WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3278 E.  ,  2024/5521 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1570 Esas, 2023/613Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/333 E. - 2021/475 K.
BİRLEŞEN İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/344 E.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı dernek yöneticisi ... ...'nin mevcut yetkililerini kötüye kullanarak ve bir takım hilelerle bankalardan çek koçanı aldığını ve dernek kayıtlarına geçirmeden uhdesinde tuttuğunu, işbirliği yaptığı kişi ve kurumlar üzerinden sahte içerikli faturalar kullanarak çekleri kısa bir sürede piyasaya sürdüğünün tespit edildiğini, bunun üzerine ... ...'nin yetkilerine son verilerek hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı şirketin bilerek veya bilmeyerek bu olaya ortak olduğunu, davalı şirket tarafından kabul edilen çeklerin tamamında lehtar olarak gözüken ... ... ile davacı arasında hiçbir mal veya hizmet ilişkisinin bulunmadığını, davalının çekleri kabul aşamasında gerekli araştırma görevini ihmal ettiğini, dolayısıyla çeklere yönelik İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2018/19316-19805-20690 E. sayılı dosyalarından başlatılan takiplerden dolayı borçlu olunmadığını ileri sürerek dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürülen nedenlerle birleşen işbu davaya dayanak İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2018/15559 E. sayılı dosyasına konu çekler yönünden davalıya borçlu olunmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çeklerin müvekkili şirket tarafından geçerli bir faktoring işlemi sonucunda ve çeklerde kendisinden önce ciranta olarak imzası bulunan ... Turizm–... ...’den, çeklerin kendisinden önceki ciranta ile davacı dernek arasındaki ticari ilişkiyi gösteren ve çeklerin alımına sebep olan fatura ile birlikte devralındığını, karşılık olarak da çeklerin bedelinin faktoring müşterisi olan ... Turizm-... ...’ye ödendiğini, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu (6361 sayılı Kanun) hükümleri gereğince faktoring şirketlerinin çeki devralması için taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren faturanın mevcudiyetini tespit etmesinin yeterli olduğunu, dolayısıyla faktoring işleminin tamamen hukuka uygun olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu çekleri yasaya uygun olarak devralan iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, davacı derneğin eski yetkilisinin yetkilerinin 14.05.2018 tarihinden sonra elinden alındığının davacı tarafça da açıkça ifade edildiğini, çeklerin teslim alındığında davacı şirket yetkilisi ... ...'nin dernek yetkilisi olduğunu ve çeklerin dernek yetkilisi tarafından imzalanmış olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini, davacının tazminata mahkumiyetini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "somut olayda davalı tarafın faktoring şirketi olduğu, her ne kadar asıl ve birleşen dava ve takip konusu çeklerin müşterisi olan ve kendisine ciro eden dava dışı ... Turizm - ... ...'den faktoring sözleşmesi uyarınca alındığını, keşideci davacı ile arasındaki alış verişin fatura ile tevsik edildiğini, çeklerin üzerinde davacının imzasının olduğunu, faktoring mevzuatına uygun olarak çeki aldığını ve iyiniyetli hamil olduğunu savunmuş ise de 6361 sayılı Kanun hükümleri gereği, davalı tarafça asıl ve birleşen dava konusu çeklerin kendisine tesliminde gerekli istihbarat çalışmasının yapıldığını iddia ve ispatlayamadığı gibi kanunda sayılan yükümlülüklerin yerine getirilmediği, diğer bir anlatımla çekin keşidecisi ile lehtar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunduğu yönünde gerekli araştırmayı yapmadığı gibi kendisine temlik yapan lehtarın gerçekte bir alacağının bulunduğu konusunda yeterli kanıt sunmadığı, buna bağlı olarak faktoring mevzuatına uygun bir alacağın temlikinin sözkonusu olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, borçlu hakkındaki takip haksız olmakla birlikte takibe girişmekte alacaklının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davacının tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda müvekkil şirketin dava konusu çeki faktoring müşterisinden faturaya dayalı olarak aldığı ve müşteriye ödeme yaptığı hususlarının tespit edildiğini, raporda faktoring sözleşmesi çerçevesinde dava konusu çekin düzgün ciro silsilesi ile davalı şirkete ulaştığı bilgisine yer verildiğini, 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar davacıya mal veya hizmet verilip verilmediğine dair yeterli istihbarat faaliyetinde bulunulmadığı öne sürülse de, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket edilmediğinin de ifade edildiğini, yine bilirkişi raporunda dava dışı şirket (... Turizm-... ...) tarafından 2017 yılı BS Formu ile davacı adına toplam 58 adet fatura bedeli olarak KDV hariç 2.434.640,00 TL tutarında vergi dairesine bildirim yapılmış olduğunun tespit edildiğini, yürürlükte bulunan yasal düzenleme gereğince, davacının şahsi defilerini davalıya ileri sürmesine imkan tanınmadığını, 6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının bedelsizlik iddiasının faktoring şirketine karşı ileri sürülemeyeceğini, dosyaya sunulan 08.02.2021 tarihli ve 11.11.2020 tarihli bilirkişi raporları ile faktoring işlemimizin usule uygun yapıldığının ve çekleri iktisap ederken kötü niyetin bulunmadığı ve bile bile borçlunun zararına hareket edilmediğinin ortada olduğunu, bu sebeplerle şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya konu çeklerin keşidecisi olduğu, çeklerin lehtarının ise dava dışı ... Turizm - ... ... olduğu, çeklerin lehtar tarafından faktoring sözleşmesi kapsamında davalıya temlik edildiği, davacının lehtar ile aralarında ticari ilişki bulunmadığı ve çeklerin hileli işlemlerle lehtara verildiği yönündeki bedelsizlik iddiası bulunduğu, 6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası dikkate alındığında çek keşidecisi olan davacı ile lehtar arasındaki defilerin davalı ... şirketine karşı da ileri sürülebileceği, davalı tarafça dava konusu çeklerin kendisine tesliminde gerekli istihbarat çalışmasının yapıldığının ispatlanamadığı, davalının çekin keşidecisi ile lehtar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunduğu yönünde gerekli araştırmayı yapmadığının anlaşılması karşısında davacının asıl ve birleşen davaya konu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibinin dayanağı olan kambiyo senetlerinden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 72 nci maddesi, 6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 30.03.2022 tarih, 2019/(19)11-259 E. ve 2022/426 K. sayılı kararı

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.