WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/3274 E.  ,  2024/5546 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1146 Esas, 2023/546 Karar
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/133 E., 2021/59 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti ve maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 1993 yılında kurulduğunu, SELVİ markasını sektörde meşhur ve maruf hale getirdiğini, 2001/28331, 2006/41548 tescil numaralı SELVİ markalarının sahibi olduğunu, davalının müvekkillerinin amcası olduğunu ve müvekkilinin markalarından haberdar olduğunu, Bakırköy 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/402 D.İş sayılı dosyası ile davalının markaya tecavüzünün tespit edildiğini, davalının SELVİ ibaresini ticaret unvanı olarak tescil ettirdiğini ancak bu durumun markasal kullanım imkanı tanımadığını, davalının 2017/111782 kod numarası ile başvuruda bulunduğunu ancak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 155 inci maddesi gereği bu markanın savunma amacı olarak kullanılamayacağını, davalı tarafın öncelikle SELVİ şeklindeki kullanımları ile markalarına tecavüz ettiğini, akabinde ise marka tescili alarak tecavüzü sürdürdüğünü, davalı tarafın müvekkilleri ile benzer ambalaj kullanımlarında da bulunduğunu ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek tecavüzün tespitini ve şimdilik 3.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiş, maddi tazminat talebinin tecavüz edenin elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplanmasını talep ettiklerini açıklamıştır. Davacı vekili 01.06.2021 tarihli dilekçe ile 3.000,00 TL olan maddi tazminat taleplerini 408.973,20 TL olarak artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin 2013 yılında İTO'ya kayıt olduğunu, iplik ve kumaş alım satım işleri ile iştigal ettiklerini, 2017/111782 tescil numaralı markanın sahibi olduğunu, davacının markasının 24. sınıfta tescilli bir marka olduğunu, müvekkillerinin markanın devrini tespit sırasında öğrendiğini, müvekkillerinin kumaş üretmediğini, kumaş ürünleri üzerinde SELVİ ibaresini kullanmadığını, davacının SELVİ markasına tecavüz oluşması için SELVİ ibaresinin kumaş ürünleri üzerinde kullanılması gerektiğini, müvekkillerinin kullanımının 35. sınıfta olduğunu ve bu sınıfta tescilli markalarının olduğunu, müvekkillerinin kullanımlarının davacı tarafın markasına tecavüz teşkil etmediğini, davacının talep edebileceği tazminatın devir sözleşmesinde yer alan bedelle orantılı olması gerektiğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının SELVİ ibaresini kullanımının ortalama tüketici nezdinde davacı markaları ile karışılığa mahal verecek derecede benzerlik içerdiği, tali unsurların bu benzerliği ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı davalı fiili kullanımlarının davacı markasının tescilli olduğu 24.sınıf kapsamında kaldığı, 35.sınıf yönünden ise davacı markasının önceki tarihli olması karşısında tescilli kullanım savunmasının tecavüz olgusunu ortadan kaldırmayacağı, tüketici nezdinde benzerliğinin ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve bu itibarla markaya tecavüzün hukuki koşullarının oluştuğu, maddi tazminatın net ve objektif bir şekilde tespitinin sunulan deliller ile mümkün olmadığı ve hakkaniyete uygun olacak miktarın res'en taktir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacıya ait 2001/28331 tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzünün tespitine, önlenmesine, davalı yana ait SELVİ ibaresini içerir her türlü tanıtım unsuru ve dökümana el konularak imhasına, 40.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm özetinin masrafı davalı tarafça karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında davalının elde ettiği kazancın hesaplandığını, bu nedenle takdiren hükme yer olmadığına, hükmedilen tazminat miktarının çok düşük olduğunu, davalının vergi dairesine bildirdiği kazancının doğru olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat hesabı yapılacaksa bunun en aleyhe ihtimalle devralınan marka için markanın devirinin tescil tarihi olan 30.11.2018 ile 30.01.2019 tarihleri arasında yapılması gerektiğini, talep edilen tazminatın marka devir bedeli ile uyumlu olması gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmediğini, müvekkilinin sadece satış ile iştigal ettiğini ve imalat yapmadığını, bu nedenle 24. sınıfta kullanımının bulunmadığını, kumaşlar üzerinde marka etiketi bulunmadığını, 35. sınıfta tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkilinin toptan satış yapması nedeniyle tüketici kitlesinin hatalı değerlendirildiğini, manevi tazminata ilişkin kararda gerekçe bulunmadığını, hükmedilen tazminatların fazla olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının SELVİ İplik &Kumaş ibaresini markasal olarak top kumaş paketinde, kartvizitte, kumaş kartelalarında, işyeri tabelası ve evraklarında kullandığı, davalının 2017/111782 numaralı SELVİ OTELCİLİK İPLİK &KUMAŞ ŞEKİL markası mevcut ise de; kullanımın tescilli olduğu sınıfla sınırlı olmayıp davacının markasının tescilli olduğu 24 numaralı sınıfı da kapsadığı, markasal kullanımdaki esas unsurun SELVİ olduğu, davalının markasal kullanımda iplik ve kumaş ibarelerini eklemesinin ayırt edicilik sağlamadığı, bu ibarelerin emtia belirten ifadeler olduğu, ortalama tüketici sınıfı nezdinde karşıklığa yol açacağı, hitap ettiği kesimin perakende alım yapan tüketiciyi de kapsadığı, bu durumda bilinçli tüketici kesiminin dikkate alınmasına yönelik istinaf isteminin de yerinde olmadığı, davaya konu 2001/ 28331 numaralı SELVİ markasının 24 nolu emtia sınıfı yönünden 16.08.2018 tarihli noterde düzenlenen marka devir sözleşmesi ile davacıya devredildiği, ancak mali hakların da devredildiğine ilişkin delil sunulmadığı, bu durumda 2001/28331 numaralı marka yönünden davacının marka devrinin tescil tarihinden itibaren maddi tazminat talep edebileceği, davacı tescilsiz markaya dayalı iddialarının da olduğunu ileri sürmüş ise de, bu iddianın ancak haksız rekabetin meni ve haksız rekabete ilişin maddi tazminat talep edilmesi halinde incelenebileceği, davacının ise maddi tazminat talebini 6769 sayılı Kanuna dayandırdığı, tescil tarihi olan 17.08.2018 ile dava tarihi olan 16.01.2019 tarihleri arasındaki davalının ortalama satış hasılatı ve piyasanın ortalama faaliyet karı, davalının defterlerindeki karlılık oranın piyasaya göre düşük olduğu birlikte değerlendirildiğinde takdir olunan maddi tazminat miktarı makul ve yerinde olduğu, manevi tazminat miktarının ise ihlalin süresi, zarar ve delillere göre yerinde bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri temyiz dilekçelerinde istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüz iddiasına dayalı olarak tecavüzün tespiti, meni, durdurulması, maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu ve 155 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.6100 sayılı Kanun'un "Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar" başlığını taşıyan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendiyle, Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Yasa hükmünün ikinci alt bendinde ise, Bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanun'un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir.

2.Anılan Yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup İlk Derece Mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı Kanun ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.

3.Somut olaya gelindiğinde; İlk Derece Mahkemesince dava dosyası içerisinde alınan bilirkişi raporlarına dayanılmak suretiyle davaya dayanak davacı markasının önceki tarihli olması karşısında davalının tescilli kullanım savunmasının tecavüz olgusunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve dahi manevi tazminat talebine ilişkin ise ilk derece mahkemesince bir gerekçe kurulmamıştır. İş bu karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesi yerinde bulunmasına rağmen dava konusu marka hakkına tecavüz iddiası bakımından "davalının 2017/111782 numaralı SELVİ OTELCİLİK İPLİK &KUMAŞ ŞEKİL markası olduğu, kullanımın tescilli olduğu sınıfla sınırlı olmayıp davacının markasının tescilli olduğu 24.numaralı sınıfı da kapsadığı, markasal kullanımdaki esas unsurun SELVİ olduğu, davalının markasal kullanımda iplik ve kumaş ibarelerini eklemesinin ayırt edicilik sağlamadığı, bu ibarelerin emtia belirten ifadeler olduğu, ortalama tüketici sınıfı nezdinde karşıklığa yol açacağı" ifadeleri ile davalının savunmasına esas aldığı marka üzerinden de değerlendirme yapıldığı ve manevi tazminat hükmüne ilişkin olarak ise "mevcut delil durumu, ihlal süresi, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alındığında takdir olunan manevi tazminat miktarı yerinde olduğu" gerekçesi kurulmasına rağmen istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi İlk Derce Mahkemesinin davanın tespit kararında davalının sonraki tarihli markası ile savunma yapamayacağı gerekçesine Bölge Adliye Mahkemesinin ise davalının savunmasına konu aldığı markayı kullanırken tescil kapsamından çıktığı gerekçesine dayanmış olduğu ve manevi tazminata ilişkin İlk Derece Mahkemesince kurulmayan gerekçeyi kurduğu; böylelikle Bölge Adliye Mahkemesince, davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden tamamen farklı bir gerekçe ortaya konulduğu anlaşılmıştır. Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA,

2. Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.