kelimesini seçerek davacının franchise sisteminin asli unsurundan iltibas yaratmak suretiyle haksız yararlanma kastının görüldüğünü, davacının Almanya, Azerbaycan, Belçika, Rusya, Japonya, Çin, Amerika gibi ülkelerde 30, 32 ve 43. sınıflarda marka tescilinin bulunduğunu, davacının Türkiye'de de 30. ve 32. sınıflarda birisi tescilli, diğerinin başvuru halinde 2 adet markasının bulunduğunu, davacının kurulduğu ülke olan Almanya'nın Sınai Mülkiyet Haklarının Korunmasına Dair Paris Sözleşmesine üye olduğunu, davacının gerek bu anlaşma hükümlerine gerekse Sınai Mülkiyet Kanununa göre Coffee-Bike markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak 43. sınıfta 2012/91278 sayılı Bike daha sonra yine aynı sınıfta 2017/75711 sayılı Bike Cafe + Şekil ile 2017/75710 sayılı Coffe Bike + Şekil marka başvurularında bulunduğunu, 2017/75710 sayılı başvurunun davanın açıldığı tarihte başvuru sürecinde olması nedeniyle davaya konu edilmediğini, davalıya ait Bike, Bike Cafe ve Coffe Bike markalarının davacının Coffee-Bike markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, karıştırılma ihtimali yarattığını, davalıya ait 2012/91278 sayılı Bike sözcük ve 2017/75711 sayılı Bike Cafe+Şekil markalarının kötü niyetli tescil ile gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve markalar arasındaki ayırt edilemeyecek benzerlik ve karıştırma ihtimali hukuki sebeplerine dayalı olarak hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek davalı markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, gerekçe özetinin ve hüküm fırkasının ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markasının da tescilsiz kullanım olduğunu, taraflarınca Bakırköy 1. FSM'nin 2017/154 D.İş sayılı dosyasından alınan 07.11.2017 tarihli bilirkişi raporu sonucunda da davacı yanın 43. sınıfta tescilinin olmadığının belirtildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından da 28.07.2015 tarihli, 2015/105012 başvuru no.lu ve 10.11.2015 tarihli, 2016/17779 başvuru numaralı yapılan müracatlarının da 43. sınıfta reddedildiğini, ana markanın BIKE olduğunu, BIKE CAFE ve COFFE BIKE marka müracaatlarının müvekkilinin kendi markasını korumak amacı ile yaptığını, COFFE BIKE markasının 30. sınıfta tescilli hak sahibi olduğunu ve bu sınıfta üretimler yapılabilecekse de, içecek sağlanması yani satış pazarlamanın yapılamayacağını, müvekkiline ait markanın ise 43. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin kullanım alanının 43. sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri olduğunu, davacı yanın, imalatta tescilli, ancak hizmet alanında tescilsiz olduğunu, davacı yanın iddia ettiği, yiyecek içecek sunumunun mobil ya da sabit bir şekilde yapılmasının verilen hizmet açısından ayırt edicilik sağlamadığını, TÜRKPATENT'in tanınmış markalar listesinde COFFEE BIKE markasının bulunmadığını, davacı yanın 2010 yılından bu yana Almanya ülkesinde tescilli olduğunu, birçok dünya ülkesinde tescil almış olduğu iddiasında olduğunu, ancak Dünya ... Mülki Haklar Organizasyon Listesinde de yapmış olduğu müracaatların sadece Türkiye'de değil birçok dünya ülkesinde kısmi red, red ve itirazlarla birlikte karşılaştığını ve tescil edilmediğini, kendi ülkesinde 2010 yılında tescil edilmiş olmasının diğer ülkelerde de tescil edileceği anlamına gelmeyeceğini, davacının iddia ettiği gibi 2010 yılında Almanya'da tescil almış olmasını müvekkilinin bilmesinin mümkün olmayacağını, zaten 2012 yılında Türkiye'de tescil alındığında davacı yanın uluslararası marka müracaatı ve faaliyetinin olmadığını, davacının TÜRKPATENT'in red kararına rağmen tescilsiz markaları ile şube açılışlarına başladığını, davacı yanın COFFE BIKE-BIKE CAFE markalarının aynı olduğu ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu belirttiğini, kötü niyetli olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kullanımının davalının dava konusu markaların tescili için başvuru yaptığı tarihten daha önceye dayalı olduğu, davacının kullandığı marka ile davalının tescil ettirdiği markalar görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel olarak karşılaştırıldığında aralarında benzerlik bulunduğu, markaların orta düzeyde tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali olduğu, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle davalı adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli 2012/91278 tescil no.lu ve 2017/75711 tescil no.lu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının kararın kesinleşmesinden sonra gerekçe özeti ile hüküm fıkrasının gazetede ilan edilmesi talebinin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında iltibas riski bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, davalının 2017 tarihli marka başvurusunun müvekkilince verilen Türk pazarına giriş ilanından yalnızca iki gün sonra yapıldığını, davalının 2015 tarihi ile marka kombinasyonlarından haberdar olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 43 üncü sınıfta tescili bulunmadığını, davacı şirketin şubeleşmesinin 2013 yılına dayandığını, davacı tarafın yurt dışında tescilli tanımış markası bulunmadığını, müvekkilinin davalının Almanya'daki kullanımını bilme imkânı bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı sonraki tarihli tescillerin kendi markasını koruma amaçlı olduğunu, davacının 2015/66206 sayılı markayı dava tarihinden sonra devraldığını, yabancı ülkedeki eski tarihli kullanımın bu davaya etkisi olmayacağını, davacı markasının uluslararası düzeyde tanınmışlığı bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasının tanınmış olduğunun ispat edilemediği, davalı kötüniyetini gösterir bir delilin bulunmadığı, bu hususa mahkemece gerekçeli kararda yer verilmemiş olması eksiklik olsa da davanın bu yönüyle de kabul edilmesi gerektiği şeklindeki davacı istinafının yerinde olmadığı, davanın kısmi reddine dair kararın davacının hükmün ilanı talebine ilişkin olduğu, bu talebin feri nitelikte olduğu gözetildiğinde kabulü veya reddi halinde ayrı vekâlet ücreti takdiri gerektirmediği, ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde, katılma yoluyla istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak, davacının en erken EM tescili başvurusnun 2015 yılında olduğunu, taraf markalarının benzer olduğunu, coffee kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve mahkemece 2017/75711 sayılı markaya ilişkin kurduğu hükmün 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ve emsal Daire kararlarımız gereği yerinde bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Somut olaya gelindiğinde davacının işbu davayı açarken 6769 sayılı Kanun'da düzenlenen atarf markaları arasında iltibas, davacı gerçek hak sahipliği, davalı kötü niyeti ve davacı markasının tanınmışlığı hukuki nedenlerine dayandığı; ancak mahkemece davalı kötü niyeti ve davacı markasının tanınmışlığı iddiaları bakımından olumlu veya olumsuz değerlendire yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece anılan hususlar gerekçeli biçimde değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
3.Markalar hukukunda ülkesellik ilkesi esas olup 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yapılacak olan inceleme tarafların uyuşmazlık konusu markayı Türkiye sınırları içerisinde, tescil tarihlerinden önce kullanıp kullanmadığı yönünde olmalıdır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacı vekilinin sunduğu deliller incelenmiş, ancak sunulan delillerin davalı tescil tarihinden önceye tekabül eden yerel kullanım olup olmadığı denetlenmemiştir. Bunun yanı sıra davacı vekilinin dava dilekçesinde 2017 yılında Türkiye'de faaliyete başlandığı şeklindeki ifadeleri de gözardı edilmiştir. Bu durumda mahkemece yukarıda yazılan 2 numaralı bentteki kötü niyet ve tanınmışlık incelemesi öncülenerek davacı vekilinin beyan ve delilleri ışığında öncelik hakkı bulunup bulunmadığının yabancı dildeki delillerin de Türkçesi getirtilmek suretiyle değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!